headermask image

header image

Çocuklarınıza ölümü anlatın…

* Babaannemi kaybettik… Uzunca bir süre (yaklaşık 20 gün) hastane trafiğinden sonra tabii ki… Onunla ilgili bir yazı döktürürüm ilerleyen zamanlarda… Henüz çok taze… Biraz küllenmesi lazım belleğimin… Zaman…

* Mail gönderen tüm dostlarıma, okurlarıma, arkadaşlarıma teşekkür ederim… Hepsini teker teker cevaplayamadım… 
Kusura bakmasınlar… İki yüz kadardılar çünkü…

*
Biz yetişkinler bir şekilde sevdiklerimizin ölümünü kabullenebiliyoruz… Ama çocuklarınıza ölümü anlatın… Bunu öğrenmeliler… Zor gibi görünüyor, biliyorum ama yapın bunu… Onlar sandığınızdan daha güçlü… Hergün ufacık kalplerinde bin defa ölüyorlar ya da diriliyorlar zaten… Üstelik bunu siz yapıyorsunuz… Fark etmiyorsunuz yalnızca…

* Eniştemin verdiği gaz ile sigarayı bıraktım…

* Mezarlıkları ziyaret edin… En azından TOKİ Evleri kadar önemseyin yani… Orayı da biz dolduruyoruz…

cihan tekin
* Feri ile bizim sitenin arka bahçesindeki duvarın önünde fotoğraf çekindik… Mahallenin çocukları duvara ”Mal” yazmış… Biz de ”Mal pozu” verip öyle çektik kendimizi… ” Seni seviyorum ” yazan bir duvarın önünde öpüşerek poz vermek gibi bir şeydi bizim için… Normaldi… Her zaman en aşağıdan bakmak iyidir olaya… Girebildiğin kadar dibe gireceksin… Bu böyledir… Şimdi, bizi eleştirse biri çıkıp nereye kadar eleştirebilir? Ne dese havada asılı kalır yani… Eleştirdiğin ikili, ”Mal” yazan bir duvarın önünde ”Mal taklidi” yapıp fotoğraf çekinecek kadar rahat tipler… Ne kadar kassan da başaramazsın işte… Olmaz… Eleştireceğim derken sen maymun pozisyonuna düşersin… Fotoğraf çok açık ve net yani…

*
” Benim sadık yarim kara topraktır… ”

* 21. yüzyıl insanı olarak ‘’sigortalı” bir işte çalışmak hayatımızın anlamı ya hani… Aşık Veysel, Mevlâna, Albert Einstein, Dostoyevski, Hz. Muhammed, Che Guevara, Hz. Ali, Ulubatlı Hasan, Friedrich Wilhelm Nietzsche… Tüm bu ve buna benzer isimler sigortasız yaşadı ve öldü… İşte, bu beni çok düşündürüyor… Sigortalı bir memur olsam da gömüldükten en geç yirmi yıl sonra unutulacağım… Belki mezarımla ilgilenen olmayacak… Keşke, diyorum… Belki saçmalıyorum ama Keşke, diyorum… Ne bileyim? Keşke, Aşık Veysel’in bağlaması olarak dünyaya getirilseydim… Beni çalsaydı, eskitseydi, öyle yok olup gitseydim… 
Hiç unutulmasaydım…

* Seni seviyorum…

* Kahve alsam iyi olacak…

* Saat 03:59 … Hâlâ sigara içmedim… Halacığım, bunu okursan söylediğini unutmadım… ” 3 ay sigara içmezsen dile benden ne dilersen ”… Ah, benim esmer cinim!… Ne dileyeceğini bilememek sigarasızlıktan kötü…  Bir bilsen… Buna halk arasında ”depresyon belirtisi” deniyor, sanırım… Ama ben ”Kış hüznü” diyorum… Neden yarattıklarından bu kadar kopuğum Allah’ım?…

* Benim babaannem çok renkli kişilikti… Hiçbir zaman, hiçbir şeyi reddettiğine şahit olmadım…  Benim ”KoRn” logolu tişörtümü giyip, metal işareti bile yapmıştı… Fotoğrafı bile var… Ya, işte böyle…

*
* (Gizli tutulacak)