Halüsilasyon gördüm… Evet, Tansu Çiller’in kulaklarını çınlatıyorum şu saniye… Yok böyle bir şey, olamaz… "Çekirge üçüncüde sıçrama eylemini gerçekleştiremez"… Yılların atasözü bir dakika içinde çürütülemez ve bu kadar anlamsız kılınamaz… Son saniye golünü yediğimiz anda bayrağımı yüzüme kapattım ve kardeşime "Bitti!" dedim… Daha karşı sitedeki kızların yediğimiz gole "Ay ay ay ay! Ciyaaak!" tepkileri bitmemişti ki, yaklaşık elli saniye sonra gelen golümüzü ise tam olarak algılayamdım bile… Kardeşime on saniye kadar anlamsız cümleler sarf ettim: "Gol mü? Direk bence… Yok aut ya! Yok ofsayt… Ne, nasıl, ne oldu? Ha, Gol lan!" İşte, golü idrak etmemle ve Semih’in o muhteşem "sus işaretini" görmemle (Ki, kendisi Bilic’e hediyemiz olsun!) "Semiiiiihhh!" diye yaklaşık bir iki dakika black metal yaptım… Dimmu Borgir gibiydi sesim… O an fonda iki gitar, bir bas ve davul eşlik etse "Semih" adlı halukulade bir black metal parçası yaratacaktım…
Bu maçla tamamen emin oldum… Türkiye bu turnuvanın rengi oldu artık… Kimse bunu "Şans" gibi basit yakıştırmalarla gölgelemeye kalkmasın… "Yarısı cezalı, yarısı sakat devam eden bir takım, Euro 2008′i böyle renkli bir hale getirecek" deseler kimse inanmazdı… Ben de dahil! Daha geçen turnuvanın şampiyonu Yunanistan bile, kupayı aldığı yıl bu turnuvayı böylesine renkli bir şölene çevirememişti… Sıkıcı ve insanları hem ekran başında hem de tribünlerde "Oflatıp poflatan" bir futbolla aldılar kupayı… 1-0 / 1-1 gibi skorlarla… 3 gol attıklarına şahit olamadı futbolseverler…
Şimdi, yarı finale yükseldik ve rakibimiz Almanya… Ben söyleyeyim, artık elensek bile üzülmeyeceğim… Avrupa’nın ilk dört takımı arasına girdik… En kötü ihtimalle üçüncülük maçı oynayacağız… "Türkiye’yi tanımıyorum!" diyen Portekizli Yıldız(!) Cristiano Ronaldo, elenip döndüğü evinde bu maçı izleyip Türkiye’yi tanımıştır umarız… Dünya üçüncüsü olmuş, daha bu yıl şampiyonlar liginde yarı finalin eşiğinden dönmüş, geçmişte uefa kupasını ve süper kupayı almış takımlara sahip Türkiye’yi tanımamakta iyiymiş! Neyse, Almanya diyorduk…
Evet, bu maç için söylenecek hiçbir şey yok! Sonucu belli değil… Ben artık milli takımın ne yapabileceğini kestiremiyorum… Avrupa’da kestiremiyor, kimse ama hiç kimse! Sakatlar, cezalılar beni korkutmuyor bu maçtan sonra… Uğur Boral, Kazım Kazım, Mehmet Topal ve diğerleri kötü futbolcular değiller… Arda ve Tuncay’ın eksikliği bizi etkileyecektir elbet ama asla bir umutsuzluk sebebi değil…Kısacası ben bütün ekibimizi kutluyorum… En azından bize böyle renkli dakikalar, heyecan fırtınaları yaşattıkları için…
En önemlisi dünyanın dört bir yanında ki gurbetcilerimizin gülen yüzlerini gördük, onlarla aynı anda, aynı saniyelerde üzüldük, sevindik ya! Bu, bütünlük hissine bayılıyorum… Buna hasrettik bir yandan… Her şeye rağmen Recep Tayyip Erdoğan ile Deniz Baykal’ın… Abdurrahman Yalçınkaya ile Köksal Toptan’ın aynı anda sevinip, aynı anda üzüldüklerini düşünmek bile güzel… Mardin’den, Diyarbakır’dan, Batman’dan, Lüksemburg’tan, Ankara’dan, Almanya’dan, İsviçre’den bir bir mecmualara düşen "Sevinç fotoğrafları" güzel! Her şeye rağmen bu bir toplumsal reflekstir! Bütünlük göstergesidir… Belki saçma gelebilir ama en kötü ihtimalle bir savaşın içine girsek, bir anda nasıl ve ne kadar refleks göstereceğimizin bir provasıdır… Söz konusu kırmızı-beyaz bayrak olunca her şeyi bir kenara itip nasıl onun altına girebildiğimizin ıspatıdır!
Neyse, uzatmayayım… Adana’dan üstadım Sezgin gelsin! Şu Almanya maçını da Ankara’da bir güzel binlerce insanla, sokakta ve dev ekranda izleyelim… Keyfimizi alalım… Konuşuruz daha… Vallahi, ben deli gibi bağırıyorum bu aralar, kendimi yerden yere atıyorum, stresimi yok ediyorum, ses tellerimi zedeliyorum… Zaten yaz mevsimi, tatil, bunaltıcı ve kasvetli bir hava… Şöyle bilmem kaç yıldan bilmem kaç yıla da bir "futbol keyfi" hakkımdır herhalde… Herkes gibi!
"Çok sayıda oyuncusu cezalı veya sakat diye, neden Türkiye’nin Almanya’ya yenilecegi düşünülüyor? Elbette yenilmeyecekler. Tamam, üç gole kadar yiyebilir ve 87. dakikaya kadar olmuş, bitmiş, harap gözükebilirler. Ama yine de kazanacaklar. b-sınıfı filmlerdeki ne kadar öldürülürse öldürülsün, geri gelmeyi hep beceren canavarlar gibiler."
BBC NEWS - 21.06.2008
***





6 Yorum Var