January 14, 2010 – 8:50 pm
Sana yazmayalı ne kadar zaman oldu… Kaç geceye dualarla uyudum, kaç sabaha küfürlerle uyandım hatırlamıyorum… Hatırlamak istiyorum, hatırlayamıyorum… Gelmek istiyorum, gelemiyorum… Çakıldım kaldım kokunun sindiği gıcırdayan yatağıma… Gözlerim istem dışı olarak yatağımın başucundaki sırt çantama takılıyor her sabah… Fermuarı bozuk… Benim hiç valizim olmadı… Sevgili Mirabella; benim yalnızca bir sırt çantam var ve fermuarı bozuk… [...]
April 23, 2009 – 12:08 am
Doksanlı yıllar… Yemyeşil çaylıklar içinden, patika yollardan geçerek okula gittiğimiz günler… Şimdi ne kadar tuhafıma gidiyor bilsen. Nasıl yanımızdan ve hayatımıza hiç müdahale etmeden akıp gitmiş o, azgın dereler… İşte oradalar… Eksiksizler yani tastamam. Uzun burunlu Rize delikanlıları… “Neddiysun” diyerek kavga eden, yalnızca kollarıyla birbirini itip duran… Kavgaları ateşli olur bu yörenin… O yüzden kavgaya [...]
Madalyon Psikiyatri Merkezi kadrosunda görev yapan Prof. Dr. Cengiz GÜLEÇ ile ayaküstü de olsa karşılaşma fırsatı buldum geçen günlerde… Hemen bu fırsatı değerlendirdim ve "Ateşle Yaşamak / Çok Kültürlü Türkiye" adlı kitabını imzalattım… (bkz:1 - bkz:2) Cengiz Bey’in hatırı sayılır süredir hastasıyım… Buna rağmen kendinin etnik kökeni ya da kimliği ile en ufak bir bilgim [...]
March 19, 2009 – 12:32 am
Sevgili Mirabella… Sana sokaklardan fazlasını sunamadım… Kaldırımlara düşen yağmur damlalarından fazlasını da… Kış soğuğunda paçalarımızdan içeri giren egzoz dumanlarının sıcağı yeter sandım… Bu dünyaya ait, ikimizin dünyasına çok uzak arabaların kulağımıza bıraktığı iz… Yanı başımda uyandığın an araladığın perdeden içeri giren sabah güneşi… Ellerinle güneşi yatağıma getirmen, ve tabii ki yine olağanca zarafetinle… Yastığımda bıraktığın [...]
Her gece yarısı yıldızlarla aldatıyorum bu kenti… Ne yapayım? Elimden gelen bu… Sevgili Mireballa… Fark etmişsindir, mektubuma isminle başlamadım ve direkt olarak bir çaresizlik cümlesi kurdum… Zira, adın artık her zaman bir çaresizlik cümlesinden sonra gelecek… Bunu öğrenmeni istedim… Bir kalbi durdurursun, bir erkeği baştan çıkartırsın ama sen de adın gibi biliyorsun ki; içindeki çocuğu [...]
İki yıldır Ankara’da ikâmet ediyorum. Bana göre değil bu didişme ortamı. Yolda yürürken dahi nefes alamadığımı hissediyorum. Eğer bir ülkede inandığınız din bile kavga sebebi olmuşsa ve siz gençseniz gerçekten gözlerinizdeki ışık sönüyor. Çünkü gençsiniz ve ütopyalarınız var. İnanmak istiyorsunuz iyiye ve güzele… Hatta öyle ki sınırsız bir dünya kurulabileceğine olan inancınız oluyor. İskenderun’da yaşadığım [...]
February 10, 2009 – 9:01 pm
Yol çizgilerine gereğinden fazla anlam yükledim belki de… Başıma ne geldiyse bu yüzden geldi… Bu, uyku hali, yazı yazma ve eski kırk beşlik dinleme tutkusu… Seni üşümeye terk ettiğimden bu yana hiçbir şey eskisi gibi değil bende… Bunu bilmen yeterli değil elbette… Bilmen gereken çok şey var… Seni soğuk ve çiğli kente bıraktığımda anladım… En [...]
August 16, 2008 – 6:23 pm
Birkaç gün önce halamlar bizi ziyarete gelmişti… Bir miktar para bırakmışlar bana… Cep harçlığı gibi… İşe girmeme az bir zaman kala iyi geldi bu bana… Alışveriş, uzun süredir zaman ayırmadığım bir şeydi… Bugün Optimum Alışveriş Merkezi’ne gittim… "Bir bakayım, ne var ne yok?" diyerek… Neler alsam? diye, düşünürken hiçbir şeye ihtiyacım olmadığını fark ettim… Ne tuhaftır? [...]