*Güven Erkin ERKAL’ın Radyo D’de sunduğu Maximum Rock isimli program… Lise yıllarımın vazgeçilmezi… Artık bütün okurlarım bilir… Onun bir fon müziği vardı… Sözleri ”"Daddy Lolo, Daddy Lolo, this is oriental rock and rollo" şeklindeydi… Çok neşeli, çok otantik, çok kendine has bir şarkıdır… Yıllardır ararım ama bulamazdım… Aramadığım mekan kalmadı yıllardır hem sanal hem reel hayatta… Dün inat ettim ve uzun uğraşlar sonucu buldum şarkıyı… Hemde full albüm şeklinde… Şarkıyı dinlemek isteyenler sol alt köşedeki media playerimde ilk şarkının üzerine tıklayabilir… Kırk gün, kırk gece şarkıyı blogda çalıp bu kutsal olayı kutlamak istedim ama başınızı ağrıtmayayım dedim, ey sevgili okur… Böyle de severim sizi yani…
*Dün akşam üzeri çay içerken şöyle bir zap yapayım dedim… Hepsi gurubunun dizisi ‘Hepsi 1′ e denk geldim… Tahmin ettiğim gibi… Bu kızlar küçük yaş kitlemizi kaybetmeyelim, daha çok liseli gibi görünelim, çocuk gibi konuşalım, davranalım derken kendilerini aşmışlar… ‘Pek şekeyley, pek sevgi dolulay, aşık oluyolay dizide bol bol, şevgilileri de çok cici hep maşayyah… Ayyah nazaydan şaklaşın!…’ Eğer küçük kız taklidi yapmaya bu hızla devam ederlerse yakında göğüsleri geri içine kaçacak dördününde… Popoları geri çekecek… Direkt bebek modunda gezmek zorunda kalacaklar… Tersine evrim yaşayacaklar… Kimse kurtaramayacak… Hepsini emzik paklayacak!
*Bu haber7′ nin haberlerini hiç sevmem de,okuyucu yorumları beni çok güldürür oldum olası… Bu kadar cahil cühela insan bir yere toplanmamıştır daha önce… Sanki hepsi özenle seçilmiş gibi… Sırf eğlenmek için takip ederim… Geçenlerde ” Sezer köşke gülümseyerek veda etti ” başlıklı bir haber gözüme çarptı… Haberin içeriği gayet doğal… Başbakan ERDOĞAN ile Cumhurbaşkanı SEZER buluşmuş, ve SEZER gülümseyerek karşılamış ERDOĞAN’ı… Ne yapacaktı? Ağlayarak mı köşke veda edecekti! Altına anormal yaşam formu tipli biri ” Tabi ki güleceksin SEZER! Korkma, sen Çankaya’dan iniyorsun ama biz seni affedeceğiz… Korkmana gerek yok… Müslümanlar affedicidir… Seni affetmeyi biliriz!” gibi tam bir android zırvası kusmuş… Sorası geliyor insanın… Sezer kim, sen kimsin, sen Müslümanlar diye bir taraf(!) var ettiysen karşı tarafa koyduğun Ahmet Nejdet SEZER ne oluyor? SEZER, köşkten inince linç projen mi var ki? Kimi, neden affedeceksin? Sana ne oluyor? Kafayı mı yedin? Android işte! Devreleri karışmış sanırım… Acilen kendisine bir tamirci bulmasını Allah’tan niyaz ediyorum…
*Geçenlede müzik keyfi yaparken içime oturdu… Radical Noise’ nin dağılması hâlâ gönlümde bir yara olarak duruyormuş, dinleyince fark ettim… Nasıl sevdiysem elemanların müziğini… Hâlâ kabuk bağlamamış…
*Deniz BAYKAL hem CHP’nin başında, hemde ekranlarda hâlâ, maalesef… Hâlâ Abdullah GÜL’ü eleştiriyor ama hâlâ aynı tarzda… Siyasi görüşünü eleştirmesi güzel, izlediği politikayı eleştirmesi güzel vs… Ama dikkat ediyorum her çıktığı progamda Çankaya’ya çıkmasını istediği siyasetci profilini şöyle tarif ediyor… ” Lâik, Milliyetci, evrensel, demokratik, tam bağımsızlığı savunan, AB’ye boyun eğmeyen, ahlâklı, vs… şeklinde devam ediyor… Hepsini anladık da bu ‘ ahlâklı ‘ ne oluyor? Abdullah GÜL’e her çıktığı programda alenen ” ahlâksız ” diyor, BAYKAL… Yetmedi mi bu çirkin ve sığ tavrınla bunları başımıza tekrar getirdiğin… BAYKAL, böyle giderse bunlar Cumhurbaşkanı değil, padişah bile olurlar on yıla kalmaz… Halk bu tür çirkin ve sığ sözlerden tiksindiği için AKP’ye oy veriyor bence… Sırf BAYKAL’a inat olsun diye halk bu adamları herşey yapar… Kimse de engelleyemez… Beş yıl sonra %47 değil %100 alırlar, sakın şaşırmayın…
*Ülkeler, ırklar, azınlıklar, bayraklar, dinler, sınırlar birbirlerini yiye ve öldüredursun… Biz sevdiceğimle hâlâ Mardin’in yaylasıyla Ankara’nın bozkırını seviştirmeye devam ediyoruz… Eğer evlenirsek ve bir oğlum olursa adını Barış koymam kaçınılmaz oldu sanırım…
*İki yıl kadar blogcu.com’ da, bir yıl kadar da netlarus.com’ da blog yazdım… Çok insan tanıdım, çok yazı okudum… Şu an birçoğunun boşa geçmiş zaman olduğunu düşünüyorum… Birbirinin kopyası, ya da blog kavramından oldukça uzak bir sürü ‘’sitemsi blog”… Sitemize hoş geldiniz diye karşılayanlara bile rastladım… Hatta kendini kaybedip ‘Türkiye’nin en iyi sitesi’ gibi gönül eylemelere de rastlamadım değil… Blogcu.com çok ama çok olduğu kadar da boş içeriği ile övünüp duruyor hâlâ… Geçenlerde bir gezeyim dedim… Değişen hiçbir şey yoktu… Netlarus’a gelirsek… Netlarus gönlümde her zaman farklı bir yere sahipti… Ama onun da yönetimi geleceğini yaktı… El değiştirmeler, ortadan kaybolmalar filan derken site elden gitti… Ve ben elimden birşey gelmeye gelmeye izledim… Netlarus, isteseydi Türkiye’yi geçtim dünya çapında bir üne sahip olabilirdi blog kavramı adına… Orasını da bir gezeyim dedim… Hâlâ taş çatlasa 10-15 kişi yazıp çiziyor… İn / cin top oynuyor… Bundan sonra da toparlanamaz… Neyse, blogcu.com ya da netlarus.com… Hangisi olursa olsun Türkler blog kavramının içini dolduramadı… Ya copy-paste ye başvurdu, ya da samimiyeti yakalayamadı…
Her yanımıza gothic yazılar ve resimler, komünist içerikli ve Marks’tan copy-paste edilmiş kofti bloglar, ukala edebi abiler, ‘otagımıza hoş geldin başbuğum’ mesajları ile karşılandığınız milliyetci bloglar, Amerikan boku yemiş gibi tuhaf bir lisanla günlük tutan hatunlar / oğlanlar doluşmuş… İnsan sıkılıyor bir süre sonra… Blog işinin zevki ve tadı yorumdadır… Hele bir de kişisel bir içerik ve bağımsız olursa iyice tadından yenmez hale gelir… Samimi durursunuz… Kusura bakmayın ama bu işi beceremediniz… Hâl böyle olunca her yazısının altında ” 0 Comment ve 0 - Yorum ” yazan ve yazıları arşiv de kaybolup gitmiş çok blog göreceğiz… Ki görmekteyim zaten… Okumaktan da vazgeçtim artık… Biz işimize bakalım…














2 Yorum Var