İş arkadaşı denen şeye saygı duyun, belki içten içe de biraz sevin ama çok sevmeyin,
fazla anlam yüklemeyin, korkularını bilmeyin.
Çünkü korkularını bildiğiniz şahıs artık sizin için herhangi biri olamıyor.
Daha fazlası, daha fazlası demek oluyor.
Sonra gidiyorlar filan bunlar
ya da gitmek zorunda kalıyorlar.
Kalan olmak adama çok koyuyor.
November 24, 2009 – 7:25 pm
İşten eve geldim her zamanki gibi… Asansörde kravatımı hafifçe gevşettim… Aynada kabak gibi parlayan tıraşlı yüzüme bakıp her akşam daha bir yabancılaştığım surata bir kere daha katlandım… Daha geçen akşam berber saçlarımı keserken önüme düşen birkaç ak saç aklıma geldi… "Yanlarım beyaz olsa aslında yakışır" diye geçirdim içimden her erkek gibi… Erkekler her şeyi kendine [...]
Gökyüzünün sonsuzluğuna karşın, açan her bahar için yüreğime menekşe ektim. Kırıkların tamircisi, kalpsizlerin yaratıcısı, camdan kalplerin koruyucusu oldum. Adımı sordular, “ Adım yok! “ dedim… Kalbimde bir sığıntı gibi yaşamayı düşlerken, hâkimi oldular adsızlığımın. Sayfa sayfa akarken şimdi, indikçe yüreğimin derinlerine, adımdan izlere rastlıyorum… Her şeyin adı olduğu bu hayatta, ben adsız olmaktan memnunum diyorum! [...]
Başlıktan da anlaşılacağı üzere böyle karşıladım ben ölümünü… Hiç abartmıyorum… Sabah uyandığım zaman sağda solda gaipten sesler geldi kulağıma, "Michael Jackson ölmüş" diye… Yanlış duymuşumdur diye düşündüm… Sonra servisteki arkadaşlar kendi aralarında konuşurlarken duydum, yine inanmadım… Vardır bir şey altında bunun, öldü diye asparagas çıkmıştır dedim… Ama iş yerine gelip interneti açtığım zaman anladım ve [...]
İçimde garip bir hüzün var son günlerde… Bu sabah serviste giderken camdan dışarıyı izliyordum mesela… Yan tarafta gözüme bir tüpçü kamyoneti takıldı… Öylece, bir süre yan yana yol aldık… Pürdikkat izledim… İçindeki tişörtü yırtık, yüzü kirden kararmış çocuk kamyonetin torpido gözüne vuruyordu hızlı bilek hareketleriyle… Torpido gözünü darbuka yapmış, omuzlarını aşağı-yukarı oynatarak arabada çalan şarkıya [...]
Yazacak o kadar şey birikti ki, anlatamam… Ara ara "Tamamlanacak Yazılar" klasörümdeki yazıları açıp denemelerimi, öykülerimi filan tamamlamanın haricinde pek günlük tutmadım uzun süredir… Madem bu gün Pazar, ben de erkenden karga gibi uyandım ki (Şu an saat 07:58, bu bir mucize) şöyle potpuri tadında, karışık bir günlük yazayım… Erkenden alınan duş ve demlenen çay [...]
February 8, 2009 – 3:58 pm
Seçimlere bir az bir zaman kala partiler iyice çığırından çıktı… Öyle ki; artık durdurulamıyorlar… Durdurabilmenin mümkünatı yok… Bugün evden çıkarken kapıyı açınca önüme bir adet beyaz gül düştü… "Bu ne şimdi? Lan yoksa gizli bir hayranım mı adresimi buldu? Bana sürpriz mi yaptı?" gibisinden teoriler üretirken bir de baktım ki; "AKP seçim broşürleri!"… "O ha!" demekten kendimi alamadım… Bunuda mı [...]
February 7, 2009 – 1:23 am
Nisan ayında gelecek olan memurluk sınavım… Yengeç gibi yan yan, adeta çaktırmadan, sinsice, “fiti fiti” bana doğru ilerlerken, her yanım test kitapları, her yanım müsvedde kâğıtlarıyken, yastığımın altından kurşun kalemler, çarşafımın altından silgi parçaları çıkarken, neredeyse yalnızca çay ve sigarayla beslenirken, bir de üzerine yine her zamanki gibi psikiyatristimden "kronik depresyon" tanısını alnımın çatına yemişken siz [...]