headermask image

header image

Mirabella’ya mektuplar - II

Her gece yarısı yıldızlarla aldatıyorum bu kenti… Ne yapayım? Elimden gelen bu… Sevgili Mireballa… Fark etmişsindir, mektubuma isminle başlamadım ve direkt olarak bir çaresizlik cümlesi kurdum… Zira, adın artık her zaman bir çaresizlik cümlesinden sonra gelecek… Bunu öğrenmeni istedim… Bir kalbi durdurursun, bir erkeği baştan çıkartırsın ama sen de adın gibi biliyorsun ki; içindeki çocuğu aldırmanın imkânı yok… Bunun içindir ne kadar büyüsek de ağlamamız ve kırılmamız… Kabul ediyorum, canımı yaktın… Ama yapabilirim… Küçükken, babamın sırtına çullanıp atçılık oynayamadım… Şimdi, sırtıma binmiş şeytanlar… Seni ve bin bir türlü pisliği aklıma sokuyorlar… Ama yapabilirim… Evet, yapabilirim; Bir trene binebilir ve camdan denize bakabilirim… Yatağımı ısıtabilirim, bir çocuğu sevindirebilir ve sağ omzu yaralı, esmer tenli bir güvercini iyileştirebilirim… Şeytanlar sevgisizliğimi mazeret edinip çok geldiler üstüme… Onları ve seni yenebilirim… On dört yaşımda ilk öpüşmemi yaşadığım sarışın, şehirli kızın kasıklarıma yaydığı haz duygusuna havale ederim seni ve geçerim… Birkaç kızın memesinden daha doğmamış çocuğuma kan sağabilirim… Bir tren camından bakarım ve Bodom’un Çocukları tırmalar kulağımı… Kendimi bulurum… Senin canın sağ olur, ben ardıma dâhi bakmam, yürürüm…

Bu sabah mı;
Boş ver, lanet olasıca bu sabahı… Güvercinler konmadılar pencereme zaten… Uçup gittiler, seni ardımda bırakıp kat ettiğim sisli yollara doğru… Yol çizgilerinden sıkılıp küçük bir zaman aralığında gökyüzüne bakan birkaç şehirlerarası yolcunun umudu olmaları gereklidir belki… Tıpkı senin gibi… Kanatlarını çektin tırnak kenarları yenmiş ellerimden… Benim suyum bundan böyle kırmızı, göz kapaklarım mor, ellerim koyu mor… Ben bedenime yeryüzünde biçilmiş rolü çoktan kaptım… Artık salt ruha bürünmeyi beklemek zamanım…

Şimdi sen düşün;
Kimin sırtını çizecek, Tanrı’nın doğuştan törpülediği narin tırnakların… Kime umut olacak gökyüzünü işaret eden kirpiklerin? Kimin için milyonlarca kez kapanıp açılacak şeffaf göz kapakların? Cidden merak ediyorum; Hangi bir erkeğe daha kin kusturacak anılarımda boynumda, şu saniyelerde ise zihnimde dolaşan yılan dilin? Acısam mı sana yoksa ağlasam mı? Bir beden daha isteyip Tanrı’dan yalvar yakar, tekrar mı doğsam bedenine bir kahraman gibi… Bir kahraman harcamaya daha vaktin var mı?

Her şey anlamsızlaşıyor… Her şey;
Ne zaman yazmaya kalksam hep bir harfim eksik… Adının baş harfi incinir diye korkuyorum… Bir kadın neden bu kadar güzel olur ki? Böyle amaçsız, böyle başı boş… Çok güzelsin… Gereğinden fazla güzel… Bir noktadan sonra her şey gibi anlamsızlaşıyorsun… Girdabında kaybolmak öyle acı verici, öyle güzel ki… Bir kış günü soğuktan akan burnunu şiirlerimle silmek… Yine, inadına, isteyerek ve bilerek göğsünde gülerek ölmek… Gülmek ve yürümek… Şeytanın mızrağına, uçları sivri tırnaklarına tam kalbimi denk getirerek…

18 Yorum Var

  1. “Bir beden daha isteyip Tanrı’dan yalvar yakar, tekrar mı doğsam bedenine bir kahraman gibi… Bir kahraman harcamaya daha vaktin var mı?”

    insanın içini donduran cümleler…şahane!

    1. irglova7 Yazmış September 1st, 2009
  2. ne diyebilirim?siteniz çok hoş gerçekten.adı yok dergisinde okudum sizi ilk defa ve internet sitenize öyle ulaştım.iki sayfalık o kadarcık bir yazıyla sınırlı olmadığını biliyordum.1 saat 20 dakikadır sitenizdeyim sanırım.bundan böyle yakanızdan kolay düşmem.

    2. ışın Yazmış February 12th, 2009
  3. yine yeniden….
    satırlar ve mektuplar…
    dediğin gibi, bazen hepimizin zamanı olur, zamanın…

    3. Cemali Safa Yazmış January 27th, 2009
  4. Ben bedenime yeryüzünde biçilmiş rolü çoktan kaptım… mükemmelsin yaa!..

    4. nuray Yazmış January 27th, 2009
  5. dostum nerde kaldın ya özlemişdik yazılarını bu yazını Kerem Çotala arkadşımızın seslendirmesini isderim açıkçası. Her zamanki gibi hariasın bizi sensiz bırakma.

    5. Mert Yazmış January 24th, 2009
  6. Sevgi öyle bir duygudur ki, verdikçe artar, paylaşıldıkça büyür.

    6. Kyren Yazmış January 23rd, 2009
  7. belliki yazılan her yazı sahibinden eser taşıyor,allah o güzelliği hiç bozmasın inşallah

    7. gül Yazmış January 23rd, 2009
  8. Dostum;

    Unuttum sanma… Okumaya aşıksak, yazmaya aşıksak, ne okuyanı unuturuz, ne de yazanı… Ne okuyan bizi unutsun isteriz ne de yazdıklarımızı…

    Sakın kızma bana.. (Hayırdır gene ne buldun len mito!! ) Bak işte:

    “Bir tren camından bakarım ve Bodom’un Çocukları tırmalar kulağımı… Kendimi bulurum… Senin canın sağ olur, ben ardıma dâhi bakmam, yürürüm…”

    Bu cümlenin geçtiği paragrafı komple almadım sadece bu kısmı yeterli sanırım. Sorun şu: Bir insan nasıl olur da hem trende seyahat halinde olur, trenin camından dışarıya, denize bakar hem de “ben ardıma dâhi bakmam, yürürüm…” deki cümle sonuna göre “yürür”

    Trenin neresinde yürüyosun :D:D

    Cihancım saygılarımı sevgilerimi sunuyorum. En derin muhabbetler dileğiyle kardeşim :D

    8. Mithat T. Sinanovalı Yazmış January 23rd, 2009
  9. uzun zamandan sonra beklenen, özlenen yazı..
    ”Girdabında kaybolmak öyle acı verici, öyle güzel ki…”

    çok güzel. :)

    9. ^^ Yazmış January 23rd, 2009
  10. ”Zira, adın artık her zaman bir çaresizlik cümlesinden sonra gelecek… Bunu öğrenmeni istedim… ”
    ßu cümle çuk hoşuma qitti.
    sağLık oLsun yüreqine (:

    10. XsiR Yazmış January 21st, 2009
  11. Bir sevgili olur esmer teni seten tadı verirse … Kirpikleri delerse kalbi … Öldürürse tüm vaktini acımasızca ne sırtında akan kanın izi kalır nede mor göz altların yalnızca sitresle geçen yıldız nehri geceler …. Eywallah Cihan güzel yazı …

    11. lamburlumbur Yazmış January 18th, 2009
  12. :) bunu iki nokta ve parantez olarak algılama yüzümdeki tebessümün yansımasıdır bu… hüzünlü bir yazı ama mutlu etti beni.. geldin, hoş geldin, hoşça kal (:

    12. betül Yazmış January 17th, 2009
  13. soundtrack’de süper olmuş..üstünde çok durulan bir filmin pek önemsenmeyen sesi…Ama sen gereken değeri burada vermişsin:)

    13. ucanteneqe Yazmış January 17th, 2009
  14. Uzun süredir diğer yazdıklarını okuyordum.(diğer yazdıklarına eskiler demicem,okudukça yeni anlamlar kazandırıyorlar çünkü)
    Mirabella iyi geldi neyse Mirabella güzel olmuş,saol.
    “Zira, adın artık her zaman bir çaresizlik cümlesinden sonra gelecek…” dedirtmek …

    14. ucanteneqe Yazmış January 17th, 2009
  15. Kaybetmenin böylesine can feda
    veee hoş geldin
    çok özlemek

    15. sakli Yazmış January 17th, 2009
  16. son paragrafı beni benden aldı resmen (: çok özlemişim be bunları.hemen yazıcımı bilgisayarıma geri tanıtma ihtiyacı hissettim (:

    Bir kış günü soğuktan akan burnunu şiirlerimle silmek…

    16. leman Yazmış January 17th, 2009
  17. Özlemişiz be, vallahi özlemişiz!

    17. Siya Siya Yazmış January 17th, 2009
  18. gönlümde yatan mirabella için her sabah ”Her şey anlamsızlaşıyor… Her şey;
    Ne zaman yazmaya kalksam hep bir harfim eksik… Adının baş harfi incinir diye korkuyorum…”

    mektuplar hiç bitmesin..

    18. tuba Yazmış January 17th, 2009
*
* (Gizli tutulacak)