
www.hipnozonline.com
http://www.myspace.com/hipnoz
http://www.myspace.com/melisbalcilar
Selam, Melis. Hipnoz’un tarzı hakkında çeşitli söylentiler var. Elektronik, Pop, Rock, Punk. Siz müziğinizi nasıl tanımlarsınız? Tarz konusunda keskin sınırları olan bir grup gibi değilsiniz sanki…
Kesinlikle öyle. Biz kendi sevdiğimiz sesleri, kulağımıza hoş gelen düzenekler içinde harmanlıyoruz diyebilirim. Müziğimiz özgürlüğümüz ve özgünlüğümüzdür; bizim kokumuzu taşımalıdır dinlerken, başka şeylere benzememelidir tadı.. Bu açıdan bakınca bir tarz başlığı altında sınıflayamayız müziğimizi ama rock izinde ilerleyen, elektronik altyapılı, trip-hop vb. kültürlerden de beslenen kalabalık bir kitaptır bu ortaya çıkan.. Yer yer çok karanlık ve rahatsız edici sesler, enerjik ama aynı zamanda utangaç ve tutkulu, bazen çok öfkeli, sert ama aynı zamanda her daim kırılgan ve içine kapanmaya çok müsait duyguların sessiz çığlıdır notalarımıza düşenler.. Ve tarzdan ziyade, asıl önemli olan dinlerken size ne hissettirdiğidir. Kulak kabartınca herkez içerisinde farklı bir yüz, farklı bir yüzleşme, kendince bir tını ve anlam yakalayabilir müziğimizin; o yüzden bu hikayeye isteyen herkez dahil olsun isteriz.. Müzik paylaştıkça güzelleşir ve anlam kazanır ne de olsa..

Besteleriniz haricinde yaptığınız coverlar da oldukça başarılı. Hatta öyle ki, hakkınızda araştırma yaparken bazı portallarda besteleri olan bir gruptan öte cover grubu olarak anıldığınıza şahit oldum. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?
Aslında tam da aksine, beste grubu olarak anıldığımızı düşünüyorum ben, çünkü Hipnoz’un oluşum sebebi zaten kendi bestelerini icra etmektir. Sahnede elbette türlü coverlarda çalıyoruz, bu zaten işin olmazsa olmazı ülkemizde, ama onların yanında ilk günden beri hep kendi şarkılarımızı da çaldık biz. Hipnoz’u dinlemeye gelen herkezde bunun bilincinde olarak geldi konserlere. Hatta çoğu zaman coverlardan daha çok istek aldı kendi şarkılarımız diyebilirim. İnsanın yoktan varettiği, kendine ait şeyleri sunması bize göre çok daha büyük bir mutluluk. Ama cover çalmakta bizim için büyük zevk, çünkü Hipnoz şarkılarını nasıl oluşturuyorsak, çaldığımız coverları da aynı özenle şeçmeye ve düzenlemeye çalışıyoruz. "cover" demek bir şarkıyı kendince kılıflandırmak, yönetmek ve yeniden ruhvermek demektir. Bugün baktığımız zaman bir çok grup "cover" adı altında parçaları birebir, kendinden birşey katmadan yorumluyor. Biz bu alışılmışlığı bir şekilde kırmak, şarkıların altına bir parça da olsa kendi imzamızı atmak, çeşitlendirmek istiyoruz çünkü taklit etmeyi sevmeyen bir ruh yapımız var.. Hepsinden önemlisi bunu yapmayı seviyoruz çünkü dediğim gibi müziğimizle ifade ediyoruz kendimizi ve bastığımız her nota parmak izimiz gibi. Şu ana kadar da çok güzel yorumlar aldık. Bu açıdan bakarsak, bu da önemli bir başarıdır bana göre.

Şarkılarınız deneysel soundları haricinde sözleriyle de dikkat çekici. Nelerden etkileniliyor bu sözler yazılırken? Merak ediyorum.
"Müzik söylenemeyeni, ama sessiz de kalınamayanı anlatıyor" demiş Victor Hugo. Aslında bu cevabın net özetidir. Ama biraz açmak istersek eğer; elimizde tuttuğumuz en keskin kılıcımızdır söz ve müzik. Bu yüzden içerisine hayata dair tepkilerimizi, acılarımızı, kaoslarımızı, sahteliklere duyduğumuz öfkeyi ve alaycılığı, yüzleşmeye korktuklarımızı, hayallerimizi, dillendiremediklerimizi, bize dayatılmaya çalışılanları, çoğul yalnızlıklarımızı, hayatın trajedisini-komedisini ve daha benzer nicesini koymayı seviyoruz. Herşeyi direkt söylemeyi sevmeyen bir tarzımız var ve dolaylı anlatım yollarını tercih ediyoruz sözlerde.. Kısacası, aslında temelinde herkeze çıkan duyguların kapılarını açmaya çalışıyoruz bir bakıma, çünkü kendimizi böyle ifade etmeyi seviyoruz.. Kendimizi müziğin kanına karıştırdığımız harflerle tanımlamayı seviyoruz..
Kendinize ait bir stüdyonuz olduğunu biliyoruz. Studio Fanus… Neden bir albüm değil de, demo? Hazır stüdyonuz da var… Buna hazır hissetmiyor musunuz kendinizi? Yoksa yeraltında kalmaktan memnun musunuz?
Bu son 1 yıldır en fazla duyduğumuz soru aslında. Öncelikle artık albüm yapmak ne yazık ki marifet değil. Şimdi herkez kendine kolaylıkla bir şirket kurup albümünü basıyor, dağıtıyor dağıtamıyor o ayrı, ama sonuç olarak iki günlük bir grup bile bizim albümümüz var diye ortaya çıkabiliyor. Müzik marketlerin rafları da bu yüzden artık mezarlık gibi çünkü çoğu albüm ölü doğuyor. Niceliksiz, hazırlıksız, müzikaliteden uzak.. İyi bir albümün varsa ve insanlara yeterince iyi tanıtıldıysan, destek gördüysen bu da seni konserlerde, festivallerde öncelikli tercih haline getiriyor. Yani bir çeşit imza, kılıf gibi malesef artık albüm dediğimiz şey. Yoksa müzik yine teknolojik ortamlardan dinleniyor ve tüketiliyor. Bu yüzden biz de bir an önce albümümüz olsun diye aceleci davranmıyoruz ve müziğimizi yapmaya devam ediyoruz. Yaptığımız işe çok fazla saygı duyuyoruz ve detaylar üzerinde çok çalışıyoruz bir parçanın düzenleme aşamasında. Yaptıklarımızı tamamen içimize sindirmek, "evet, bu şarkılar artık tamamdır" dedikten sonra, ki şu sıralar geldiğimiz nokta budur, bunu işini gerçekten iyi yapan bir prodüktör ve plak şirketiyle ortaya sunmak istiyoruz. Bu konuda da görüşmelerimiz devam ediyor, o yüzden bekleyip göreceğiz..
İnternet sitenizde yeni projeler kapsamında, Cem Adrian ile "Aşktan Korkma" isimli bir parçada düet yapacağınızı okudum. "Yeni projeler kapsamında" kısmına takıldım. Bu, bir şarkılık bir proje mi yoksa daha fazlası var mı?
Cem Adrian bir albüm yapıyor ve bizden ona ait istediğimiz bir parçayı seçip kendi tarzımızda coverlamamızı istedi. Bizde “Aşktan Korkma”yı seçtik ve kendimizce yoğurduk. Vokalleri de birlikte düet şeklinde söyleyeceğiz. Şimdilik görünen kısmı bu, yani bir şarkılık proje, ama ilerisi için daha farklı şeyler de olur mu şimdilik bilemem..
Konserler nasıl gidiyor? İlgi ne düzeyde? Sizi en yakın zamanda nerelerde izleyebileceğiz?
Şimdi yaz dönemi olduğu için fazla konserimiz olmuyor, malum çoğu yer yazlık mekan konumuna geçti ve kapalı yerlere gidilmiyor. Ama bu sene İstanbul harici Bandırma, Bursa, Kocaeli, Eskişehir, Kayseri gibi çeşitli yerlerde de konserlerimiz oldu. Şehir içi ve şehir dışında çeşitli bahar şenliklerinde çaldık ve oralarda gördüğümüz ilgi, alaka, destek bizi fazlasıyla mutlu etti. Bir bakıma da şaşırttı diyebiliriz aslında çünkü bu kadar yoğun bir ilgiyle İstanbul’da bile karşılaşmamıştık daha önce. Özellikle küçük şehirlerdeki o duygusal, müziği gerçekten severek, hissederek, mutlu olmak için dinleyen bozulmamış insan profilini gördükten sonra daha da heyecanlanıp, şevkleniyorsun. Bir müzisyen için bunlar çok önemli dinamikler.. Bir de “Kukla” isimli parçamıza çektiğimiz video klip müzik kanallarında dönmeye başladıktan sonra ilgi biraz daha fazla arttı. Daha fazla insan bizi tanıdı, takip etmeye başladı.. Yakın zamanda ise şimdilik görünen bir konser tarihimiz yok. Şu sıralar düzenli çaldığımız bir mekan da yok dediğim gibi. Ekim ayından itibaren başlar konserler diye tahmin ediyorum. Biraz ucu ucuna da çıkabiliyor, o yüzden konserlerimize gelmek isteyenler internet sitemizden takip ederlerse mutlu oluruz.
Hipnoz hakkında araştırma yaparken bir şey dikkatimi çekti. Grupta en öne çıkan isim seninki olmuş. Melis Balcılar eşittir, Hipnoz gibi bir şeye dönüşmüş. Diğer grup elemanları bundan rahatsız olmuyor mu?
Dışarıdan öyle görünüyor olabilir, çok da farkında değilim aslında. Ama öyleyse bile bunun için özel bir çaba harcamıyorum en azından. Hipnoz adı altında bir bütünü temsil ediyoruz sonuç olarak. Sahnede dört kişi birlikte birşeyleri ortaya koyuyoruz. Kaldı ki grupta tek bayansan ve solist isen, zaten ister istemez öne çıkmış oluyorsun. O yüzden kimsenin rahatsızlık duyduğunu da sanmıyorum aslında.
Peki, hiç mi bir konuda ters düştüğünüz, kendinizi kavga ederken bulduğunuz olmuyor?
Olmaz mı, o kadar çok oluyor ki hem de.. Müzik, hayata bakış açıları, zevkler, renkler.. Bir çok açıdan farklı düşündüğümüz konular oluyor. Bir kere ters düşmek demek zıt ya da ayrı fikirler barındırmak demek bence. Bu da aslında iyi birşey bir bakıma çünkü o anlarda durup farklı açılardan bakmayı ve anlamayı deneyebilirsin olan bitene. Bu da fikirlere çeşitlilik kazandırır. Özellikle de müzik yaparken. Kaldı ki bu bir grup müziği sonuç olarak ve bu şekilde parçalanıp, sonra orta noktaya yaklaşarak bir bütünü oluşturuyoruz zaten.

Benim de severek dinlediğim gruplardan olan Arşmahal’in "Şehrin Anları" isimli şarkılarına çektikleri video klipte izledik seni. Kameraya çok uyumlu bir yüzün, melankoliye akıl almaz derecede yakışan bir duruşun var. Bu benim şahsi fikrim tabi… Hipnoz projeleri harici yine kamera karşısına geçmeyi düşünür müsün?
Teşekkür ederim, bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum o halde… Melankoliye yakışan duruş dediğin şey içimdeki melankolinin kendiliğinden dışarı taşması durumuyla alakalı olsa gerek bu arada. Beden dili, içinde yaşattığı birçok farklı ruhu ve karakteri çok daha rahatlıkla ortaya çıkarabiliyor sanırım.. Arşmahal’in klibinde oynamak ise benim için çok güzeldi. Kendi projelerim dışında herhangi bir klipte oyuncukluk yapmak gibi bir düşüncem yoktu aslında. Onlar beni Barışarock festivalinde sahnede izlemişler ve çok beğenmişler. Bunun üzerine böyle bir teklifle geldiler ve bu benim için de çok değişik ve çok güzel bir deneyim oldu. Sahnede belli bir kalabalık önünde olmayı zaten seviyorum. Ben 9-10 yaşlarındayken evde babamın kamerasını karşıma koyup, müziği açar, kendi kendime dans ederek kilpler çekerdim. Çok uzun zaman mekanlar ve müzikler değişerek devam etti bu amatör girişimlerim hatta Yani kamera önü hep sevdiğim, hep içimde olan birşeydir. Ayrıca kendimi ekranda beğenirim de. O yüzden bundan sonrası içinde teklif gelirse tabiki isterim farklı projelerde de yer almak.
Çeşitli internet siteleri, vesaire de yazılar yazdığını da gördüm. Yazdığın konu ne olursa olsun edebi anlatımının çok kuvvetli olduğunu gözlemledim. Yazıyla aran iyi sanırım?
Yazmak hayatta en sevdiğim şeylerden biri. Arzulanan, tetiklenen bir ihtiyaç; ayakta kalmamı sağlayan bir organ gibi ben de. Bir çeşit haykırma.. Kendimi bildim bileli hep birşeyler yazarım; özgür metin, şiir, günlük, deneme, karalama vs… O anlarda kendimi nasıl ifade edebiliyorsam.. Limitler koymadan harflere ve satırlara, özgürlüğümü ilan ediyorum sanırım yazarken. Tıpkı müzikte yaptığım gibi, kendimi kusuyorum yazarak. Bir de zaman zaman kendi içinde tezatlıklar yaşayan, aslında içeride çekingenlik, kırılganlık, incitilmişlikler barındıran biriyim ben. Yazı dünyası bu açıdan da kendi sonsuzluğuma ve derinlerime açılan bir pencere gibi. Herşeyi yeniden tanımlayabiliyorum, boyut değiştirebiliyorum yazarak. Yazdığın için sen de bilirsin, hayatta bazen konuşarak ifade edemediğimiz duygular, düşünceler, titreme halleri vardır ve bunlar ancak harflere dökülünce gerçek kimliklerini bulurlar. Ben de bu çokça böyle oluyor. Yazmak beni şahlandırıyor, arındırıyor. Hatta beste yaparken de çoğu zaman yazdığım şeyleri şarkı sözlerine dönüştürüyorum. Yani kendi yazılarımı besteliyorum ve o zaman aldığım haz da iki katına çıkıyor resmen. Mesela Hipnoz’un şarkı sözlerinin dikkat çekici ve klişe söylemlerden uzak olmasının en büyük sebeplerinden biri de budur diyebilirim . Çünkü yazının o kendine özgü simli ruhu karışıyor işin içine. İçimdeki çığlık kimi zaman notalarla çıkarak müziğe, kimi zaman da harflerle çıkarak yazıya dönüşüyor. Yazmak beni besliyor, nefesimi çoğaltıyor ve bağımsızlaştırıyor, o yüzden hayatta vazgeçilmezimdir..
Edebi alanda kimleri okursun, seversin, ya da beğenmezsin?
Nietzsche, Ece Temelkuran, Küçük İskender, Edgar Allan Poe’nun şiirleri, Sunay Akın, Can Dündar, Murathan Mungan, Shakespeare, Osho beğendiğim ve okumaktan büyük zevk aldığım, bana çok geniş bakış açıları, hayal dünyaları ve daha nicesini sunan yazarlardır. Bunların haricinde, hayat üzerine, kişisel gelişim üzerine felsefik kitaplar okumayı da çok severim.

Hipnoz’un geleceğe dair planları nelerdir? Bir doyum noktası var mı?
"Tamam, biz idealimize ulaştık" diyeceğiniz, bir nokta…
Hipnoz şu anda kendi yazdığı parçaların düzenlemeleri üzerinde çalışıyor. Amaç her yeni parçada kendini daha iyi ifade edebilmek; gerek müzikalite gerek duygu düşünce anlamında kendini geliştirmek ve hissettiği şeyleri daha net ortaya koyabilmek. Bir de insanlar artık daha farklı şeyler duymak istiyor ve destekliyor. Ama madalyonun öteki yüzünde bir dejanere söz konusu ki bu malesef günümüz alternatif müziklerinde de son zamanlarda oldukça yoğun.. Biz bu kirlilikten uzak bir noktada görüyoruz müziğimizi; klişe söylemlerden uzak, daha anlamlı şeyler yaratmaya çalışıyoruz ve 15-20 sene sonra dinlendiğinde de bedenlere geçebilen bir ruhu olsun istiyoruz şarkılarımızın. Bu açıdan bakınca da “tamamdır biz artık olduk” diye bir şey söz konusu olamaz bence, çünkü gelişim ve değişim hayatın her evresinde devam etmesi gereken bir olgudur . Yeterince idealist ve mükemmeliyetçiysen de doyum noktası olamaz gibi geliyor bana. Ancak belli bir kaliteyi tutturmak ve o çizgide devam etmek olabilir..
TV programlarına da sıkça çıkıyorsunuz. "Bu konuda seçiciyiz" diyebilir misin?
Şu ana kadar video kliplerin kanallarda dönmesi hariç, 6-7 tane tv programında konuk olarak yer aldık. Seçici olmamıza hiç gerek kalmadı aslında çünkü katıldığımız programlar hep iyi, müzik üzerine rahatça sohbet edebileceğimiz yapımlardı. Kendimizi çok daha geniş kitlelere tanıtmaya çalıştığımız için de bizim için güzel fırsatlar bunlar. Onun için karşımıza çıkan herşeyi değerlendiriyoruz. Bunu yapmazsak işimiz çok daha zorlaşır zaten çünkü insanlar dinledikleri veya bildikleri birşeyi illa ekranda da görmek, görsel olarak netleştirmek istiyorlar.
Sahneyi paylaşmayı hayal ettiğiniz bir grup var mı? Hayallerinizin grubu yani.
Mümkünse tek ve kesin bir cevap istiyorum.
Tabiki var, herkezin vardır. Biz de dört kişinin dört farklı hayali var bu konuda.
O yüzden ben kendi adıma kesinlikle “Radiohead” diyorum.
Dinleyicilerinize ve sizi buradan yeni tanıyacak olanlara söylemek istediklerini alalım…
Artı, size nasıl ve nerelerden ulaşabilirler, vesaire…
Yaptığımız müziği hissederek dinlemelerini, o atmosferin içine girmelerini öneririm herkeze. Bir de bize gerçek anlamda destek olmak isteyenler konserlerimize gelsin, o katılımı ve coşkuyu bize hissettirsinler lütfen. Çünkü ne de olsa birlikte anlamlıyız ve bizi en fazla bu motive ediyor. Gelemiyorlarsa da sanal ortamda bize yazsın, neler düşündüklerini çekinmeden dillendirsinler ki bilelim, görelim neler olduğunu.. www.hipnozonline.com ve www.myspace.com/hipnoz bize ait her türlü kaynağa ulaşabilecekleri adresler.
Teşekkür ediyorum, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. İzliyoruz.

Etiketler:
albüm,
alternatif rock,
arşmahal,
demo,
dream tv,
edebiyat,
elektronik,
grup,
grup hipnoz,
hipnoz,
ideal,
insan,
internet,
kitap,
klip,
konser,
müzik,
müzisyen,
melis balcılar,
para,
piyasa,
pop,
punk,
radiohead,
rock,
stüdyo fanus,
türkçe rock,
video klip,
yazar,
yaşam,
şehrin anları,
şiir
5 Yorum Var