headermask image

header image

[Kemal Biçer] Röportajı

kemal biçer”Sahne, dediğin şeyin düşüncesi aklıma geldiğinde kalbim deli gibi atıyor. Şarkılarımı tek başıma bile çalarken gözlerimi kapatırım. Hep sahneyi hayal ederim.”

”Gitarı o sıralar sevdim ama ulaşılmaz ve 
pahalı bir enstrüman olarak görürdüm.”


- Selamlar, Kemal… Öncelikle söyleşi teklifimi kırmadığın için teşekkür ediyorum… Ben ve dinleyici kitlen seni o, müthiş demon, ”Bir ben görmüştüm”ile tanıyor… Seni ilk defa burda, Paranteziçinde tanıyacak olanlar için kısaca kendinden bahsedebilir misin?

Öncelikle ben teşekkür ediyorum Cihan.Dinleyicilerimden biri olduğun o günden beri desteğini benden esirgemiyerek kalıcı bir dost olduğun için. 1983 Sivas doğumlyum.Bu yaşıma kadar birçok yerde bulundum.10 sene kadar önce müzikle tanıştım.Şu sıralar Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde makina mühendisliği bölümünde okumaktayım.

- Ne demek, Kemal? Ben, senin yaklaşık birkaç yıllık dinleyicinim… Hâlâ demo albümünden sıkılmadım, diyebilirim… Ve hâlâ benim için; Kemal BİÇER, Kent Ozanları albümünde yer alması gereken müzisyenlerden birisidir… Peki, ben ve seni yeni dinleyecek olanlar müziğe nasıl başladığını merak edecektir… Kimlerden etkilendin? Nasıl oldu da bu demo albümü yapmaya ve insanlar ile paylaşmaya karar verdin? Kısacası; Gitarınla olan bu büyülü yolculuğa nasıl çıktın?

Müzikle tanışmak demek önce ne dinlediğinin farkına varmak demek bence. 12 sene önce olabilir tam hatırlamıyorum radyo dinliyordum. Sonra Bülent Ortaçgil’in ”Oyuna Devam” adlı parçası çıktı. Ne kadar güzel, dedim kendi kendime. Sonra para biriktirip B.Ortaçgil’in albümünü aldım. Belkide aylarca dinledim sıkılmadan. Gitarı o sıralar sevdim ama ulaşılmaz ve pahalı bir enstrüman olarak görürdüm. Çalanlara hayran olurdum. Hiç unutmam ablamın doğumgünüydü. Babam ve Annem Ablama gitar almışlar. Muazzam bir heyecan kaplamıştı içimi. Gitarın bana değilde ablama alınmış olması  çocukça bir kıskançlık yaratmıştı ama sonraları ablamın paylaşımcı olması beni gitar çalmaya itmişti. Bir sene kadar sonrada şarkı yazmaya başlamıştım.

Demo albümün yapımına gelince… Aklımda hep insanlarla paylaşmak vardı şakılarımı ama başlangıç noktası yoktu. Üniversite bahar şenliklerinde Vedat Sakman konseri vardı. O sIralar okulda rock müzik klübünün başkanlığındaydım. Vedat sakman ın grubunun enstrüman açıklarını kapatırken muhabbet açıldı ve Vedat Sakman’a bir kaç şarkımı çalma şansı buldum. Kendisi bana bir demo doldurup kendisine iletmemi istedi. İşte başlangıç noktası budur ‘bir ben görmüştüm’ ün. Sonraları Vedat Sakman’ın işlerinin yoğunluğundan ötürü rafta kaldı demo. Ben de, amaç paylaşımsa vereyim internete, dedim ve sonuç budur. Şu an sonuçtan memnunum. Pişman değilim, yine olsa yine yaparım.

kemal biçer
- Biliyordum… Bu işin içinde profesyonel bir ismin parmağının olduğunu biliyordum… Vedat Sakman adını duyunca hiç şaşırmadım, inan… Peki, demo albüme ilgi nasıl? Tepkiler seni daha çok olumlu yönde mi yoksa olumsuz yönde mi etkiliyor?

Demo albüme tepkiler farklılıklar gösteriyor. Kimi çok beğeniyor, kimi iyi diyor, idare eder ama şurası şöyle olsaydı fena olmazdı diyenlerde var. İğrençsin, diyenlerde var ama onlar sayesinde aynaya bakma gereği duyuyorum. Tepkilerin büyük bir kısmı olumlu. Beni gerçekten mutlu eden bir durum bu tabii.

- Bence… Yani eğer bana soracak olursan, amatör olarak edebiyatla ilgilenen, kısaca elinden geldiğince ”üreten” bir genç olarak diyebilirim ki; karşında ki insan bir şey üretmişse onu her şeyi ile ele almalısın… Örneğin beni eleştirecek biri sadece ”denemelerimi” okuyup eleştiremez, ya da sadece şiirlerimi… Çünkü bir çok dalda üretiyorum… Röportajlar yapıyorum, fotoğraf çekiyorum vs… Bunları bir bütün olarak harmanlamalı ve ortaya bir sonuç çıkarmalı… Örneğin; ”ben edebiyatcıyım” diyemem, kendimi sadece buna hapis edemem ve sınırlandıramam şu noktadan sonra… Ben seni de böyle görüyorum, Kemal… Çok da güzel şarkı sözü yazıyorsun ayrıca… Seni sadece bir müzisyen olarak ele almak içimden gelmiyor… ” Ben, senin içinde… Senin için yaptığım besteyim… Beni kimseye söyleme!” diye bir sözün vardır ki mesela… Beni benden alır, uzaklara götürür… Bu özelliğe baktığımda, yani söz yazma kabiliyeti, ki bu edebiyata girer Cenk TANER aklıma geliyor… Edebiyatla aran nasıldır? Bu sözler nasıl çıkıyor? Ben bunu merak ediyorum, edebiyat meraklısı bir dostun olarak… Eheh… Üç senedir içimde tuttum bu soruyu… Ondan uzun oldu herhalde… Kolay gelsin, Kemal’im…

Aslına bakarsan söz yazarlığım konusundaki beğenini edebiyata olan ilgim sağlamıyor. Gariptir ama çok az kitap okuyan biriyim. Ama çokça okuyan insanların yanında bu eksiğimi görmem.Bunu sanırım çok iyi izleme ve dinleme yeteneğime borçluyum. Ve sıkça düşünürüm. Aklına gelebilecek hertürlü şeyi düşünmekten bahsediyorum. İşte bu düşünme karmaşasında bazan kelimelerle de oynuyorum. Cümlelerin bir formülü, bir matematiği var gibi geliyor. Sen gibi bir kimlik tarafından beğeniliyorsam sanırım gerçekten söz yazarlığı konusunda bir yerlere gelmişim dersem sanırım mütavaziliğimi bozmuş olmam.

- Estafurullah, Kemal… Ben de çok sık okuyan biri değilimdir aslına bakarsan… Ben de yazma yeteneğimi buna borçlu değilim… Bence ”etkileşimler” burda önemli rol oynuyor… Okuduğumdan fazla, etkilendiğim isimler vardır benim de… Ve bu isimlerin öyle çok, bir sürü de olmasına gerek yok… Etkileşim için birkaç isim yeterli zaten… Bunun edebiyat anlamında olmasına da gerek yok… İlginçtir ama böyle… Senin şarkılarından da etkilenip çok sağlam yazılar çıkardığım olmuştur mesela, dinlerken… Peki, konumuza dönecek olursak: Kemal BİÇER’in müziği adına bundan sonrası için gelecekten beklentileri nelerdir? Neler yapmayı planlıyor?

Bu soruyu kendime sorduğumda düşüncelerim bir sonuca varmadan ilerliyor. Yaşam için düşünerek söylediğim bir söz var. Yapmak istediğin ile yapmak zorunda olduğun şey arasındaki mesafe ne kadar fazlaysa sen o kadar mutsuzsundur. Bir sene kadar bir zaman sonunda mühendis olacağım.  Mühendislik konusunda da kendime güvenmiyor değilim. Hatta seviyorumda bir şeyler tasarlamayı. Müzikte olduğu gibi mühendislikte üretim esastır. Ama ben insalarla şarkılarımı tatmin edici bir şekilde paylaşamazsam bu hayatta yapmak istediğim şeyi yapamam.Ve ömrümün sonuna kadar mutsuz olurum. Önümüzdeki 2 yılda profesyonel bir albüm yapabilirsem bu büyük bir adım olacak. Eğer yapamazsam mühendislik kimliğimi müziğe ulaşmak için araç olarak kullanıcağım. Çünkü bu hayatı istdiğim gibi yaşamak ve kalıcı, güzel izler bırakmak istiyorum…

kemal biçer
- Bir aralar tasarımlarınla Türkiye çapında bir yarışmaya da katılmıştın sanırım proje grubunla birlikte… Güneş enerjisi ile çalışan araba konusunda… Bu konuda ki yeni gelişmeler neler? Önümüzde ki günler de yine böyle bir proje de yer almayı düşünüyor musunuz?

Evet, 2006 yaz ayı Tübitak’ın geleneksel olarak yaptığı güneş enerjili araba yarışmasına tasarımı bana ait olan Günyüzü adlı aracımızla katıldık.Tecrübesizlik ve maddi imkansızlıklarla boğulmuş olsakta 38 takımda arasında 7 ödülden birini almayı başardık. Önümüzdeki yarışlarda okulumuzun sağlayabileceği maddi imkanlar doğrultusunda bir katılım olabilir.

- Peki, bu dalda ki gelişmelerini de takip edeceğiz… Müziğine dönecek olursak; bir yerler de sahne almak gibi düşüncelerin olmuyor mu hiç? Sahneye nasıl bakıyorsun? Hani, biraz da dinleyici ile buluşmak, yüzyüze, karşılıklı, birebir…

İşte, sahne dediğin şeyin düşüncesi aklıma geldiğinde kalbim deli gibi atıyor. Şarkılarımı tek başıma bile çalarken gözlerimi kapatırım. Hep sahneyi hayal ederim. Sahne deneyimim çok oldu ama dinleyiciler benim şarkılarımı dinlemek için gelmemişlerdi. Hoş bende çalmamıştım. OKuduğum Üniversitede kendi şarkılarımdan oluşan bir dinleti yapacağım birkaç ay sonra. Sonraları başka okullarda da olabilir. Bu konuda düşüncelerim ve planlarım bu yöndede olsa işi biraz doğasına bırakmakta istiyorum. Kendiliğinden olan herşey güzeldir, derim hep. Sanırım bu konuda da bişeyler kendiliğinden olsun istiyorum. Tabi tepkisiz değilim çaktırmadan müdahale ediyorum.

kemal biçer
- En çok merak ettiğim şeylerden birisi, genç bir müzisyen olarak yolunda ilerlemende seni en çok zorlayan şey nedir? Ülke şarlarını da göz önüne alırsak… Nelerden şikâyetçisin en çok? Müzik adına, senin gibi genç müzisyenler adına, fırsatlar ve imkânlar bazında…

Dünya yaşını aldıkça herşey kirlilikten nasibini alıyor. Müzik konusunda da  farklı akımlar var. Bu akımlar dallanıp budaklandıkça kirlenmeye başlıyor. Popülist kimlikler çok sık ekranlarda seksi kliplerle kendilerini izlenilir kılıyor. Kaliteli müzik ise yolunu en başından bu popülist kitleden ve onları dinleyenlerden ayırıyor. Şimdi dersek ki; ”oh ne de güzel oluyor.” O tarz şeyleri sevenler beni dinlemez zaten. Boşverelim, diyebiliriz. Ama yazık, diyorum ben sıkça. Şarkı diye dinledikleri şeyin ne olduğu belli değil. Bunu söylemek bana düşmez belki ama bu bence böyle. Şarkı dinlemek en az o şarkıyı yapan kadar emek harcamak demek. İşte, artık ne kadar emek harcarsa insanlar, kendileri çıkartsınlar dinledikleri her neyse ne kadar kaliteli olduğunu. Şimdi bundan yakınıyorum. Bunun olumsuz etkilerini nasıl görüyorum, dersen, bir kere müzik firmaları senin demona, müziğine, sözüne ilgi göstermiyor. Adam satacak bişey arıyor. Sen iyi müzisyensin. Ama etrafta müzikten anlayan adam az. Satmaz bu, diyor ve biz seni ararız moduna giriyorlar. Aslında buda engel değil müzik adına bir şeyler yapmam için. Teknolojinin nimetlerinden faydalanıp kendi albümünü çok kaliteli bir şekilde  üretebilir ve bunu insnalara cüzi fiyatlarda ulaştırabilirsin. Amacıma ulaşmam bu kadar kolay aslında.

- Yok Kemal’im… Ben de tek hayâli bir kitap basmak olan ve yazılarını internet üzerinden paylaşan biri olarak söylemek istiyorum bunu: Sen amacına ulaştın bile bence… Bu, internet aracılığı ile de olsa, oldu… İnsanlar seni sevdi, beğendi… Yolunuz kesişti artık… Şimdi tek yapmak gereken bu kesişmeyi farklı ortamlara da taşımak bence… Bunu kendim içinde, senin içinde düşünüyorum… Peki, Kemal… Çok teşekkür ediyorum sana… Bu güzel, benim için çok özel anlamı olan, bir müzisyen, dost, arkadaşla gerçekleşen bu söyleşiyi tadında bitirelim istersen… Dinleyicilerine, yol arkadaşlarına, Paranteziçi Hayatlar okurlarına söylemek istediklerin varsa onları alalım… Ve seni gitarının yanına gönderelim… Bilirim çok ayrı kalamazsınız… Eheh! Kalmayın da zaten… Kalmamanız gerek…

Bilirsin. Klasik bir sözüm vardır. Verdiğiniz geri dönüşü olmayan zamanlar için sonsuz teşekkürler. Tadımız her geçen gün artsın. Şarkılarımız, yazılarımız binlerce insanın ortak paydası olsun. Bu ortak paydalarda bazen albümler bazen kitaplar olsun. Senin, benim ve ortak paydası olduğumuz insanlar için söyleyebileceklerim bunlar sanırım. Unutamıyacağım bir söyleşi oldu. İlkler güzeldir ve unutlumazlıkları bundandır sanırım. İyi bak kendine ve bizi kaleminle donat. Sen ve okurlarına sonsuz sevgiler.

- Sen de daha çok şarkılar yap… Bizleri notaların sarıp sarmala her zaman,  Kemal… Çok teşekkür ediyor, çıktığın bu cesur yolculukta sana başarılar diliyorum… Teşekkürler…

Eyvallah…

Kemal Biçer - Bir Ben Görmüştüm
kemal biçer
Içimizdeki biz (3:30)
Hep kendime sorarim (2:53)
Minik yagmur damlalari (3:29)
Bir ben görmüstüm (4:46)
Melodiironi (4:12)
((( DEMO ALBÜMÜ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN )))

2 Yorum Var

  1. dün kendisinden sürprizi aldım… yeni demosu yakında çıkacak =) bir şarkısını dinleme şansına eriştim hatta ve bayıldım… demo çıkınca ben yazarım zaten mutlaka, blogu takip ederseniz haberiniz olur…

    1. Cihan TEKİN Yazmış July 10th, 2008
  2. güzel…çok güzel…
    bu kadrmı peki?başka şarkıları varmıdır ben aradım bulamadım henüz?

    2. nisan Yazmış July 10th, 2008
*
* (Gizli tutulacak)