Çikolatayı kıza uzattığı anda bir arka sokakta uyuşturucu uzattı karanlık yüzlü adam başka bir çocuğa…
Bu sahneyi bir film izler gibi bir tek Tanrı izledi… Yine kimseye bir şey söylemedi…
Film sahneleri anlatılmazsa güzeldi…
Karanlık ve puslu şehrin ara sokaklarında yürüyordu adam… Nereye başını çevirse aynı kısır döngü… Travestilerle pazarlık yapan ”beyaz şahin” den uzatılan para, eczanede ki çocuğun babası için aldığı ilacın parası ile aynı anda alıcısına uzatılıyordu… Her paranın üstünde aynı güzel suret ama aynı asık yüz… O suretle birlikte aynı utancı paylaşan adam evinin kapısına geldi… Kapıda kızı çikolatasını bekliyordu…
—‘Babam geldi’ diye bir sevinç cümlesi döküldü küçük kızın kırmızı dudaklarından…
— Çikolata getirdin mi baba?
***
Sahnenin başka bir sokağında tinerci çocuklar bir adamı bıçakladı ve telefonunu alıp koşmaya başladılar… Adam çok kan kaybediyordu ve ölmek üzereydi… Aynı sokakta ise yeni evli bir çift ilk gecelerini yaşıyordu… Bir oyuncu çekiliyordu sahneden ve yenisinin iş başvurusu gerçekleşiyordu… Sesler birbirine karıştı bir anda…
— Evet aşkım… Doldur… Evet.. Çok güzel…
Sokaktan gelen acı çığlık duvarlarına zevk işlemiş evin duvarlarından geçmiyordu…
— Çok kan kaybediyorum biri yardım etsin…
— Evet, aşkım çok güzel… Ahhh…
—Biri yardım etsiiiiiinnnn!
—Evet, çok güzel. Oh!
—Ölüyoruuummmm… Biri yardım etsin…
Boşluk doldurmaca sahnesi tüm ihtişamı ile devam ederken adam öldü… Genç evli çift boşluğu doldurdu… On dakikalık zevk seremonisi yine görevini başarıyla tamamlamıştı… Biri gitti, bir diğeri davet edildi… Tüm bunlar olurken tinerci çocuklar çoktan polise yakalanmanın korkusu ile önlerine gelen ilk dolmuşa binip başka bir sahneye doğru yol almışlardı bile… O anda muavinden bir ses yükseldi…
- ” Boşlukları dolduralım beyler! ” …
Ve boşluklar dolduruldu
***
Tüm figüranlar parasını kendi çabası ile alıyordu bu filmde… Artık film tüm akıcılığı ile devam edebilirdi… Roller değişiyor, eksikler dolduruluyor, filmin başrol oyuncusu elden ele rolüne devam ediyordu… Her sahnesinde o vardı bu puslu ekranın… Kızına çikolata alan adam ile bakkal arasında, beyaz şahinden travestiye uzanan kol arasında, uyuşturucu satın alan çocuk ile satıcı arasında, eczaneden ilaç alan çocuk ile eczacı arasında hep aynı yüz görünmüştü… Tüm bunları bir tek izleyici görmüştü… Kimseye söylemedi yine… Ertesi gün ve bir ertesi gün… Herkes rolünden habersiz… Yıllarca bu film böyle sürecekti…
Kimsenin ruhu duymasa bile aslında birkaç yüzyıldır bu film böyle sürmüştü… Başrol oyuncusunu keşfeden yetenek avcısı ” Lidyalılar” bile ölmüştü… O anı da bir tek ” izleyici görmüştü ”… Ama onlara da söylememişti… İzleyici, Bir tek izleyicisi olan bu filmden sıkılıp televizyonun fişini çekene kadar bu film en iyi drama tahtına adaydı… Figüranlardan bir tek ‘’Adam’’ başrol oyuncusundan rahatsızdı… Başrol oyuncusu kızına çikolata aldığı an ki kadar temiz ve kirlenmemiş değildi… Bir tek o hissediyordu başrol oyuncusunun torpilli olduğunu… Ama kimseye söylemiyordu… Tek izleyiciden korktuğu için değil… Çünkü en sevdiği sahneye sıra gelmişti… Bu sahneyi bozmak istemedi…
Gecenin karanlığında, sokaklarda filmin diğer sahneleri çekilmeye devam ederken yerinden kalktı ‘’Adam’’… Koridordan geçti ve kızının odasına geldi… Kız uyuyakalmıştı… Dudak kenarları çikolata içindeydi ve melekler gibi uyumaktaydı… Gözünden süzülen bir damla yaş kız çocuğunun dudak kenarına düştü… Boynuna doğru süzülmeye başladı… Gözyaşı çikolataya karışmış ve kahverengi rengini almıştı…
-‘İşte! Dedi ‘’Adam’’:
‘’ Şu tatlı çikolata ile tuzlu gözyaşım gibisin kızım… Yakışmıyorsun bu filme… Şu tatlı siluetin olmasa, boynuna senden habersiz süzülen karışık gözyaşım gibi süzüleceksin diğer âleme… Sıranın sana gelmesini bekleme kızım… Lütfen bekleme…
’’ SUS-MA…SÖYLE ”İNSAN” LARA…














Bir Yorum Var