headermask image

header image

Durmak yok, şirke devam…

Selam, sevgili okurlar… Evet, size böyle seslenmeyi çok özlemişim… On iki gün gibi uzunca bir süre buraya yazmadım… Daha doğrusu yazamadım… Çünkü uslu ve efendi, cillop bir memur adayı olarak üst üste sınavlara girmem gereken, takım elbiseyi çekip çekip oraya buraya koşturmam gereken bir dönemdeyim… Stres, koşturmaca, yoğunluk, sıkıntı, depresyon derken yazı yazmaya pek fırsatım olmuyor… Dergilere anca yetişebiliyorum, buraya pek fırsat kalmıyor… Ama az kaldı bu vuslatın sonra ermesine, merak etmeyin… Öncelikle bu dönemde "Neredesin öldün mü? - Huuu! Yeni yazı yok mu artık? - Yeni yazı isterüüüük!" diyerekten binbir çeşit tepki ile beni maillere boğanlara teşekkür ederim… Neyse, konumuza gelelim… Konu bulmakta zorlanmayacağım… Konumuz okumak! Evet, okumak… Ne olursa olsun, kim olursa olsun, okumak!

Tanrı dahi tarih boyunca insanlara kurallarını kitap şeklinde indirmiştir… Okusunlar ve bilsinler diye… Tarihe baktığımız zaman Tanrı sözünü bile okumayı red eden, kutsal kitapları görmezlikten gelen insanoğulları çıkmıştır… Ve bu dürtü ile saldırganlaşmışlardır… Çeşitli peygamberlere binbir türlü işkenceler yapmış, onları "yok etme" çabasına girmişler ve hiçbir sonuç elde edememişlerdir… Bu anlamsız dürtü tarihe kan ve gözyaşı haricinde hiçbir fayda sağlamamıştır… Şüphesiz ki bu dürtü biz, modern çağ insanında da sürmektedir… Peygamberler çağı bittiği için bu dürtüyü, şiddeti, yok etme güdüsünü yöneltebileceğimiz bir peygamber, inen yeni bir kitap da olmadığı için birbirimize yani yazan insanlara ve onların eserlerine yöneltmekteyiz! Bunun altında yatan nedenler ise çeşitlidir… Eski ve Putperest kavimler bunu otoritelerinin ve halk üzerindeki egemenliklerinin sarsılacağı dürtüsü ile yapmışlardır… Bizlerinki de bundan pek farklı değildir aslına bakacak olursak…

Yazan insan ya işimize gelmeyen bir şeyler yazmıştır, otoritemizi ve savunduğumuz fikri yok edebileceği düşüncesi ile yazdıklarını okumayız, yok sayarız ve onu yok etmek isteriz… Ya da en basit haliyle tipine gıcık oluruz, bunun için kendisini yok etmek isteriz ve saldırganlaşırız… Yazan bir insan olarak ben özellikle ikinci sınıftan çok çekmekteyim…

Peki, bir yazarı yok saymak, yok etmek, öldürmek veya yazdıklarını okumamak bize ne fayda sağlar? Ben söyleyeyim… Hiç… Evet, hiçbir şey sağlamaz! Öyle ebleh gelir bu dünyadan eblehçe gidersiniz… Bana kızmayın ama böyle kardeşlerim, üzgünüm! Bunun sonu beyaz bere giyip, gazeteci öldürmeye kadar varır… Ya da en fazla , zaten okuma oranı yerlerde sürünen, cehaletin hüküm sürdüğü bir ülkeye Başbakan olur ve okunacak bir şeyleri boykot ettirmeye kalkarsınız!

***

Bu güne dek yazdığım yazılarda birçok yazarı, edebiyat akımını eleştirdim, sürekli okuyucularım bilir… Fakat bir günden bir güne de "Sakın, bunları okumayın!" gibi bir şey çıkmamıştır ağzımdan… Onu okumuşumdur, fikirlerini beğenmemişimdir ama hep okumuşumdur… İnadına okumuşumdur… Bin bir defa eleştirdiysem, on bir bin defa okumuşumdur ama asla yok saymamışımdır… Ve bunun bana zararı değil tam aksine yararı olmuştur… Çünkü o insanın eleştirilecek noktalarını eleştirir, geri kalanından faydalanırım… Bir şeyler mutlaka ki öğrenirim… Bu, bir tavuğun kemiklerini sıyırıp, bembeyaz etini yemek kadar haz verir bana oldum olası… O yazarın eleştirdiğim kısımlarını kemik olarak görürsek, bembeyaz etini yemeyi de oldum olası çok severim… Bunun zevki, tadı bambaşkadır, emin olunuz… Hepinize tavsiye ederim… Tavuk demişken, yakın zamanda başımdan geçen bir olayı anlatayım:

Yazımın başında da anlattığım gibi sınavlarla boğuştuğum stresli bir dönemdeyim… Buna bağlı olarak geçen Pazar günü yapılan KPSS sınavına da girmiş bulunmaktayım… Sınavda sorulan bir soruyu aynen aktaracağım;

Türkiye’deki kümes hayvancılığı ve arıcılık etkinliklerinde önemli bir yere sahip olan iller 
aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

A- Mardin - Artvin
B- Uşak - Samsun
C- Erzurum - Çanakkale
D- Rize - Antalya
E- Bolu - Muğla

Şimdi, bu soru hakkında hiçbir bilgiye sahip değildim… Ama doğru cevapladığımı öğrendim sınavdan sonra! Çoğunuzun aklına ya bir ansiklopedide ya da bir kitapta okuduğum bilginin gözümün önüne geldiği gelecektir… Ya da TV’de bir belgeselden kare geldiği… Asla arkadaşlar! Ne çok önemli bir kitapta okuduğum bilgi, ne de çok kalın ve ciddi bir ansiklopedide okuduğum bilgi gözümün önüne geldi… Hele ki TV’de izlediğim çok ama çok ciddi bir belgeselden kare hiç değil! Peki, nasıl mı doğru cevapladım? Anlatayım:

Sınavdan bir hafta kadar önce markete yollandım annem tarafından… Üç kilo soğan, bir kola, iki kilo mandalina derken araya bir tane de tavuk sıkıştırıverdi… Oflaya / poflaya markete gittim ve istediklerini aldım… Eve gelirken asansörde bir an sıkıldım ve tavuk ambalajının üzerineki künyeyi okudum… Böyle huyum vardır… Gözüme bir yazı ilişirse mutlaka okurum… Okumazsam içim rahat etmez… Künyede "Fabrikamız Bolu’da bulunmaktadır" ibaresi mevcuttu… Sınavda da aklıma bu geliverdi… Sonra mantık yürüttüm ve "Bu kadar ünlü bir marka gidip Bolu’ya fabrika kurduysa, demek ki kümes hayvancılığı için en önemli il Bolu’dur" dedim ve "E" şıkkını işaretlemiş bulundum… Bu da doğru çıktı ve belki de binlerce rakibimin önüne geçmeme vesile oldu… Bu tür sınavlarda bir tek sorunun bile kaç kişinin önüne geçmenize vesile olduğunu hepimiz biliyoruz… Evet, basit bir tavuk ambalajını okumak bana bunu sağladı… Şaka gibi ama gerçek!

***

Belki saçmaladığımı düşünenler olacaktır, belki de beni çok haklı bulanlar… Ne yapayım? İşte, yazmaya meyilli adam bu sıkıntılı, berbat dönemden bile yazacak bir şeyler çıkartıp yazıyor… Sırf okuyun diye… Beğenmeyen gitsin tavuk ambalajı okusun… Vallahi, ciddiyim… Yeter ki okusun…Mutlaka bir gün işine yarayacaktır…

Başbakan’a filan da kulak asmayın…
O, iyice şaşırdı zaten…
Gemisi çok su almaya başladı…
Neyi boykot edeceğini, gündemi nasıl değiştireceğini şaşırdı…

Öyle şaşırdı ki,
inandığı din bile kitap şeklinde insanlığa inip,
ilk emri "Oku!" olduğu halde okunacak şeyleri boykot ettirmeye başladı…

Vallahi ben o medya grubunun gazetesi, şu grubun gazetesi,
şu görüşün yazarı, bu yazarın görüşü demedim okudum…

Hatta inandığım din bana öyle güzel bir şey emretmiş ki,
onu dinledim ve basit bir tavuk ambalajını bile okudum…
Bana KPSS’de artı puan kazandırdı…

Siz Tanrı’ya kulak verin…
O sizin için en iyisini bilir…
Sizin için en kusursuz iyiliği yalnızca o ister…

Boş verin insanoğlunu…
Başbakan / Maşbakan… O da insan işte!

Tanrı’nın emri "Oku" olduktan sonra insanoğlu istediği kadar yırtınsın dursun!
Ölü bir tavuk bile onun emrine biat edip,
ambalajında yazan yazıyla insanoğlunun iyiliğine hizmet ediyor!

Yani diyeceğim odur ki:
Durmak yok, okumaya devam!

"…ve şüphesiz ki basit bir tavuk ambalajında bile O’nun "Oku" emrine dair ibret, insanoğlunun iyiliğine bir sebep vardır! sen ki gözü kör, kulağı sağır kul! sırf kendi siyasi amacına hizmet etmiyor diye Tanrı’nın emrine şirk edercesine "Okumayın" mı dersin? Sen bilirsin… O halde Durmak Yok, Şirke Devam!"

10 Yorum Var

  1. o gazeteleri alanin ellerini kestir okuyaninda gözlerini oydur bari. Ha benim basbakanima. Allah sonunu hayirli etsin. Kuran`in son sayfasinada böyle bir Ayet ekletsin bu gazeteler haramdır diye

    1. alpaslan Yazmış September 27th, 2008
  2. siz önce oraya gelirken söz verdiğiniz gibi dokunulmazlıkları kaldırın sayın başbakanım bırakın deniz feneri haberi yapan gazeteleri boykot etmeyi. biz size gazete boykot ettirin diye değil bunun için oy verdik. hatta türban sorunun çözün bizlerin derdine derman olun diye oy verdik ama siz olayı daha çok içinden çıkılmaz hale soktunuz. size verdiğim oyu helal etmiyorum. elim bundan sonra asla sandık başında akpye gitmeyecek. seçmen kitlenize verdiğiniz sözleri unuttunuz resmen hırsızın dolandırıcının savunuculuğuna soyundunuz bunlar için uğraşıyorsunuz.

    2. Nevgece Yazmış September 27th, 2008
  3. Ben asıl şunu merak ediyorum; demokrasi havarisi yeşil medya gazetecileri sevgili sultanlarının bu “okumayı boykot” (aslında okumayarak gerçekleri öğrenmeme) çağrısı karşısında gerçek gezetecilik yaparak sultanlarını eleştirecekler mi, yoksa buna ses çıkarmayarak Ferit’in tetikçiliğini mi yapacaklar? Çünkü yarın başka birisi çıkıp yeşil medyayı okumayacaksınız da diyebilir, hak onlara da lazım olabilir. Gerçi cahil halk için farketmiyor, nasılsa gazete okumuyorlar. Hatta sahte peygamberleri böyle söyleyince “biz zaten okumuyorduk, iyiki de okumuyormuşuz” derler. Cehalet çok kötü bir şey olmalı, Allah kimseye vermesin.

    3. okan Yazmış September 27th, 2008
  4. valla ben onu bunu bilmem ama beni en çok üzen şey bir adamın demesiyle okuduğu gazeteden vazgeçen koyun yapılı insanların varlığı oldu. bir çok haber sitesinde yorumlara bakıyorumda (tamam basbakanım emredersiniz baskanım almayacagız basbakanım) gibi zırvalayan az sayıdada olsa insanın olmasıdır. dogan grubunun trajı arttı bu boykot üzerine söyleyecek lafımız yok ama gercekten bu yapıda niteliksiz insanlarda var aramızda. HANİ AVRUPA BİRLİĞİ? HANİ DEMOKRASİ? HANİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ? HANİ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ? HANİ? AKP BÖYLE ÇIKMAMIŞMIYDI YOLA? ŞİMDİ BENİM HIRSIZIM SENİNKİNKİNDEN İYİDİR DERKEN,HİÇ HIRSIZ SEVMEYEN AZINLIĞA EN AZINDAN, AYIP ETMİYOR MU? BU AZINLIK DA HAKSIZ MI ‘ İKTİDARLAR HEP Mİ ÇALACAK? DERKEN!

    4. yavuz Yazmış September 27th, 2008
  5. Valla Başbakan kime sataşırsa o kazanıyor. Bir zamanlar CHP sürekli AKP yi eleştirerek AKP yi iktidar yaptı. Şimdi ise Recep Tayyip ERDOĞAN sürekli CHP yi eleştirip CHP yi iktidar yapıp diyet borcunu ödeyecek gibi görünüyor. Bunu Doğan grubu gazetelerinin trajlarının artmasındanda görebiliyoruz

    5. sagopa76 Yazmış September 27th, 2008
  6. sevgili cihan :) bu yazın aklıma en az senin kadar severek gündem yazılarını takip ettiğim çağatayca’yı getirdi. belki bakmak istersin: http://www.cagatayca.com

    onun en takdir ettiğim yönü sloganının LÜTFEN GÜNLÜK GAZETE OKUYUN olmasıdır. bu konuda sonuna kadar arkandayım. seninde gazetecilikten pek hoşlanmayan ve bu işten istifa etmiş biri olduğunu biliyorum. hakkımda kısmındada okudum zaten ama gazetecilikten bu kadar soğumana rağmen günlük gazeteleri okuyun ve hatta ne olursa olsun ne bulursanız bulun okuyun diyebilmen büyük bir erdem.

    otobüste metroda yada şehirler arası bir trende amaçsızca sağa sola bakıp duran insanlar görmek yerine gazete okuyan hatta seninde söylediğin gibi en kötü ihtimalle elinde yediği cipsin kabını çitlediği çekirdeğin kabını okuyan insanlar görmeyi tercih ederim

    bunu istiyor olmam benim aydın doğan yada akp medyasına bayıldığım anlamına gelmez ve seninde yada başka birinin. okumalıyız ve ne olursa olsun okumalıyız. japonyada kişi başına düşen yıllık kitap okuma sayısı 11-12 yken bizim 6 kişi başına bir kitap!! ne güzel değil mi?

    ayrıca kuranda emredilen oku emri mademki evrensel. tamam işte senin dediğinden evrensel birşey bilmiyorum. ya ‘tavuk ambalajını bile okuyun’ demek kadar geniş ve sınırsız bir ‘lütfen okuyun’ ricası okuduğumu hatırlamıyorum ben. bu yazıdan sadece kitap okuyun mesajı çıkaramadım.

    bu arada Yunus Emre den Mevlana ya kadar biçok islam aliminin Tanrı kelimesini kullandığını biliyoruz. yani en azından okusak bilirdik diye düşünüyorum. lise sınıfına derse giren klişe din hocaları gibi yaklaşmamak lazım olaya. haa peygamber ocağı denen asker ocağında bile her yemekten önce “tanrımıza hamdolsun” deyince aklınıza mısır tanrıları geliyor ise allah demenizinde pek bir yararı olmayacaktır. kişi kendi içindekini bilir çünkü.

    kuran-ı kerim’in 17.suresi olan isra suresi’nin 110.ayeti;

    110. de ki: “ister allah diye çağırın, ister rahmân diye: o’nu hangi isimle çağırırsanız çağırın, [o hep birdir; ve] bütün güzel ve üstün nitelikler o’nundur”

    6. Dinçer Yazmış September 27th, 2008
  7. Ben de günlük gazete okumuyorum… Okumaktan nefret ediyorum ve okunmaması gerektiğine ifade ediyorum. Gayri samimi ülke siyesetinin, yalan-yanlış gazetelerine ve yazarlarına inancım yok.

    Yaklaşık 7-8 ay köşe yazarlığı yaptım bir yerel gazete. Haberlerin hazırlanışı, yazarların hangi konuya eğilmesi gerektiği falan filan hepsine bizzat tanık oldum. Ben türkiyedeki yerel-ulusal, muahafazakar-modern hiç bir gazeteye tam olarak inanmıyorum. Eğer ciddi bir araştırma yapılırsa ülkedeki gazetelerin ne amaçla çıkarıldıklarını görürüz. O gazeteleri değil, bence hiç bir gazeteyi okumayıp, gazeteler kendine çeki düzen verene kadar onları boykot etmeliyiz. Mübalağa etmiyorum, ben gerçek gündemi bloglardan, forumlardan ve sözlüklerden takip ediyorum. Çünkü kaygısız-endişesiz en doğru bilgileri oradan ediniyorum.

    Okumaya gelince; okumak bir hayat duruşudur ve çok farklı bir deryadır. Kutsal kitapta ifade edilen “oku” kavramı evrensel-küresel ve geniş bir beyandır. Sadece “kitap okuma” eylemine indirgemek yanlış olur diye düşünmekteyim…,

    Ayrıca Cihan’cığım, hep bir Tanrı’dan bahsetmişsin, bu hangi Tanrı çözemedim…

    Sevgiyle…
    Kalemin susmasın…

    7. Cemali Safa Yazmış September 27th, 2008
  8. benim içimi en çok acıtan şey geçen günlerde yandaş medyanın fetva verir gibi ciddiyetle söylediği ‘bu gazeteleri almayın çünkü haram’ açıklaması oldu..gerçekten oturup düşünmeye başladım biz nereye gidiyoruz diye..bir gazetenin haram olduğu dinin neresinde yazıyor? bu insanlar nasıl böyle çıkıp peygamber ya da allah sözü gibi emin konuşabiliyor bu konularda anlamak güç..kuran’da hürriyet-radikal almak ya da kanal d izlemek günah mıdır yazıyor? peki günahtı diyelim doğan medya grubu akp yi desteklerken neden günah değildi? dinin böyle bir biçimde siyasete alet edilmesi akıl almaz derecede midemi bulandırıyor..yani cihancığım uzun lafın kısası halk olarak bir allahımız vardı onu da akp sahiplendi ve biz kimsesiz kaldık.. onu da aldılar elimizden.. senin gibi aklı başında gençlere ihtiyacımız var bu zor zamanlarda.. yazılarını okumak bana akıl almaz bir huzur ve mutluluk veriyor..çocuklarıma bile okutuyorum..en azından internet başında otururken aklı başında bir kaç bir şey okusunlar..

    8. Gökhan Çelik Yazmış September 26th, 2008
  9. Güzel bir konuya değinmişsin Cihan..YAşadığımız en büyük sorunlar arasında yer alıyor “okumak” yada okumamak demek daha doğru.cahil bir kesim haline geliyoruz en önemliside cahil bir birey oluyoruz.idraktan uzaklaşıyoruz,sorgulamaz hale geliyoruz ve öyleki hep suçlar saldırgan bi hale geliyoruz çünkü kendi doğrumuzdan başka doğru olamaz.. yeniye açık değiliz çünkü okumyoruz kalıplaşmış düşünceler arasında boğuluyoruz. .. umarım herkes okur kendine bişeyler katar sonrada çevresine ve kendini yargılama merkezi sanmaz..

    9. C-rn Yazmış September 26th, 2008
  10. Türkiye’deki kümes hayvancılığı ve arıcılık etkinliklerinde önemli bir yere sahip olan iller
    aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?

    A- Mardin - Artvin
    B- Uşak - Samsun
    C- Erzurum - Çanakkale
    D- Rize - Antalya
    E- Bolu - Muğla

    ßu soruyu ben yanLış çözmüştüm, Ne paket yazıLarı ne ambalaş yazıları ne de afişLer üzerindeki yazıLar dikkatimi çeker. Kaybetmişim demekki okuma eylemini, reklama bulanmış bulaştırılmış her ayrıntıyı.
    Soruya doqru cevap vermek için, ßizim burdaki ambaLazLarın çoqunda MaLatya yazıyo, doqru cevapLaya biLmek için ßoLuya mı qitmieLiyim. ya da ßoLu ürünLeri şatan bi yerLerden mi alış-veriş yapmaLıyım :D
    qüseLdi, saoL || (:

    10. XsiR Yazmış September 26th, 2008

Cevaplanması gereken yorumlara buradan cevap verilmiyor. Bu gibi durumlar için lütfen gerçek mail adresinizi yazın.

*
* (Gizli tutulacak)