Taş plak zamanları… Erkin KORAY, Barış MANÇO, Cem KARACA gibi üstadların yeni gün yüzüne çıkmaya başladığı yıllar… Türkiye’de rock müzik kimliğini bulmaya başlamış… Daha araya seks filmleri ve arabesk furyası girmemiş… Tarık AKAN, Filiz AKIN’ın yanağına ilk öpücğü bile kondurmamış belki… Ne bileyim? Küçüktüm işte… Dedemin plak çalar - radyo karışımı bir aleti vardı… Bir sürü siyah renkli plak vardı… Onlarla oyun oynardım… Sonradan anlamıştım elimin altındaki servetin değerini… O plaklarda ki parçaların her biri ayrı hazine şimdi… Hele rock kayıtları yok mu? Ayrı bir tad hâlâ benim için… Günümüzde bile dünyaca ünlü metal gruplarının kullandığı İstanbul zilleri… Bir ince ses verir… O yılların davul, gitar, vokal tınıları çok hoşuma gidiyor… Ayrı bir havası var… Hani günümüzdeki gruplar gibi yurtdışından alıp türkçe söz ile aynen bize aktarmak değilmiş sanırım yaptıkları… Köy ile kentin arasındaki derin uçurumu(!) simgeler oldu artık günümüzdeki rock müzik… Sanırım, yurt dışından direkt alınıp aynen uyarlanan türler yüzünden oldu bu… O zamanlar, bu taş plak kayıtları köyde de dinlenir, kentte de, arabada, evde, iş yerinde…Hani ”Kapat şunu, kafam şişti!” tepkisi verdirecek cinsten değildir, yediden yetmişe kimseye… Her ne kadar dönemin müzisyenler uzun saçları, sakal biçimleri ile imajları yüzünden zor zamanlar yaşasa da müziklerini dinleyenlere o ön yargıyı kırdırmayı bildiler…
Hâlâ bir şeyler borçlu olduğumuzu düşünürüm o zaman müzisyenlerine… Çoğu göçtü gitti zaten… Onlardan sonra ki dönemde Türk müziği kendini toplayamadı… Arabesk furyası araya girdi ve ülke müzik kültürünün içine etti deyim yerindeyse… Bir daha da paçayı kurtaramadık… Grup Bunalım’ın elimdeki parçalarını dinliyordum bu gece… Paylaşmak istedim… Ne bileyim belki de birileri de bu zevki tatmalı, diye düşündüm… Benden küçük olanlar, yaşıtlarım ve belki de benden büyükler… Grup Bunalım’ın piyasa da albümü yoktur, internette üç/dört parçası haricinde asla parçalarını bulamazsınız… Yani ne illegal bu şarkıları paylaşmam ne de sakıncalı… Hani derler ya; ‘Sevap olsun’… O hesap diyelim, öyle olsun… Zaman müzisyenlerine bizden selâm olsun… Yozlaşmaya meyil vermeyen, esinlendikleri müziğe bizden bir şeyler katabilen o uzun saçlı, ispanyol paçalı, zayıf adamlar… Grup Bunalım’ın taş var köpek yok parçası ayrı bir tattır benim için, Zeynebim parçası ayrı tat… Hani rock müziğin artık kent ile köyün arasındaki uçurumu simgelediğini söylemiştim… Bu iki parça arasındaki bağı anladığınız zaman bana hak vereceksiniz, sanırım… Haluk LEVENT, Kıraç gibi isimlerin Anadolu Rock adı altında beceremediği şey bu olsa gerek… Hababam Sınıfı’nın Tulum Hayrisi, Cem GÜRDAP’da çekip gitmiş bugün, zaman müzisyenlerinin ve sinemacılarının yanına… Belki bir çoğunuzun haberi yoktur… Sizi de suçlayamam… Selülitlerini çekmiyorlar kameraların önünden! Görüş alanımız daraldı… Hepsini yâd etmiş olalım… Allah, hepsinin ruhuna rahmet eylesin… Her zaman içimde yerleri vardır…
Grup Bunalim [45'likler]

Taş Var Köpek Yok
Yeter Artık Kadın
Zeynebim
Kınalı Gelin
Başak Saçlım
Hele Hele Vay
Güzel
Bunalım
Bir Yar İçin
Ayrılık Olmasaydı
Aşk Senin Bildiğin Gibi Değil
İşte Gezdim Gidiyorum
Hele Hele Gel
Bir Dünya da Bana Ver
Dosta Bizden Selam Olsun
Kınalı Gelin (Rıfat ÖNCEL versiyon)
((( indir )))












