Selamlar, Ömür KILIÇASLAN… Öncelikle röportaj teklifimi geri çevirmediğiniz için teşekkür ediyorum… Hariçten Gazelciler’in oluşum süreci hakkında kısaca bir bilgi alabilir miyiz sizden? Grubun hikâyesi nedir?
2001 yılında İzmit’te kurulduk. Daha önceleri farklı ekiplerle bu şehirde müzikle uğraşmaktaydık ve yerel anlamda da tanınan müzisyenlerdik. Grubumuzu kurup kendi mekanımızı da yaratıp başımızda patron olmadan özgürce müzik yapmaya başladık ancak ne olursa olsun barda çalarken kendi müziğimizi oluşturmanın mümkün olmadığını anladığımız zaman bu işleri bırakıp grubu dağıttık. İstanbul’da geçirdiğimiz vakitte çağlamayı ortaya çıkarmam sayesinde yeni bir heyecanla üçlüyü kurarak yeniden müzik yapmaya başladık ve ilk albümümüzü kaydettik.
Müziğinizi tanımlar mısınız? Hariçten Gazelciler, kendini Türkye’de icra edilen müziğin neresinde görüyor?
Biz müzik yaparken ne tarz bir müzik yapmalıyız diye düşünmeyiz. Aslolan kendimizi nasıl ifade edebildiğimizdir. Müziğimizi tanımlamamız istendiğinde genelde şu tanımlamayı kullanıyoruz : ”Alışıldık olduğu kadar değişik,değişik olduğu kadar alışıldık”. Bizim kendimizi memlekette icra edilen müziğin neresinde gördüğümüz sorusunaysa albümün üstüne yapıştırdığımız ”Nev-i şahsına münhasır müzik” etiketi cevap olabilir sanırım.

Müziğinize çok ayrı bir renk katan ”Çağlama” adlı enstürmanın mucidisiniz? Bu enstürmanın tınısı bana elektro bağlamayı andırsa da çok farklı bir keyfi olduğunu söyleyebilirim? ”Çağlama”nın hikâyesini bizzat mucidinden dinlemek heyecan verici olacaktır…
Ben aslen müziğe gitarla uğraşarak başlayan biriyim. Yıllarca da çeşitli gruplarda elektrik gitar ve bas gitar çalarak geçimimi sağladım. 2003 yılında Galaturka adlı gruptan Çağlayan Örge’yle tanışmam ve grupla grup dağılana kadar beraber çalmam benim açımdan çok önemli bir süreç oldu. Çağlayan sayesinde müzik aletlerinin sadece dükkanlardan tanıdığımız aletler olmadığını,yeni aletlerin de kurgulanabileceğini öğrenmiş oldum. Bunun peşine aklıma ben bir alet kurgulayacak olsam nasıl bir alet kurgulardım sorusu düştü. Bu sorunun cevabı da çağlama oldu. Böyle bir alet kurgulamamdaki başlıca sebepse gitarda memleketimizin müziğinin bazı seslerinin perdelerinin bulunmamasıdır.
BabaZula, Zen, Nekropsi, İstanbul Blues Kumpanyası, Wax Poetic, Siyasiyabend… Ve Hariçten Gazelciler… Ben bu türün sıkı bir dinleyicisi olarak bu grupların her ne kadar birbirinden bağımsız yönleri olsa da, bir nokta da mutlaka kesiştiğini düşünüyorum… Sözlere baktığımız zaman doğaçlama ve birbirinden bağımsız olduğunu görüyorum… Yanılıyor myum? Hariçten Gazelciler, gruplar arası etkileşim hakkında neler düşünüyor?
Adı geçen grupların ortak noktaları bildiğimiz ticari müzik ortamlarından uzakta ama buranın müziğinden kopuk olmadan müzik yapmaya çalışıyor olmaları olsa gerek. Aralarında Siyasiyabend haricinde hiçbiriyle henüz bir tanışma veya sohbet etme fırsatımız olmadı. Gruplar arası etkileşim veya ekiplerin zaman zaman ortaklaşa işler çıkartmaları güzel bir şey olsa gerekten daha fazlasını söyleyebilecek bir durumda değiliz maalesef henüz.

Gelelim albüme… Albümünüz çok yakın bir zaman da, Kadıköy Müzik etiketi ile raflarda ki yerini aldı… Heyecanlı olmalısınız… Albüm hakkında biraz bilgi alalım, biraz da heyecanınızı dinleyelim…
Aslında yıllardır müzikle uğraşan ve son 7 yılın büyük kısmını stüdyoda yatıp kalkarak geçiren bir grup olarak daha önceleri de albüm yapabilirdik. Ancak bu zaman zarfında gerçekleştirdiğimiz kayıtlar bizi kesmedi. İlerleyen sürede daha olgunlaşmamız daha sade ve basit (basit ve bayağı aynı şeyler değildir) bir müzik üretmemizi sağladı. Belki bu da bizim en önemli özelliğimiz oldu. Yıllar sonunda bir albüm çıkartmış olmak güzel bir his ancak biz albüme hiç bir zaman bir sonuç veya milat gözüyle bakmadığımız için bizim için doğal gelişim esnasında aşamalardan biri olarak gözüküyor. Ancak aldığımız olumlu tepkiler de keyif vermiyor değil tabii.
Ve albümle birlikte konserler mutlaka olacaktır…
Dinleyicileriniz sizi en yakın zamanlarda ve nerelerde dinleme şansına erişecekler?
Düzenli olarak çaldığımız bir yer yok .En düzenlisi Peyote diyebiliriz. Ocak 26′da burada bir konserimiz olacak. Onun dışında şu sıralar albümden kaynaklanan hareketlenmelerle uğraşmaktayız…
Şarkı sözleriniz… Çok dikkatimi çekti… Çok rahat, çok olduğu gibi, çok katıksız… Ne bileyim? Nasıl anlatsam? Çok ”bizden”… Çok ”içimizden”… Şarkı sözleriniz nasıl çıkıyor? Nelerden etkileniyorsunuz, neleri gözlemliyorsunuz?
Sözler çoğunca bana aittir. Dertlerimi olabildiğince açık söylemeyi severim. Buradan kaynaklanıyor olabilir. Bugün bir şarkı yapmalıyım diye oturarak şarkı yaptığımı hatırlamıyorum. Hayat olağan akışında sürerken kendi kendime birşeyler tıngırdatırken kendimi şarkı yazmış olarak buluyorum,bu bana da sürpriz oluyor. Etkilendiğim özel birşey yok.
Ben sizin gibi duruşu olan bir gruba bu soruları sormadan dayanamayacağım, sanırım… Türkiye’deki müzik sektörü ve medya hakkında neler düşünüyorsunuz?
Biz yıllardır kenarda durmaya alıştığımız ve bunun bizim için en hayırlısı olduğunu düşündüğümüz için bu konular hakkında bu işlerle uğraşmayan insanlardan daha farklı şikayetlerimiz yok. Ben de TV’de aynı şeyleri izlemekten sıkılmış biriyim o kadar….Toplum ve medya ilişkisi hakkında birşeyler yazmaya çizmeye kalksak kalın kalın kitaplar sürer herhalde. Bunu da akademisyenler yapsın.
Çok teşekkür ederek, Paranteziçi Hayatlar okurlarına ve dinleyicilerinize söylemek istediklerinizi almak istiyorum…
Hayırlısı neyse o olsun…..













2 Yorum Var
One Trackback
[...] zamanda röportaj yaptığım "Hariçten Gazelciler" grubu için de çizimler yapan "Cemal Keleşoğlu" sitemin index sayfası [...]