headermask image

header image

Yeni albüm kapağı kokusu…

Yepyeni, sıfır kilometre bir albümle tanıştım bugün… Ergin ALTINEL’den ”Gidenlerin Ardından…” İki bin sekizin hemen ikinci ayında böyle güzel bir albümle karşılaşmak, iyi bir müzik dinleyicisi olarak içimi kıpır kıpır etti… Ergin ALTINEL’i bu albümden önce nasıl duymuş olmam? Bu da biraz kendimi sorgulamamı ve özeleştiri yapmamı sağladı tabi ki… Seksenlerden beri girmediği proje, kadrosuna dahil olmadığı grup kalmamış neredeyse… Gerçi bizim kuşak, yani seksenlerin sonunda doksanların başında çocuk olan tayfa için Ergin ALTINEL’i duymak ya da bilmek imkânsız gibiydi… Çocuktuk henüz ve medya tarafından inanılmaz bir kalitesiz kültür bombardumanına tutulmuştuk… Önümüze sunulan en iyi müzisyen Küçük Ceylan, en iyi sinema filmi Boynu büküklerdi… Rock ile tanışma faslımız çok daha sonralara tekabül ediyordu… ”Neyse” diyelim ve albüme dönelim… Albümde göze çarpan ilk özellik sağlam gitarlar kadar, eşlik etmesi oldukça güç olan bu gitar melodilerine kusursuz şekilde ayak uyduran bateri… Yemin ederim; bu sağlam gitar melodilerine kusursuz şekilde eşlik eden bateri hazzını en son Yavuz ÇETİN’in ”Satılık” albümünde hissetmiştim… Ve eşlik etmesi zor gelen gitar melodileri hazzı… Blues’dan Rock’a uzanan o büyülü tınıları anlatabilmenin mümkünü yok… Dinlemek lazım, sindirmek lazım… 

Ergin ALTINEL gibi bir üstadı birine benzetmek ne kadar doğru bilemiyorum ama ben ”Yavuz ÇETİN” benzetmesinden kendisinin de rahatsız olacağını zannetmiyorum… ”Yavuz ÇETİN öldü, ve Türkiye’de müzik bitti!” diye üzülen yaşıtlarıma buradan müjdeli haberi vermek isterim… ”Yavuz ÇETİN öldü, ama üstatları hâlâ hayatta ve müzik yapıyorlar…” Benden haber vermesi… Yavuz, beyaz bulutların üzerinden bu albümü edinmenin yollarını arıyordur, sanırım… Ve çekip gitmeseydi, on yıl sonra böyle bir albüm yapardı… Bizi nelerden mahrum ettiğinin farkında varıp çoktan pişman olmuştur umarım… Ben, bir müziksever olarak bu acımı teselli edecek bir ses, bir proje bekliyordum nicedir… Ergin ALTINEL’den gelecekmiş o ses meğer… Hayırlı olsun… Bu arada biliyorum ve sizi anlıyorum… Mp3 güzel, kolay da… Yani nasıl desem? Gidilip müzik marketten alınası, heyecanla eve gelinip, CD çalara konulup, albüm kapağını karıştıra karıştıra, her bir satırını okuya okuya, resimlerine bakıla bakıla dinlenmesi farz bu albümün… Bu duyguyu da özlediyseniz, işte size fırsat… Ben garanti verebilirim… Mp3′ün soğukluğundan bir defa olsun sıyrılmak, Rapishare’de saniyenin dolmasını beklemek de bir yere kadar… Bu albümün albüm kapağı kokusunu merak ediyorum ben… En son 2004′te tatmıştım bu duyguyu… ”Yeni albüm kapağı kokusunu özledim” ve bu özlemimi bu albümle dindireceğim… Petek DİNÇÖZ, bir albümünün kapağını kokulu yapmaya kalkmıştı da bakanlıktan izin alamamıştı hatırlarsanız… Albüm kapağı kokusunun anlamını bu sananlar hiç yanaşmasın, şimdiden uyarayım… Bire bir koku diyorum, matbaadan çıkmış, kokusunu parfümden değil, albüm içindeki müzikten alan koku… Sadece burunla değil, kulakla da alınan…

www.erginaltinel.com
www.myspace.com/erginaltinelproject

*
* (Gizli tutulacak)