Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-settings.php on line 472

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-settings.php on line 487

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-settings.php on line 494

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-settings.php on line 530

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-includes/cache.php on line 103

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-includes/query.php on line 21

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-includes/theme.php on line 623

Deprecated: Assigning the return value of new by reference is deprecated in /home/parantez/public_html/blog/wp-content/plugins/simple-tagging-plugin/simpletagging.php on line 55
Cihan Tekin Kişisel WEB Blog » Blog Archive » Yalnız F. Kızılok doğruyu söyledi
headermask image

header image

Yalnız F. Kızılok doğruyu söyledi

Gecenin bir yarısı kalktı yatağından. Işığı açma ihtiyacı duydu. İçindeki histerik belirsizlik duygusundan öte… Gövde gösterisi yaparken anılar beyninde provokasyona gelmemek için direniyordu. Daha fazla görmezlikten gelemedi yüreğindeki arızalı duyguyu. Yanı başındaki telefona uzanarak en yakın arkadaşını aradı. Arkadaşı işe başladığı için uzun süredir görüşememişlerdi. Buluşmaya çağırsa bile gelemeyecekti çünkü, işleri çok yoğundu. Telefon uzunca çaldıktan sonra arkadaşının ‘ Alo! ‘ demesine bile fırsat vermeden konuşmaya başladı:

- Birinin gönlünü almak istiyorum ve seni seçtim!

- Ne diyorsun dostum? Hiçbir şey anlamıyorum.

- ‘Birinin gönlünü almak!’ diyorum.

- Delirdin mi sen? Gecenin bir yarısı bu da neyin nesi?

- … ; ” Bizim kuşağı hatırlasın değil mi? Baharın o cazip havasına kapılmışken kısırlaştırılan köpekleriz biz. Bir noktadan sonra çoğalamadık sende biliyorsun. Nokta koydular yaşama sevincimize. Kırılgan çocuklar olduğumuzu göremediler. Uzun saçlarımızın ardına saklanmış büzük dudaklı ve ağlamaklı erkek çocuğunu oraya hapsettiler. İşte, bak! Hala orada durur ama kimse görmez. Tam saçlarımın dibinde. Saçlarımı üçe vurdurup askere gittiğim zaman da göremeyecekler.Üniversite  tuvaletinde boğazıma bıçak dayayıp saçlarımı kesmem için tehdit eden ahmaklar da fark edememişlerdi. Sırf o çocuğu korumak için kesmemiştim saçlarımı ertesi gün. Bunu fark ettiklerinden olsa gerek, müdahale etmediler bir daha yıpranmış saçlarıma.

Bu arada sen bakma onlara ‘yıpranmış’ dediğime. En müstehcen rüzgarlarda en dindar dansı yaptılar salınarak… En tutkusuz parmakların arasından kayarken bile teslim bayrağını çekmediler. Her daim müptelaydılar maneviyata. Üniformalı anti-panteistler düşlerimize el koyduklarını açıklarken televizyonda yine parmak aralarımda onlar vardı. O günden sonra hiçbir şey iyiye gitmedi. Düşler işkence gördü… Ve bembeyaz sırıtkan dişler arasında çiğnenip gittiler. Okul dediğin şey insanın önünü tıkar mı örneğin? Kaç genç hayalin mağlubiyetine ev sahipliği yaptı müsamahasız Endüstri Meslek Liseleri… Kağıt üzerinde kalem, tuval üzerinde fırça tutacak kaç el makine yağları arasında nasır tutmaya mahkum edildi?

Bu yüzden kaç aşk istem dışı sona erdi. Kendi geleceğini belirleyemeyen genç nasıl cevap verecekti denetim kurulu edasında başına dikilmiş katı toplum kurallarına. İşte, o günden sonra aşklarda istem dışı paraya meyil duymaya başladı.

Söyler misin? Bize o tarihten sonra hangi siyasetçi doğru söyledi?

Neozoik bir heykel gibi tüm asaleti ile beyaz perde de doğan siyah / beyaz filmlerin üzerine gelen seviyesiz ve pornografik filmlerin suçlusu kim? T.P.A.O.Batman Orkestrasından sonra hiç yakıştı mı arabesk kültür bu ülkeye? Hadi ÇAMAN, Ali POYRAZOĞLU, Arzu OKAY, Bülent KAYABAŞ, Aydemir AKBAŞ gibi geçinebilmek için seks filmlerinde oynamış kaç sanatkar var biliyor musun? Üstelik arabeskçiler beyaz perdeyi adalete tecavüz edercesine ele geçirmişken…

fikret kızılok

Bize yalnız Fikret KIZILOK doğruyu söyledi…

Yemyeşil şarkılarla, bir yetimhaneden gece vakti yükselen ‘’anne’’ haykırışları gibi bir tek o doğruyu söyledi… Yasallaştırılmak hiç mi hiç yakışmayan şarkı sözlerinde bize yalnız o doğruyu gösterdi… Ama biz duymadık… Duysak bile bir şey yapamamanın ruhumuza getirdiği rutubet içinde kuruduk gittik. Ben vicdan azabı duyuyorum. Birilerinin gönlünü almak ve borcumu ödemek istiyorum… İçim rahat değil… Şimdi, bana gönlünü verir misin? Onu alacak halim bile yok yalvarırım! ‘’

-Sen iyi değilsin dostum. Şimdi uyumam gerek, sabah patron fırça çekecek yoksa.

-Hatırlar mısın hayallerimizi? Sen yazar olacaktın, ben ise müzisyen.

-Sen gitar mı çalıyorsun bu saatte… Yok, anladım… Sen adam olmayacaksın!

-Hay aksi şeytan! Duydun demek! Gitar çalmaktan nasır tutmuş parmaklarım tamam da… Bunca kanama içinde çıkan bu güzel sesler de neyin nesi şimdi? Tam alışmışken boğazıma kadar batmaya! Şimdi yine hayallerime teşvik edecekler beni. Azmettirici olacak notalar. Katilimi beklemeye koyulacağım. Haydi sen uyu şimdi / Ben ise ölmeyi bekleyeyim!

 
ŞehirRock Dergisi 9. sayı da yayımlandı…

*
* (Gizli tutulacak)