Yaz geldi… Her mevsimi severim de yazın ayrı bir yeri vadır içimde… Cehennem sıcaklarını dahi kaldırır da beynim ve bedenim, yobazlık ateşinden korkarım… ●
Çocukluğumdan bir yaz gününü hatırlıyorum. Kavurucu bir Temmuz Günü. Temmuz 1993… Büyükannemi seyrederdim. Onu izlemeyi öyle severdim ki… Yemek yaparken, tavuk yemlerken ama en çok da ibadet ederken. O, abdest alırken ahşap evin beton lavabosuna akan suyun sesi bile beni dinginleştirmeye yeterdi. Öyle kendi halinde yapardı ki ibadetini, öyle sessiz ve derinden mırıldanırdı ki Tanrı’ya olan cümlelerini… Abdest aldığı, elleriyle yüzüne götürdüğü su duymazdı cennet yakarışını…
O gün de öyleydi… Başındaki örtüyü yine çıkarttı ve beyaz saçlarına su götürdü elleri ile. Her an erimeye başlayacak bir pamuk şekeri gibi görünüyordu. Ben, büyükannemin sessizce yaptığı ibadetlerini seyrederek yerleştirdim din, merhamet, dinginlik, iyilik, insanlık, huzur kavramlarını beynime…
- Ne oldu korkmuş gibisin?
Olayları anlattım ve sonuna ekledim:
- İşin ilginci neydi biliyor musun büyükanne? Adamlar “Allah” diye bağırıyorlardı. Öyle bağırıyorladı ki; boğazlarındaki damarları görüyordum. Ama senin usulca akan abdest suyunun ve kısık sesli cennet dualarının sessizliğini bastıramıyorlardı! Allah insan yakanı, öldüreni cennete alır mı?
- Almaz… Ama onlar öyle sanıyor…
Gözümün önüne çok sevdiğim Nesin‘in yangın anında neler yapabileceği ve bedeni cayır cayır yanarken hissedebileceği duygular geldi… Küçücük bir çocuk yüreği ne kadar dayanabilirdi ki zorbalığa ve barbarlığa? Haksızlığa karşı ne kadar tahammül edebilirdi? Kim ve nasıl salabilirdi dünyadaki milyonlarca insanın yutağına bu zehri? Boğazlar bir yangınla nasıl tıkanırdı ve nasıl yutkunamaz hale gelirdi el kadar yürek? Tüm bunların cevabını o gün keşfettim ve dolu gözlerimde son bir laf etmeye yeltendim büyükanneme titrek sesimle:
- Oysa dua etmekle şiir yazmak aynı şey! İkisi de o kadar güzel ki bir kere!
- Öyle yavrum, öyle… “Kurdun köpeğe boğdurulduğu yerde bilginin ışığını sönük görürsün… Yarınsızların hüküm sürdüğü yerde insanlığı yerlerde görürsün..” ●
(Ethem köylü Zefure Hanım, Aziz Nesin ve 93′te binlerce çocuğu dehşetle tanıştırıp, 2008 itibari ile Madımak Kebap Salonu’nda o, yanmış ciğerleri yiyebilenlere selâm olsun.)
Forumedebiyat Dergisi
Sayı 3 - Temmuz 2008
Eskiay yayıncılık





6 Yorum Var