headermask image

header image

Author Archives: Cihan TEKİN

Mirabella’ya mektuplar - IV

Sana yazmayalı ne kadar zaman oldu… Kaç geceye dualarla uyudum, kaç sabaha küfürlerle uyandım hatırlamıyorum… Hatırlamak istiyorum, hatırlayamıyorum… Gelmek istiyorum, gelemiyorum… Çakıldım kaldım kokunun sindiği gıcırdayan yatağıma… Gözlerim istem dışı olarak yatağımın başucundaki sırt çantama takılıyor her sabah… Fermuarı bozuk… Benim hiç valizim olmadı… Sevgili Mirabella; benim yalnızca bir sırt çantam var ve fermuarı bozuk… [...]

Canın Sağ Olsun Bukowski…

İşten eve geldim her zamanki gibi… Asansörde kravatımı hafifçe gevşettim… Aynada kabak gibi parlayan tıraşlı yüzüme bakıp her akşam daha bir yabancılaştığım surata bir kere daha katlandım… Daha geçen akşam berber saçlarımı keserken önüme düşen birkaç ak saç aklıma geldi… "Yanlarım beyaz olsa aslında yakışır" diye geçirdim içimden her erkek gibi… Erkekler her şeyi kendine [...]

Adı Yok 48 çıktı!

Gökyüzünün sonsuzluğuna karşın, açan her bahar için yüreğime menekşe ektim. Kırıkların tamircisi, kalpsizlerin yaratıcısı, camdan kalplerin koruyucusu oldum. Adımı sordular, “ Adım yok! “ dedim… Kalbimde bir sığıntı gibi yaşamayı düşlerken, hâkimi oldular adsızlığımın. Sayfa sayfa akarken şimdi, indikçe yüreğimin derinlerine, adımdan izlere rastlıyorum… Her şeyin adı olduğu bu hayatta, ben adsız olmaktan memnunum diyorum! [...]

Keriman, ölüler ve kayıp mektup

Doksanlı yıllar… Yemyeşil çaylıklar içinden, patika yollardan geçerek okula gittiğimiz günler… Şimdi ne kadar tuhafıma gidiyor bilsen. Nasıl yanımızdan ve hayatımıza hiç müdahale etmeden akıp gitmiş o, azgın dereler… İşte oradalar… Eksiksizler yani tastamam. Uzun burunlu Rize delikanlıları… “Neddiysun” diyerek kavga eden, yalnızca kollarıyla birbirini itip duran… Kavgaları ateşli olur bu yörenin… O yüzden kavgaya [...]

Ateşle yaşamak…

Madalyon Psikiyatri Merkezi kadrosunda görev yapan Prof. Dr. Cengiz GÜLEÇ ile ayaküstü de olsa karşılaşma fırsatı buldum geçen günlerde… Hemen bu fırsatı değerlendirdim ve "Ateşle Yaşamak / Çok Kültürlü Türkiye" adlı kitabını imzalattım… (bkz:1 - bkz:2) Cengiz Bey’in hatırı sayılır süredir hastasıyım… Buna rağmen kendinin etnik kökeni ya da kimliği ile en ufak bir bilgim [...]

Mirabella’ya mektuplar - III

Sevgili Mirabella… Sana sokaklardan fazlasını sunamadım…  Kaldırımlara düşen yağmur damlalarından fazlasını da… Kış soğuğunda paçalarımızdan içeri giren egzoz dumanlarının sıcağı yeter sandım… Bu dünyaya ait, ikimizin dünyasına çok uzak arabaların kulağımıza bıraktığı iz… Yanı başımda uyandığın an araladığın perdeden içeri giren sabah güneşi… Ellerinle güneşi yatağıma getirmen, ve tabii ki yine olağanca zarafetinle… Yastığımda bıraktığın [...]

Oha! Michael Jackson ÖLMÜŞ!

Başlıktan da anlaşılacağı üzere böyle karşıladım ben ölümünü… Hiç abartmıyorum… Sabah uyandığım zaman sağda solda gaipten sesler geldi kulağıma, "Michael Jackson ölmüş" diye… Yanlış duymuşumdur diye düşündüm… Sonra servisteki arkadaşlar kendi aralarında konuşurlarken duydum, yine inanmadım… Vardır bir şey altında bunun, öldü diye asparagas çıkmıştır dedim… Ama iş yerine gelip interneti açtığım zaman anladım ve [...]

Mirabella’ya mektuplar - II

Her gece yarısı yıldızlarla aldatıyorum bu kenti… Ne yapayım? Elimden gelen bu… Sevgili Mireballa… Fark etmişsindir, mektubuma isminle başlamadım ve direkt olarak bir çaresizlik cümlesi kurdum… Zira, adın artık her zaman bir çaresizlik cümlesinden sonra gelecek… Bunu öğrenmeni istedim… Bir kalbi durdurursun, bir erkeği baştan çıkartırsın ama sen de adın gibi biliyorsun ki; içindeki çocuğu [...]