February 8, 2009 – 3:58 pm
Seçimlere bir az bir zaman kala partiler iyice çığırından çıktı… Öyle ki; artık durdurulamıyorlar… Durdurabilmenin mümkünatı yok… Bugün evden çıkarken kapıyı açınca önüme bir adet beyaz gül düştü… "Bu ne şimdi? Lan yoksa gizli bir hayranım mı adresimi buldu? Bana sürpriz mi yaptı?" gibisinden teoriler üretirken bir de baktım ki; "AKP seçim broşürleri!"… "O ha!" demekten kendimi alamadım… Bunuda mı yaptınız? Artık bir sabah öpülerek uyandırılmaktan korkar hale geldim, şöyle ki;
Devamını Oku… »
February 7, 2009 – 1:23 am
Nisan ayında gelecek olan memurluk sınavım… Yengeç gibi yan yan, adeta çaktırmadan, sinsice, “fiti fiti” bana doğru ilerlerken, her yanım test kitapları, her yanım müsvedde kâğıtlarıyken, yastığımın altından kurşun kalemler, çarşafımın altından silgi parçaları çıkarken, neredeyse yalnızca çay ve sigarayla beslenirken, bir de üzerine yine her zamanki gibi psikiyatristimden "kronik depresyon" tanısını alnımın çatına yemişken siz de tahmin edersiniz ki, hayatımda öyle de çok içinizi açacak gelişmeler yok… Her yanım bunalım, her hücrem adeta saldırmaya hazır bir vahşi hayvan… Uzun süredir yüzüm gülmemişti ki, bu gün Duman’ın yeni albümünü görene kadar… Tabii ki hemen edindim… O kadar sevdim ki, parçaların her biri umduğumdan iyiydi… Ama dedim ya sevgili okur; depresyon… Bir albümle de olsa azıcık mutlu
Devamını Oku… »
February 4, 2009 – 6:34 pm
Çiçeği burnunda bir memur olarak beni en çok zorlayan şey mesai saatleri oluyor… Yeni olduğum için iş de almıyorum… Sabah dokuz akşam beş, vakit öldürüyorum… Tabi bundan sıkılsam da işime de geliyor… Kitap okuyorum, bol bol düşünüyorum, yeni yazılar yazıyorum… Ama bazen sapıttığım da olmuyor değil… Meselâ bugün, okuduğum kitap bitiverince ne yapacağımı şaşırdım… Gözüme çantamda duran kalemim ilişti… İstemdışı olarak baş parmağıma iki çift göz çiziverdim… Gerisi kendiliğinden geldi ve bir erkeğe dönüşüverdi… Bunun adı ne olsun, ne olsun diye düşünürken "Mesaican" olsun deyiverdim… Mesaican’ın yüzündeki gevrek
Devamını Oku… »
January 29, 2009 – 9:20 pm
Fazla söze gerek yok… AKP’nin bugüne dek izlediği siyaseti hep eleştirsem de, Başbakan Erdoğan’ın bugün ki tavrına karşı sessiz kalanın vicdanı sızlar… Arap dünyası ve Türk Medyası utanmalıdır… Bu ikisinin yapması gerekeni Başbakan Erdoğan tek başına yapmayı göze almıştır… Gözlerini bu zirveye dikmiş umutla bakan savaş mağduru küçük çocukların umut dolu bakışları boşlukta asılı kalmamıştır… Vahşete alkış tutan bir salon dolusu alçak Avrupalı’nın alkışları kursaklarında patlamıştır… Daha dün "R. Tayyip Erdoğan, yarın, Davos zirvesinde gözlerinin dolmasına sebep olacak bir konuşma yapacak" deseler inanmazdım…
Devamını Oku… »
January 27, 2009 – 4:51 pm
Azertürk kültürel fondu, Azerbaycan’ın ünlü yazarı Gulam Hüseyin Saidi’nin 75. doğum yılını kutlayarak birinci edebiyat ödül festivalini gerçekleştiriyor… Okurlarımdan bugüne dek birçok yarışmaya katılma konusunda tavsiye ve istek aldım fakat kimi zaman üstüne düşmedim, kimi zamansa "kendimi henüz buna hazır hissetmiyorum" diyerek reddettim… Bu yarışmaya katılarak kendim için de bir ilki gerçekleştirmiş oldum… Azeri halkına olan özel zaafım ve sempatim de bunda büyük etken oldu diyebilirim… Azertürk’ün heykeli dışında ödüller hakkında pek bilgim yok fakat yarışmadan haberdar olmamı sağlayan ve yarışma hakkında her şeyi
Devamını Oku… »
November 16, 2008 – 11:59 pm
Ressam Nihat Kemankaşlı’nın resim sergisi 19 Aralık ta Antalya’da ArtPark Galeride sanatseverlerin ilgisine sunuluyor. 19 Aralık 2008 – 16 Ocak 2009 tarihleri arasında gerçekleşecek olan sergide sanatçının 2008 yılında ürettiği tuval üzerine yeni çalışmaları yer alıyor. Turgay Kantürk, Nihat Kemankaşlı için yazdığı bir yazıda, “Kimi zaman yalınlaştırılmış, indirgenmiş ya da minimal bir ezgi kadar ‘pür’ sayılabilecek işler üretmekten çekinmeyen bir tavır barındırıyor kemankaşlı’nın resimleri. Kimi zaman da tüm bu saydığımız özellikleri koruyarak oluşturduğu biçimleri bir araya getirmekten çekinmiyor. Birer figür gibi okunmasını(şahsen benim de) talep ettiğim biçimleri yan yana ya da karmaşık(mış) gibi görünen bir düzenle bir araya getirmekten söz ediyorum. Kemankaşlı’yı benzerlerinden
Devamını Oku… »
November 14, 2008 – 5:28 pm
Ruhunu kaybeden, Dünyayı kazansa ne çıkar? Sana yürüdüğüm her mevsim bana umut verdin. Yüreğini ellerinin arasına alan bir çocuk gibi beni okunmanı bekledim. İçim, duygularının müsveddesi değil! İçim senin ruhun kadar büyük. İçim senin konuştuğun kadar sesli ve yaşadığın hayat kadar gerçek! Ben salt kâğıt değilim, ben kalem dokunuşları veya Kendisine ezberleteni söyleyen değilim! Sana, bana, başkasına sığamayan coşkuların sahibiyim. İçim taşıyor… Biliyorsun, sonbaharlarda dökülen yapraklar sonsuz baharlarda yaşıyor… Benden bu sayfada olması gereken bir tanıtım yazısı mı bekliyorsun. Ne gerek var. Sen beni benden daha iyi tanıyorsun!
Devamını Oku… »