headermask image

header image

Ya sev, ya öğret

Eski bir okul arkadaşım… Lise yıllarından… Google’da aramış ismimi… Sitemi bulmuş… Hani Facebook’a gerek yok… Bir blog oluşturun ve yazın… Daha etkili bence… Neyse, mail atmış, telefonumu istemiş… Cevap verdim ve telefon numaramı yazdım… Aradı beni… Konuştuk ordan burdan… Hani, yıllar sonra birbirini bulan lise arkadaşları nasıl konuşursa öyle… Askerliğini yapmış, öğretmen olmuş… O, Kürt kökenliydi… Ben Türk’tüm… Konuştuk işte… Ordan burdan… Hani, yıllar sonra birbirini bulan, iki lise arkadaşı konuşursa öyle… Ama konuşmamız gündemle ilgili konulara kaydı…  Bizi aldı, çok farklı bir noktaya getirdi… Farklı bir şeyler vardı basbayağı… Anlayana…

***

- Ne garip değil mi? Sen Kürttün… Ben Türk… Aynı sırada okuduk… Aynı okuldan, aynı zamanda diploma aldık… Ben üniversite sınavında başarısız oldum… Üniversiteye giremedim… Yüksek okula kayıt yaptırdım… Ama sen o puanı aldın ve üniversiteye gidip öğretmen oldun… Ben Ankara’da yaşayan bir Türk olarak burnumun dibinde ki üniversitelerden birinde okuyamadım… Ama sen o puanı aldın ve bir Kürt olarak memleketinden kalktın, geldin… Ve burada, benim burnumun dibinde ki üniversitede okuyup, diploma aldın… Şimdi, memleketindeki çocuklara ”Türkçe” öğretiyorsun… Seninle gurur duydum… Ömrümün sonuna kadar da duyacağım…

- Sitende ki yazılarını okudum… İyi yazıyorsun… Ama -de, -da eklerinde biraz zayıfsın… Gözüme çarptı… Öğreteyim sana… Ehehe!… Ya da editörün olayım… Yazılarını yayınlamadan önce bana yolla… Ben düzelteyim öyle yayınla… Böyle çok koz verirsin seni sevmeyenlerin eline….

- Öğret… O, çocuklara da öğret… Bana da öğret… Allah’ın Kürt’ü!…

- Faşist seni!…

- Ehehe… Ya sev, ya ÖĞRET!

*
* (Gizli tutulacak)