Bundan az bir zaman önce haber portallarının tekinde görmüştüm onu… İtalyan bir sanatçıymış, Pippa Bacca… İtalya’dan yola çıkıp Beyrut’a kadar varmayı planlamıştı beyaz gelinliği ile… Ortadoğu’da ki kanı, savaşı ve öfkeyi insanlığa hatırlatmak ve göstermek için… Beyaz gelinlik giymesinde ki amaç ise öyle güzeldi ki… İtalya’dan Beyrut’a gidene kadar o, bembeyaz gelinliği kire, pasa bulanacak ve kapkara olacaktı… Savaşın, düşmanlığın, militarizmin o pis yüzünü insanlığa göstermekti amacı… Bizim, senin, benim ve tüm Ortadoğu halkının içinde bulunduğu bu insanlık dışı durumu yine bize gösterecekti belki de, tüm dünya ile birlikte… Emperyalist oyunlarla lime lime edilmiş halklar, azınlık zırvalarıyla birbirine düşmüş halklar belki de o, kararmış gelinliği görünce ne menem bir oyunun içine itildiklerini görecekti… Sayısız ülkeyi geçti ama Türkiye’yi geçemedi, Pippa… Daha kısa bir süre önce kayıp haberini okumuştum… En son Gebze’de otostop çekerken görülmüş… İçime bir kurt düşmedi değil ama bu ihtimali hiç düşünememiştim… Yani böyle alçakça bir sonu hiç hayal etmemiştim… Gebze’de cesedini buldular… Tecavüze uğramış, çıplak ve gömülmüş… Katil zanlısını gördüm… Bıyıklı, saçı hafif dökülmüş, esmer tenli, balkon göbekli… Tipik yurdum insanı… Yakıştıramadım bu haberi bu coğrafyaya… Sayısız alim, âşık, bilge, filozof çıkarmış bu coğrafyaya yakıştıramadım… Ve anladım ki bu coğrafya artık o coğrafya değil… Daha doğrusu coğrafya aynı da üzerinde ki kitle artık o kitle değil… Hayallerimde ki son insanı 700 yıl önce Konya’da toprağa vermiş bu coğrafya… Anladım… Hem de en acı şekilde anladım…
Amacım ne ağlak bir yazı düzmek Pippa’nın ardından, ne de sosyolojik bir analiz çıkartmak… Bu ölümde kanıma dokunan öyle bir şey var ki nasıl anlatmalı bilemedim… Hemen altımız da İsrail ve Amerika iki Müslüman ülkeyi kana boğarken bizler AB’nin derdine düşmüşüz… Her akşam mahkeme duvarı suratlı siyasilerin incir çekirdeğini doldurmayacak kavgalarını izler olmuşuz… Ortadoğu umurumuzda değil… Ortadoğu’yu geçtim kendimiz umurumuzda değiliz… Güneydoğu Anadolu yanıyor, kendi yangınımızı dahi göremiyoruz… Ülkede ki çıkarcı siyaset, satılık medya gözümüzü öyle boyamış ki, evimizde ki yangına dahi bir bardak su atamayacak, alevleri göremeyecek duruma gelmişiz… Dünyanın bir ucundan, İtalya’dan genç bir sanatçı geliyor ve böyle bir eyleme kalkışıyor bizlere evimizde ki yangını göstermek için… Onu da Gebze’de tecavüze kurban ediyoruz… Barışın ırzına geçiyoruz, beyazı kırmızıya boğuyoruz! Biz değil miyiz ki öz kızımız bir erkeğin elini tuttu diye onun gelinliğini dahi kırmızıya boyayan… Bastırılmış cinselliğimizi turistlerin üzerine boca eden? "Avrupalı kadındır… Nasıl olsa onlarda böyle bir sorun yok… Önüne gelenle o işi yapar… Bir de ben yapsam şikayet bile etmez!" zihniyetinde ki mahluklar… Başbakanımızın yumurtladığı söz doğru "Batının ahlaksızlığını almışız!" Hem de öyle bir almışız ki topraklarımızda yaşanan, bizim dahi görmezlikten geldiğimiz savaşı bize göstermek için bembeyaz giyinmiş bir barış gelinine tecavüz edip, gömdük… Yine aynı başbakana sorsan bunu dahi siyasi ranta çevirmeye kalkar… Bu olayı dahi "Dinsizliğe" bağlar… Bastırılmış cinsellik, ülkemizde ki kıçtan uydurulmuş günah kavramları yaratmadı mı bu cinsel açlığı peki? Bir erkeğin elini tutarsa kızını günah işlemiş addeden Türk kızının babası değil mi bunu gerçekleştiren? Peki, şu an içimizde kaç Türk babası var acaba? Kendi kızının erkek arkadaş dahi edinmesini günah addedip, aynı yer de Pippa ile karşılaşsa barış için giydiği beyaz gelinliğini sıyırıp onun bacaklarını okşadıktan sonra öldürüp gömecek… Bu iki yüzlü ahlâk kavramını sorgulamak zorumuza gider… Daha fazla zorunuza gitsin istemiyorum bu yazı… Bilirim, azıcık zorlanınca beyninizden dumanlar çıkar… Beni sevmez, muhalefet görür, okumazsınız sonra… No’lur beni affedin! Acım var…
Bu, iki yüzlü ahlâk kavramını sorgulamaya kalksam inanın sayfalar dolusu yazı tutar… Kıssadan hisse yapıp en canımı sıkan noktayı anlatayım da bitireyim bu yazıyı… Oldum olası hümanist bir insanım… Bu özelliğim yüzünden hem sağcısından hem solcusundan "ütopik" damgası yedim… Bu kirli ideoloji ve siyaset denizine girip bedenimi ıslatmadım diye "Çocuk" diyen de oldu, "Zekasız, düz insan" diyende oldu… Elime silah alıp insan öldürmek aklımın ucundan dahi geçmedi bu yaşıma dek… Ya da bir ideolojiye ait sloganı ağzıma dolayıp avaz avaz bağırmadım… Benim düşlediğim insan her zaman saf insandı… "Saf insan" işte… Komünist değil, milliyetçi değil, Türk değil, Kürt değil, Doğulu ya da Batılı değil, Dinci ya da Din karşıtı değil… Saf insan… Daha kısa bir süre önce coğrafyamda ki ölümlerden, kandan nevrim dönmüştü… Bu sorunlar silahla çözülmeyecekti belliydi… Bir şeyler yapmalı diye düşündüm… İçinde silahın, kanın, mezheplerin, dinlerin, etnik söylemlerin olmadığı bir şeyler… Bir fikir geldi aklıma… Dedim ki bir gün bir arkadaşıma: "Bir gün Edirne’den başlayıp, Hakkari’ye kadar yürümeli… Düşünsene… Sırtında çantan, elinde bir yazı… Barışı ve kardeşliği simgeleyen… Bu insanlara silahlı, ölümlü çaresizlikleri değil, insanlığı hatırlatacak, saf insanlığı hatırlatacak bir şeyler yapmalı! İnsan öldürmekle bitmez! İnsan ölünce bitmez!" Bu projemi gerçekleştirmeye fırsat dahi bulamadım, bu iğrenç, baş döndürücü, insanı yalnızlığa ve bunalıma iten, karamsarlığa iten mide bulandırıcı siyasi gündem yüzünden… Ya da korktum… Evet, korktum… Beni yine deli, ütopik bir geri zekalı addedecekler diye… Yanıma bir yol arkadaşı aradım ama bulamadım…
Sonra bir gün Pippa’yı gördüm… İçim kıpır kıpır etti… Kendi ülkemde ki insanlar dahi beni anlamazken, bu, çirkin oyuna düşmüş ve gözleri dönmüşken İtalya’lardan beyaz gelinliği ile geldiğini duydum… O kadar mutlu oldum ki, o kadar umut doldum ki anlatamam… Üstelik bunu kendi ülkesi için değil, insanlık adına yapan biri… Gencecik bir sanat kızı! Saf insan yani… Ankara’ya gelecekti mutlaka… Ben görecektim onu… Yolculuğunu takip etmeye başladım sırf bu yüzden… İçimi dökecektim, fotoğraf çekinecektim, sarılacaktım, tebrik edecektim ve belki mutluluktan ağlayacaktım… Daha şimdiden projeler üretmeye bile başlamıştım… Ütopik bir geri zekalı(!) gibi davranmayacaktım bu sefer… Çok sevdiğim ressam abim Harun ANTAKYALI’ya gidecek, Pippa’dan bahsedecek ve onun fikirlerini alıp yayımlayacaktım… Pippa’nın yaptığı eylemin sanatsal değerlendirmesini yaptırıp, bu eylemin sadece ütopik bir aptallık(!) olmadığını, çok, çok daha fazlası olduğunu anlatacaktım… Ülkemde, şehir merkezinde ki atın pipisini törpületen sanat anlayışına, tiyatro yıkıp alışveriş merkezi inşa eden başkana da bir şeyleri göstermiş olurduk hem böylece belki de… Bu eylem ülkeme çok şey öğretecek, bir taşla birkaç kuş birden vuracak hayalleri kuruyordum… Günlerce medyamız Pippa’dan bahsedecek diye haber bültenlerini heyecanla takip ettim… Gazeteleri, dergileri, internet sitelerini… Ama yoktu… Hiçbir yer de yoktu… Hatta bu ilgisizlik beni de zor duruma sokuyordu… Yolculuğunu takip edemiyor, Ankara’ya gelip gelmeyeceğini dahi takip etmekte zorlanıyordum… Zar zor aramalar sonucu, internette birkaç haber portalında haberlerini buluyor ve izliyordum…
Kaybolduğu zaman medyamızın dikkatini çekti… Hele ki tecavüze uğramış bedeni toprak altından çıkınca öyle bir dikkatini çekti ki anlatamam… Kapatma davalarından, mahkeme duvarı suratlı siyasilerden, suni gündemden, ekonomiden, etnik çatışmalardan, terörist avından, türban sorunundan(!), üniversite çatışmalarından anca sıra geldi Pippa’ya… Sonunda medyamızın dikkatini çekti Pippa… Beyaz gelinliği ile değil çıplak bedeni ile… Belki de bu yüce eyleme medyamız hak ettiği değeri gösterse bu kız medyaya çıkacak, yüzü tanınır bir hale gelecek ve o hayvan adam bu kıza bunu yapmaya cesaret edemeyecekti… Oldu işte… Pippa, sonunda Türk medyasında… "Pippa’nın ölümü AB sürecimizi etkiler mi? Türkiye’nin Avrupa’daki imajı zedelenir mi? Bu olay Turizmimizi baltalar mı?" vs başlıklarla PİPPA TÜRK MEDYASINDA!
Bir ütopik aptal(!) öldürülmüş… Kimin umurunda… Beyaz gelinlikli kahramanımı öldürdünüz, üzerine çıkarcı zırvalarınızla cesedinin dahi canını acıttınız… Harun Abi’ye götüreceğim bir ağız dolusu küfürüm var şimdi yalnızca… Topunuza, hepinize… Hepiniz kaldığınız yerden devam edin, dinci-laikçi-türk-kürt-türbanlı-türbansız-akp-chp-ab-ulusalcı kavgasına… Hepinizin sıfatına küçük harfle başladım ilk defa dikkat ederseniz… Çünkü artık hiçbiriniz "umurumda değilsiniz!" Benim uzun burunlu ütopik gelinimi öldürdünüz, cesedinin ardından dahi AB tartışması yaptınız… Ne bekliyordunuz? Suni beyinlerinizden, yeni dünya düzenine çoktan adapte olmuş kalplerinizden, iki yüzlü ahlâk anlayışınızdan, cüzdan cebinizin daha da şişirdiği koca kıçınızdan, siyasete alet olmuş rant getiren din anlayışınızdan nefret ediyorum… Sizi seviyorum… İki yüzlü ahlakınıza, hâlâ varolduğunu sandığınız değerlerinize ve at çükü törpüleyen sanat anlayışınıza iyi davranın…













3 Yorum Var