headermask image

header image

Alpay Erdem’im, gülüm [+18]

Alpay ERDEM’i bugüne dek hep eleştirdim… Esprileri çekici gelmedi… Taşlamaları ince zeka ürünü değil dedim… Gözlemleri derin ya da esprili değil dedim… Dedim de dedim… Ben hep derim… Bazen çenemi elimle tutarım… Ama durduramam… Ben, derim… Bugün E-Mail yolu bir sataşmaya maruz kaldım… Ben, hep ‘eleştiri’ adı altında sataşmaya maruz kalırım… Cevap veririm, yine kalırım… Sussam da kalırım… Küfür etsem de kalırım… Ben, hep sataşmaya maruz kalırım… Ben sataşılmak için doğmuşum… Kolay gaza gelirim… Ara sıra gazım alınsın isterim… Biri gelir… Sataşır ve gazımı alır benim… Bu gaz ki, hep canımı sıkar… Gazdır bu… Sıkar… Sustuğum zaman karşımdaki tepeme çıkar… Ama susmasam da gaz çıkar ve çok pis kokar… Evet, gazdır bu kokar… Gazdan artakalan bu koku çok canımı sıkar… Keşke, derim… Çıkmasaydı… İçimde kalsaydı…

Güzel yazarım, yine sataşmaya maruz kalırım… Kötü yazsam da kalırım… Güzel röportaj yaparım yine kalırım… Kötü röportaj yapsam da kalırım…  İnsanlar bir şey bulur mutlaka… Üslup, derler… Yaşın ufak derler… Bu nasıl yazı, derler… O da yetmez ciddi ciddi vakitlerini ayırıp cihanyazilarinbokgibi@senbiribnesin.com gibi mail adresleri yaratırlar, isimlerini gizleyip öyle yazarlar… Susarım, bir şey söylemem… İşi ilerletir ‘ Na’ber lan g*t? ‘ derler… Cevap veririm, eleştiriyi kaldıramıyor, derler… İnsanlar hep derler… Ben hep kalırım… Olduğum yerde kalmaktan hoşlanmam… O ayrı… Ben, hep sataşmaya maruz kalırım… Sataşılmak benim kaderimdir… Olduğum yerde kalmam ben… Hep ilerlerim… Ama ilerledikçe daha çok sataşmaya maruz kalırım…

Bugün Penguen Dergisi’nde Alpay Erdem’in yazısının bir kısmına takıldı gözüm… Şöyle diyordu:

” Alpay ERDEM’le yeni tanışan okurun hali ne acayiptir. Ortalama şu şekildedir yani… Dergiyi açar, benim köşemi görür, şöyle bir bakar, bu ne lan böyle der, ne anlatıyo lan bu *mına koduğumu der. Sonra ismimi görür, ismimin yanında soy ismimi görür, hah der, kesin Selçuk ERDEM’in kardeşi, torpilli, yoksa bu dergi de işi olamaz, der… Der yani bunları. Böyle diye diye haftalar haftaları kovalar, okur ama. Bir gün bir esprime güler ya da gülmez, bu arada Selçuk ERDEM’in kardeşi olmadığımıda öğrenir ve yol ayrımına gelir… Ya beni çok sevecektir ya da ölesiye tiksinecektir. Tiskinen, tiskine tiskine bi hal olur, sevenimiz ise, bana laf edenin k*çından şırıngayla kan alacak kadar tiynete gelir. Ortası yoktur yani. Aynen böyledir. Ve ben bu durumdan çok hoşnutum. Açıkçası benim belirlediğim bir durum bu. Böyle olmasını istedim ve böyle oldu. Risk denilen şeyle dalgamı geçtim hep. Sevenimin de sevmeyenimin de uçlarda olması hoşuma gidiyor. İkinide ayrı ayrı seviyorum. İkinizde iyi ki varsınız. Ortada dursanız bu işten tad alamazdım gibi geliyor. Ben bu ying yang enerjisini seviyorum. ”

Ah, dedim… Alpay’ım, gülüm!… Ne bana benzermişsin… Hayat ne tuhaf değil mi? Sen bu adamı bugüne dek eleştir eleştir… Esprilerini eleştir, gözlemlerini eleştir, işlerini eleştir… Ama eleştiri kisvesi altında düpe düz sataşmalara karşı nasıl bir tavır takınacağını adamdan öğren… İşte, eleştirdiğin adamdan eleştirilere karşı nasıl tavır takınacağını öğretir bu hayat sana… Ters köşeye yatarsın… Gol olur… Sevinemezsin… Ya da sevinirsin belki işe yaradığını görünce bilemezsin… Sonra kısa bir karşılaştırma yaptım bu yazıyla kendi durumumu… Ortaya şöyle bir şey çıktı:

” Cihan TEKİN’le yeni tanışan okurun hali ne acayiptir… Ortalama şu şekildedir yani… Siteyi açar, işlerimi görür, şöyle bir bakar, bu ne lan böyle der, ne yazıyo bu *mına koduğumunu der. Sonra denemelerimi görür, bok gibi der, ya da bayıldım - öldüm - bittim der, abartır babam abartır… Yalnızlığı yazarım, abazan der… Aşkı yazarım postmodern der… O, demek için doğmuştur zaten… Der… Tarafsız siyaset yazarım… Komünizmin ufak tefek yanlışlarını yazarım… Neden komünist değilsin g*t der… Seni devrimin ayakları altında ezeceğiz der… Komünizmin bir doğrusunu yazarım, beni abartır… Göklere çıkartır… Çok sever… Che Guevara ilan eder… İşte bunlara çok gülerim… Hükümetin bir yanlışını yazarım… Cuntacı der… Hükümetin bir doğrusunu yazarım, yalaka der… Onlar hep der… Onlar demek için doğmuştur ve onun için vardırlar…

Ben her şeyi kendim yaparım… Denemeyi, şiiri, günceli, günlüğü kendim yazarım, röportajı kendim yaparım, fotoğrafı kendim çekerim… Egolu der… Ama ben biz demeyi değil, ben demeyi severim… Ben böyleyim… Neden ” biz ” olmak zorundayım? Anlamam… İşte bunu anlayamam… Herkes ”biz” olmak zorunda mıdır? diye düşünürüm… Ben olmak suç mudur? derim… Eğer ben, biz olursak bir de siz lazımdır… Ben sevmiyorum biz - siz savaşlarını… Yalnız olmalıyım okurla… Ben ve sen olmalı… Başbaşa olmalıyız… Aramıza onlar değil, o bile girmemeli… Çoğul demek gürültü demektir… Ben gürültüyü sevmem derim… Böyle düşünürüm… Ama o demeye devam eder…

Ben isterim ki bir işimi beğenmediği zaman ”beğenmedim” desin… Ama o inatla ”beğenmedim” demez… İlla başka şeyler söyler…  Sen böylesin, sen şöylesin demeli, yoksa içindeki kurtçuklar durmaz… Böyle olunca beni sevenler de yanıt verir… Yazımın altında Cihanseverler & Cihan’dan tiksinenler savaşları peydah olur, ben hüzünle izlerim… Evet, ben hüzünlenirim bu savaşları izlerken… Ya, derim… Adam benden ne kadar çok nefret etmiş… Neden ki? Ya da diğeri beni ne kadar sevmiş… Layık mıyım acaba? Ben isterim ki her ikisi de ortayı bulsun… Biri benden nefret etmesin ama yine beğenmesin… Beğenmedin diye kızmam ki, derim… Diğeri de beni beğensin ama bu kadar çok sevmesin, benim için kavga etmesin ama yine beğensin… Üzülürüm; ki gece uyku tutmaz namussuzum…

Ogün SAMAST, Hrant’ın fikirlerini ve yazılarını beğenmediği için öldürdü, diye düşünürüm… Keşke öldürmeseydi, derim… ‘Beğenmedim’ deseydi geçip gitseydi… Böyle olunca Hrant’ı sevenlerde ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyerek başka bir grubun hedefi olmazdı… Ne kafama kurşun sıkın, beni öldürün, ne de birileri ” Hepimiz Paranteziçi Hayatlar’ız” demek zorunda kalsın, diye düşünürüm ben böyle durumlarda…”

Anladım ki; bu olaylar ister bir dergide, ister kitapta, ister gazetede, ya da internette insanlarla yazılarını paylaşan herkesin başına geliyor… Yazan ve paylaşan herkesin kaçınılmaz sonu bu… Bunu ben istedim ve şikâyet etmeye hakkım olmadığını düşünüyorum… Alpay ERDEM’le bir tek bu ying yang enerjisini sevip sevmeme konusunda ters düştük bu sefer… Ama olsun… O kadar ayrılık kadı yazarında da olur…

11 Ekim benim doğum günüm…
İşin en tuhafı ne biliyor musunuz?
Sizin sayenizde
24 yaşıma Alpay ERDEM’i severek gireceğim…
Teşekkür ederim…

İyi ki varsınız…

5 Yorum Var

  1. alpay erdem’i severimde okurumda ama herkes benim gibi sevmek zorunda değil ki. aynı şey senin içinde geçerli bence yazını okuyan herkes seni sevmek zorunda değil ki…fazla takılmışsın bu duruma..

    1. nalan Yazmış February 3rd, 2011
  2. cevap yazmayayım diye çok direndim ama dayanamıyorum. yazıyı sonuna kadar okumadan, sadece ilk paragrafını okuyarak yorum yazıp bana verip veriştirenlerin komik duruma düştüğünü söylemeden edemeyeceğim. bizzat alpay erdem’in okuduğu ve sayesinde arkadaş olduğumuz bir yazıyı sonuna kadar okuyun lütfen bir zahmet. trajikomik duruma düşüyorsunuz.

    2. Cihan TEKİN Yazmış May 7th, 2010
  3. eleştiri yazısı yazmaya çalışmışsın kusura bakma ama b.k atmaktan öteye geçememişsin.rüyandamı gördn? küçükken misketlerini alpay erdmemi çaldırdın yoksa sırf deşarj olmak içinmi böylesine saçmaladın anlayamadım.6 senedir alpay erdem hangi dergiye geçerse takipteyim kendisine bayılmaktayım.kendini tatmin etmek için başka yöntemler bulmanı senden talep etmekteyim

    3. Betül Kaya Yazmış May 7th, 2010
  4. Yok Alpay Erdem’in yazdıkları kötüymüş yok esprileri iyi değilmiş.Yoook canım evet seven çok sever arkasında durur.Nasıl yani uykusuzda hiç komik olmayan ya da espri yapamayan adam varken neden Alpay Erdem gibi birine yapılıyor bu beğenilmeme durumu anlamıyorum.Bence Ben köşesi en güzel köşe şu anda Uykusuz’da neredeyse onun için alıyorum Uykusuz’u

    4. neşe Yazmış May 1st, 2010
  5. selamlar, alpay erdem’e ilişkin yazını şaşkınlıkla okudum.Eleştri yazısı bile olsa böylesine ukalaca uslupla yazı yazma cesaretini kendinde nasıl buldun çok merak ediyorum doğrusu.Alpay ERDEM olsun başka bir yazar-çizer olsun onlar hakkında böylesine bir uslupla emeklerini hiçe çıkarmanın ne senin ne de herhangi bir amatörün haddi olduğuna inanıyorum.Saygılarımla

    5. Mehmet Alp UNCU Yazmış October 27th, 2009
*
* (Gizli tutulacak)