Adamı ağlamaklı yapan, bok gibi bir psikoloji sahibiyim bu aralar. Boğazıma hüzünlü bir şarkı itelemiş ruhsuzun biri sanki . Ne zaman ağzımı açmaya kalksam hüzünlü ve ağlamaklı cızırtılar çıkartıyorum. Kırıyorum etrafımdakileri aklımın almadığı bir biçimde. Anılar yok olmuş gibi. En kötüsü hiç olmamışlar ve bir hayalden ibaretlermiş gibi hissediyorum. "Her şey biter" temalı arabesk şarkıları bile önemsemeye başladım. Kendimden ciddi biçimde endişe ediyorum. Konuşamıyorum, kilitleniyorum, güvenemiyorum, gülemiyorum, koşamıyorum, yürüyemiyorum, sevemiyorum, ağlayamıyorum, yiyemiyorum, içemiyorum. Ayrıca üç gün İstanbul’dayım. Metallica konseri için. Belki biraz kendime gelirim. Ya da martının birisi terlemiş elimi fark eder Kadıköy sahilinde. Halime acır, kanadını uzatır, alır, götürür beni. Keşke götürse… Keşke daha sakin olabilsem. Olmalıyım… Olurum… Olurum ki… Daha önce oldum. Kız gibi yazmaya başladım. Bitirmeliyim. Ama şunu söylemeliyim: "Yalnızca kalemine aşık bir yazar, gitarına aşık bir müzisyen, masasına aşık bir memur, hatta paraya aşık bir fahişe olmak daha iyi bazen. Hatta çokça… İnsan insana olmuyor kardeşim. Olamıyor işte…"

Etiketler:
acı,
aşk,
günce,
günlük,
hayat,
insan,
istanbul,
kadıköy,
martı,
metallica,
yaşam
8 Yorum Var