Uzun zamandır severek takip ettiğim üstat, Mustafa NAZİF’in ilk kitabı "Cândide", Nar Yayınlarından çıktı… Bu beklediğim bir şeydi… Çocuklar gibi heyecanlandım ilk duyduğum zaman… Kendi kitabım çıksa bu kadar sevinmezdim, sanırım… Mustafa NAZİF, mütevaziliği, üslubu, içtenliği, duruşu ile örnek aldığım bir isim… Ne zaman bir hata yapsam ilk ona koştum… Ne zaman bir şeyin içinden çıkamasam, edebi ya da insani olarak hataya düşsem ilk onun fikrine başvurdum… Çok şey öğrendim, daha uzun yıllar da öğrenecek gibi duruyorum… Daha çok gencim… Bazen çok fevri çıkışlar yapabiliyorum… Kendimi biraz başarıyı yakalamanın verdiği rüzgâra kaptırabiliyorum… Hata ediyorum, biliyorum… Ama ne zaman üstadın iki satır şiiri ile göz göze gelsem sessiz bir köşe de, kendime geliyorum… "Hâd" denen şeyi biliyorum işte, o anlarda… Durduruyorum kendimi ve konuşmaya başlıyorum: "Hop! Yavaş… Bu merdivenleden çıkmak bu hızla mümkün değil…"
İşte, bu anlarda açıyorum bir şiir… Okumak değil, dinlemek bildiğin… Üstadın sesine bırakıyorum içimde ki ego canavarını… Bir güzel pataklıyor ve çocuğa dönüşüyor canavar… Hamura dönüyor basbayağı… Elime alıp sabır çekiyorum… "Yâ sabır!"… Zamanın ağırlığına bırakıyorum kendimi… Bu, edebiyat denen şey de zamanın yavaş akanı makbul, anlıyorum… Hani geçenler de bir okurumdan mail geldi desem: "Sen, kitap çıkartsana!" diyerekten… Korktum, cevap veremedim… Şimdi vermeli belli ki: "Bu kitabı okuyun… Neden kitap çıkartmaya cesaret edemediğimi anlayın… Başınızı arşa kaldırıp en üst merdivene baktıracak sizi… İşte o zaman başınızı oldukça aşağı eğip bana el sallamak zorunda kalacaksınız… Ben anlatamam, diyorum size… Siz anlayacaksınız!"…
…
şehre dair her şey satırlarda,
tıpkı bir hüznün resmi geçidi gibi,
şahmaran nöbetleri geçirmektedir.
ey; gözlerine, nağme okuduğum güzel
istanbul seni sayıklarken,
sen kim bilir, hangi rüyalarda uyuyorsun.
az kaldı bu şehirde adam gibi,
rüyalardan kaç yorum çıkartan yûsuf.
deryâyı bir dalışta geçen yûnus.
gökyüzünü suya boyayan ressam.
tanrıların kentinde; tanrısız,
sırça bir sarayda dizleri üstüne çökmüş,
gözleri arşa kenetlemiş âdemleri bildim.
yakarmayı unutmuş dilleri, kömür.
dokunmayı unutmuş elleri, çöl gibi.
yorgun bir kuş yuvasına benzerdi kimsesiz evleri.
kalmamış yani bu şehirde hiçbir şey, aslı gibi.
bir tek kendine benzer yalnızlığım,
adı konulmamış rüyalardan âsûde.
" KİTAP İLE İLGİLİ AYRINTILAR İÇİN www.mustafanazif.com "




