headermask image

header image

Forumedebiyat’ın 3. sayısı çıkıyor!

forumedebiyat temmuz 2008Eskiay Yayıncılık’tan, 3 aylık yayımlanan dergimizin bu sayısında “Dua Etmek İle Şiir Yazmak Aynı Şey!” adlı yazımla ben de tekrar sizlerleyim… Bu sayımızda 2 Temmuz Sivas Yangını’nın yıldönümünde yitirdiklerimizi anıyoruz… Birisi İlyas Salman’ın kızı Devrim Salman olmak üzere iki röportajımız yer alıyor… Küçük İskender, “Temmuz Külleri” adlı şiiryle bizleri bu sayı da yalnız bırakmıyor… Cezmi Ersöz, “Gözlerinin birinde kamera varmış” adlı yazısıyla yine bizlerle buluşuyor ve forumedebiyat şairlerinin şiirlerini yorumlamaya devam ediyor… Cihan Demirci, Aziz Yavuzdoğan gibi usta çizerler çizgileriyle içeriğimize renk katıyor… 2008 Sait Faik Hikaye ödülünü “Gün ortasında arzu” adlı eseriyle kazanan Behçet Çelik: “İnternette, basılı dergilerdekinden daha teklifsiz bir dille karşılaşıyoruz” diyor…

Daha Fazlası:
Kapağın büyük buyutu için “Buraya”
İçeriğin tamamı için “Buraya”
    Satış noktaları içinse “Buraya” tıklayın!

6 Yorum Var

  1. Haaah! Bu ne güzel olmuş… Yani ilk yorumunu okuduğum zaman resmen gözümde canlanan okur profili… Yanılmadığımı anladığım için çok sevindim… “Oğlum ben Amin Maalouf, Dostoyevski okurum on yaşımdan beri… Cezmi Ersöz denen ağlak herifte kim” filan…

    Yani “Cezmi Ersöz okumuş ya da hali hazırda hala okuyan biri bu isimleri okumamıştır… Bilmez bile… Cahil herif ne olacak? Cezmi gibi varoş, ağlak bir yazarı okuyan adam Amin Maalouf’un adını bile duymuş olamaz…” değil mi?

    Hayır efendim yanılıyorsunuz… Kütüphanemde Maalouf’ta mevcuttur, Dostoyevski’de, Tolstoy’da, Küçük İskender’de, Uğur Mumcu, Nihat Genç, Cezmi Ersöz’de… Hatta her zaman “sevmediğimi söylediğim Altay Öktem”de… Bir yazarın tarzını, yazılarını, üslubunu, kendini dahi sevmesem de bu onu okumamam için bir sebep olmadı hiçbir zaman… Ve sonsuza dek olmayacakta, bunu böyle bilmenizi isterim…

    Gayet entelektüel bir yazarın kitabından nasıl ayrı bir haz alıyorsam, ya da siyasi görüşünü yazan bir yazarın kitabından nasıl ayrı bir tat alıyorsam, ya da bir yeraltı öyküsü yazan yeraltı yazarının karanlık ve loş satırlarından nasıl ayrı bir haz alıyorsam, Cezmi Ersöz’ünde “varoş aşk yazılarından” ayrı bir haz almayı biliyorum… Yazan biri olarak hepsini okumak, hepsini anlamak, hepsine ayrı saygı duymak zorundayım çünkü… Özel hayatımda o yazarı sevmediğimi söylesem, sürekli eleştirsem dahi konu kitaba gelince okumak ve onu anlamak zorundayım… Es geçmek gibi bir şansım olduğunu düşünmüyorum… Kuru bir okurdan tek farkım bu olsa gerek…

    Hal böyle olunca da on yıllardır süren bir geyik muhabbeti yapan, yani “Cezmi Ersöz’ü ergenlik sivilceleriyle bağdaştıran” biriyle ters düşmem kaçınılmaz oluyor…” Mazur görün… Yoksa emin olunuz benim yazılarımdan birini sevmediğini, beğenmediğini yazan okuruma bile yorumlarda cevap vermek adetim değildir…

    Şunu söylemeden bitiremeyeceğim: “Emin olun şu an yaptığınız şey ergenliğin dikalası… Bir yazarı yok sayıp, okumayıp, ergenlik sivilcesiyle bağdaştırıp, küçük görüpte, okuduğu birkaç entelektüel yazarla kendi sosyal statüsünü kendi kafasında kendi belirleyen biri ergenliğin, özentinin dikalasıdır… Umarım anlaşmışsınızdır…”

    1. cHn Yazmış July 5th, 2008
  2. Kusura bakma ama yanlış bir bilgiyi düzeltmem gerekecek. Ben Cezmi Ersöz’ün bahsi geçen yazısını çok önceden okumuş olduğumu belirttim sadece.

    Ergenlik dönemimde onu okuyup “beğendiğim”, şimdi beğenmez olduğum gibi bir yargıya da nereden ulaştın? Demişsin ki, ben de okurdum, elimden düşürmezdim. Korkarım seninle bu noktada ayrılıyoruz. Ben hiçbir zaman, -ergenlik dönemimin en sulu zırtlak dönemlerinde bile- Cezmi Ersöz’e sarılmadım. Lisede favori üçlüm; Amin Maalouf, Dostoyevski, Oğuz Atay’dı.

    Sana da tavsiye ederim. Hala geç kalmış sayılmazsın.

    2. muhsin kozalak Yazmış July 4th, 2008
  3. Ah! Yurdum yetişkinleri… Ergenlikte Metallica dinler, 2-3 yaş sonra küçümser… Cezmi Ersöz okur, 3-4 yaş sonra küçümser… Halbuki şöylede bakmak lazım, birilerinin ergenlere edebiyatı sevdirmesi gerek değil mi?

    Ve Cezmi ERSÖZ bunu size ve sizin gibi milyonlarca ergene,
    ergenlik çağında kendini okutarak başarı ile yapıyor…

    Belki ergenlere hitap eden Cezmi Hoca olmasa
    şu an onu değil hiçbir edebi yazarı okumuyor olurdunuz…

    Cezmi Hoca ergenlik çağında birçok genci edebiyat ile buluşturup,
    onların ruhuna hitap eden yazıları kaleme alıp görevini başarı ile yapıyor…
    Tebrik etmek lazım…

    Yoksa herkes yetişkinlere hitap etse ergenler edebiyat ile nasıl tanışacak?
    Sizin ergenlikten çıkmanız Cezmi Hoca’yı gereksiz kılmaz değil mi?
    Çünkü son ergen siz değildiniz… Ardınızdan milyonlarcası geliyor ve gelecek…
    Bırakınız onlar okusun, onlar edebiyatla tanışsın, sizin yaşınıza gelince onlar da küçümser… Bu döngü böyle devam eder, sonsuza gider…

    Ben de ergenlik çağımda Cezmi ERSÖZ okudum… Edebi anlamda taptım bile… Kitaplarını elimden düşürmedim… Ama şu an 24 yaşındayım ve bende okumuyorum pek… Herkese aynı şey oluyor işte… Yani yaptığınız pek matah bir şey, sivri zeka göstergesi ya da süper bir tespit filan değil… Hatta edebi dünyanın içinden bir genç olarak söylemeliyim ki; son 4 yılın en büyük ve cılkı çıkmış edebi geyiğidir… Boşuna şimdi; “lan süper tespit yaptım yaa! Muhteşem bir sivri dil örneği sergiledim!” diye boşuna sevinmeyin yani… Burda yaptınız, başka yerde yapmayın, pek iyi bakmazlar… Haberiniz olsun diye yazmak istedim… Sevgiler…

    3. cHn Yazmış July 3rd, 2008
  4. Cezmi Ersöz, “Gözlerinin Birinde Kamera Varmış” yazısıyla bizimle buluşalı çok oluyor zaten. Benim ergenlik sivilcelerim vardı o zamalar. (Bu zamana gelirsek cezmi ersöz okumuyorum mesela…)

    4. muhsin kozalak Yazmış July 3rd, 2008
  5. eskişehirde bulunabilmesi çok güzel oldu..yazını bende merak ettim

    5. melek Yazmış July 2nd, 2008
  6. yazını çok merak ettim mutlaka dergiyi alıcam. sivas olayı halen içimde kanayan bir yara ve ülkemize hiç yakışmadı hala yakıştıramıyorum. biz orada toplanan kalabalık değildik halada değiliz

    6. Gaye Yazmış June 29th, 2008
*
*