headermask image

header image

[Nihat Kemankaşlı] Röportajı

”Ben yaşadığım ülke için resim yapmıyorum. Evrensel düşünüyorum.”

”Avangardlık gelip geçen bir rüzgar değildir. Kasırgadır. İz bırakır… ”Türk Resmi” değil “ Türkiye’de yapılan resim” tabiri doğrudur.”

”Edebiyata ilgisiz olamaz bir sanatçı.
Çünkü beslenme kaynaklarından biridir edebiyat.”

- Güzel sanatlar ile ilgilenenlerin yakından ya da uzaktan bir şekilde tanıdığı bir isimsiniz… Paranteziçi Hayatlar takipçileri için bu ismi bir de kendinden dinlemeyi isteriz… Nihat KEMANKAŞLI kimdir?

1971 yılında Balıkesir de dünya’ya gelmişim. İlköğretim ve Lise yıllarım Balıkesir’de geçti. 1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümüne girdim. 2 yıl bu bölümde okuduktan sonra 1994 yılında aynı Fakültenin Resim bölümünü kazandım. 1999 yılında Prof. Veysel Günay atölyesinden Resim bölümünden mezun oldum. İlk kişisel sergimi 2000 yılında Ankara’da Siyah Beyaz Sanat Galerisinde açtım. Sonrasında diğer sergiler peşin sıra geldi. Halen çalışmalarımı Kadıköy’de ki atölyem de sürdürmekteyim. Ayrıca 2004 yılından bu yana Özel İstanbul Aydın Üniversitesi ‘nde temel sanat eğitimi, mitoloji, grafik-tasarım, modelaj ve güzel sanatlar gibi dersler vermekteyim.

- Çalışmalarınızda genellikle desene ağırlık verdiğinizi görüyoruz… Bir ressam, daha doğrusu sanatçı için en önemli şeylerden birisi yaptığı ve benimsediği tarzın savunmasını yapabilmesidir… Bize sanatınızda benimsediğiniz tarzın savunmasını yapabilir misiniz?

Çok doğru bu saptama. Ürettiğin ortaya koyduğun çalışmayı savunabilmelisin.
Yaptığım çalışmalara soyut demektense “soyutlama” demek daha doğru. Yaklaşık 7 yıldır resimlerimin konusu nesneler. Yüzey resminden yanayım. Parçalanmalar ve bölünmeler yüzeyin kompozisyon anlayışına ters düşmeden matematiksel bir kurguyla oluşturma çabam var. Elbette sadece cansız nesneler değil peyzaj dan da yararlanıyorum. Hayatı yaşanılan mekanları durağan bir şekilde göstermekten yanayım. Çünkü fütürizmden başlayarak resimde hep bir hareket olgusu görülmekte.

- Siz ve daha birçok sanatçıya baktığımızda, kiminin akademik kariyeri tercih ettiğini, kiminin ise sanatından ödün vermemek adına bağımsız, ve yalnız sanatı ile ayakta kalmak için savaştığını, akademiye karşı sert bir tutum takındığını görüyoruz… Resim, edebiyat, müzik ve diğer tüm sanat dallarında bir şeyi çok merak ediyorum… Akademik kariyer sanatçının sanatını etkisi altına alır mı? Bir nevi ‘ başını bağlamak ‘, özgürlüğünü kısıtlamak diyebilirim… Yani, sanatçı maddi anlamda zorlanmaya başladığı anda ona dayatılan bir çıkış yolu mudur?

Akademik kariyer bir seçimdir. Seçersiniz ya da seçmezsiniz. Akademide öğretim üyesi olmanız sizin sanat alanında bir adım daha önde olduğunuzu göstermez. Olmamanızda sizin farklı bir duruşunuz olduğunu göstermez. Akademi karşıtlığı da başka bir anlayıştır. GSF lerde hoca olupta akademi karşıtı sanatçılarda vardır.Duruş önemlidir. Eğrilmeden durabilmek. Türkiye sanat adına zor bir ülke. Bu ülkede sanat yaparak ayakta durmak çok zor. Aileden gelen maddi desteğiniz yoksa, hayatı idame ettirmek için bir iş yapmak zorundasınız. Ya da yaptığınız sanatta ödün vermek zorundasınız. Bu yolda aç kalmamış insanlar bunu anlayamaz. İster hocalık yapılsın isterse başka bir iş, “atölye de geçmeyen her dakika sanatçı için kayıptır”. Ben GSF de ders vermiyorum. Radyo-Tv, Halkla ilişkiler ve Reklamcılık, Turizm Rehberliği, Moda ve Tekstil Tasarım, Tasarım ve Basım Yayımcılık gibi bölümlere ders veriyorum. Ayrıca hiç bir zaman akdemik kariyer yapmak gibi bi çabam olmadı. Ne master’ım var ne de doktoram. Sanatçı kişiliğim ve sanatım göz önüne alınarak Üniversitede ders vermem istendi. Bu arada İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevellih Heyeti Başkanımız Dr. Mustafa AYDIN’a , Başkan yardımcımız E. Org. Necdet TİMUR paşamıza ve Rektörümüz Prof Dr. Mehmet Salih ÇELİKKALE’ye sanata ve sanatçıya verdikleri destek için de teşekkür ederim.


Moda Çay Bahçesi: Levent TÜLEK, Pelinsu PİR, Nihat KEMANKAŞLI, Turgay KANTÜRK

 

- Oyuncular ile sıkı bir iletişiminiz ve dostluğunuz var… Levent TÜLEK, Pelinsu PİR gibi birçok oyuncu ile dostsunuz… Nihat KEMANKAŞLI’nın oyunculuğa olan ilgisi hangi noktaya kadardır? Mesela birgün yapmayı deneyecek mi? Kimleri beğenerek izler?

Oyuncularla dostluğum özel bir seçim değil. Bu camia içinde ister istemez arkadaşlıklar kuruyorsunuz. Levent ve Pelinsu uzun yıllardır tanıdığım, oyunculuklarını sevdiğim ve takip ettiğim arkadaşlarım. İdealist insanları seviyorum. Ödün vermeyen insanları seviyorum. Aç kalmaktan korkmayan doğru bildiğinden şaşmayan insanları…İster sanatçı olsunlar isterse başka bir iş yapsınlar. Oyunculuğa karşı bir ilgim olduğu söylenemez. Zaten yaşamda hepimiz birer oyuncu değil miyiz ? Bir gün oynamam için teklif alırsam ve bu teklifte gerçeklik varsa o zaman düşünürüm. Şimdi ne desem boş…

- Pelinsu PİR ve Levent TÜLEK ile ortak bir projeniz olacak mı ?

Şu an bir projemiz yok. Ancak yakın bir tarihte çekmek istediğim “video art” projelerim var…Elbette oyuncu tercihim öncelikle arkadaşlarımdan yana olacaktır… 

 

- Resim deyince Türkiye’de ve dünya da aklınıza gelen üç isim?

Henri MATİSSE,  Franz KLINE, David HOCKNEY  

- Özgür figür size ne ifade ediyor? Sizce Türkiye’de ki öncüleri kimler? 
Geleceğini nasıl görüyorsunuz?

“Özgür figür” adı üstünde özgür figür. Sanatta bir yere kadar özgürsünüzdür. Boş tuval karşında özgürlüğünü konuştur yok böyle bir şey. Yaşadıkları toplumda özgürlükleri kısıtlanmış bireylerin tuvallerine özgür figürler koyabileceklerine inanmıyorum. Zaman ne gösterecek göreceğiz. “Öncü” ile “Öncül” ü karıştırmamak gerekli. Bilindiği üzere Jean Dubuffet  1948-1980 li yıllarda yaptığı çalışmalarda bu oluşumun öncüsüdür.. Avangardizm bitmiştir Türkiye’de özgür figürasyonun öncüsünden konuşmak komik olur. Çünkü sanat evrenseldir. 

Bedri Baykam’da bir görüşmemizde bana Yeni Dışavurumculuğun  dünyada ki öncüsü ve Türkiye’deki öncüsü kendisi olduğunu iddia etmişti.Yukarıda da bahsettiğim gibi “Öncü” ile “Öncül” ü karıştırabiliyoruz. Özgür figürasyonun Türkiye de ki öncüsü benim diyende çıkabilir. Komiktir…Normaldir…Türkiye burası…Görüldüğü gibi her isteyen kendini istediği yerde görebiliyor. Cesaret isteyen bir şey bu. Yaşanan ve tükenen oluşumun, ya da sanat akımının geleceği hakkında benim yorum yapmam anlamsız olur. Sanat tarihçi değilim ben.   

 

 

- 18 Şubat 2004 tarihinde, İstanbul’da açtığınız ilk serginizde ” Türk resmi demek yanlış çünkü, Türkiye’de öncü bir isim yok… Türkiye’de yapılan resim daha doğru” gibi bir söyleminiz olmuştu… Sene 2007, ve bu düşüncenizde değişenler neler?

Değişen hiçbir şey yok. 100 yıllık resim geçmişimizde “öncü” sanatçımız olmamıştır. “Öncül” evet vardır. Yine tekrarlıyorum,  ben ve biliyorum ki tüm sanatçılar Batı resminden etkilendik ve onun üzerinden resim yaptık ve yapıyoruz. Avangardlık gelip geçen bir rüzgar değildir. Kasırgadır. İz bırakır…”Türk Resmi” değil “ Türkiye’de yapılan resim” tabiri doğrudur. Sinema ve tiyatro içinde aynı şey geçerlidir. “Türk Sineması”   “Türk Tiyatrosu” diye övünerek bahsediyoruz…Dünyada yeriniz nerde diye sorarlar adama. Elbette “Türk Edebiyatı” için bu geçerli değildir; tanzimat öncesi edebiyatı da düşünürsek köklü, gelişen, dil ve yazı geçmişi olan bu ülkeden “Türk edebiyatı” kavramından övünerek söz edebiliriz.  

- Nihat KEMANKAŞLI, Türk resminin neresinde?

Türkiye de yapılan resim sanatında yerimin neresi olduğunu benim söylemem yanlış olur. Ayrıca ben yaşadığım ülke için resim yapmıyorum. Evrensel düşünüyorum.  Sanatı evrensel düşünmeyenlere sormak gerekli böyle soruları….

 

- Evet, son birkaç soruya gelmişken birazda bizim tarafa kayalım… Nihat KEMANKAŞLI’nın edebiyata olan ilgisi ne derecededir? Kimleri severek okur, beğenir ?

Edebiyata ilgisiz olamaz bir sanatçı. Çünkü beslenme kaynaklarından biridir edebiyat. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Benim içinde  resimde renk araçtır, amaç değildir. Amaç olan nesnenin kendisidir. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.Şiir okumayı seviyorum. Özellikle edebiyat alanında beğendiğim takip ettiğim şair ve yazarların isimlerini vermek istemiyorum. Az okuyan bir ülke olduğumuzu düşünerek…Her dünya okunmalı bence…

- Resim konusunda ki cazibesi kadar, yakışıklılığı ve karizmatik duruşu ile de dikkat çeken bir ressamsınız… Nihat KEMANKAŞLI’nın aşka bakış açısı nedir?

Aşk adamı olduğumu biliyorum. Ancak aşk hakkında ahkâm kesmekte istemiyorum…
Aşk yaşanır…

- Sanatın her dalında, resim olsun, müzik, tiyatro, edebiyat… Sanatı bir yaşam biçimi olarak yaşamak isteyen genç arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

1-çok çalışsınlar…
2-idealist olsunlar…
3-çok çalışsınlar…
4-aç kalmaktan korkmasınlar…
5-çok çalışsınlar…
6-doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanlar ile olsunlar…
(boş insanlarla vakitlerini harcamasınlar)
7-çok çalışsınlar…

-Ve son olarak benim tek başıma bir deli inadı ile sürdürdüğüm ” Paranteziçi Hayatlar ” hakkında bir iki düşünce almak isterim sizi yakalamışken …Çok teşekkür ederim, tüm takipçilerim ve kendim adına…

Paranteziçi Hayatlar sitesini ilgiyle takip ediyorum. Özellikle senin dışavurumcu  yazılarını, şiirlerini beğenerek severek okuyorum. Eminim ki gelecekte ismini sıkça duyacağız. Başarılarının devamını diliyorum. Deli inadına devam… Bu güzel söyleşi için ben de teşekkür ederim. Çok keyif aldım. 

www.nihatkemankasli.com

 

16 Yorum Var

  1. Ilk defa bir turk bloga girdim cok guzel tebrik ederim benimde bloga gelirsen memnon olurum

    1. neda Yazmış March 14th, 2009
  2. nihat kemanlının ögrencısı olmaktan gurur duyuyorum

    2. burcu Yazmış December 6th, 2008
  3. cihan yakından tanıma fırsatını verdin bize Nihat Kemankaşlı’ya ve sana çok teşkkürler. Yüreğinize sağlık…

    4. funda Yazmış June 19th, 2008
  4. çok güzel bir söyleşi,çok teşekkür ederim,nihat KEMANKAŞLI’NIN öğütleri beni kendime getirdi

    5. yeşil Yazmış June 19th, 2008
  5. Hangi dosyayı açsam altında bize dair, bu toprakların insanına dair en ufak bir nokta bulamıyorum. Buna üzülüyorum. Yaratamıyoruz, kendimizden başka bir varlık oluşturamıyoruz. Tüm bunlara karşın acemi milliyetçilik yapıyoruz, yine gördüm temellerimizin ne kadar dolgu malzemesiyle doldurulduğunu. Bizde bize ait olan birşeyler yok ki, dünyada bize ait birşeyler olsun. “Turan” demişiz,o bile Türkçe değil! İnsan milli bir ideoloji güdüyorsa önce gider milletinin dilini kullanır. İşte böyle yine moralim bozuldu, yine gördüm temellerimizdeki boşlukları, yine hüzün, yine hüsran…

    Türkçe’yi Türkçe yapan adlar bile bizden değil, ne acı! Şemsettin Sami bize lütufta bulunmuş, teşekkürler. Acı, çok acı!!! Okudum üzüldüm: “Değişen hiçbir şey yok. 100 yıllık resim geçmişimizde “öncü” sanatçımız olmamıştır. “Öncül” evet vardır. Yine tekrarlıyorum, ben ve biliyorum ki tüm sanatçılar Batı resminden etkilendik ve onun üzerinden resim yaptık ve yapıyoruz. Avangardlık gelip geçen bir rüzgar değildir. Kasırgadır. İz bırakır…”Türk Resmi” değil “ Türkiye’de yapılan resim” tabiri doğrudur. Sinema ve tiyatro içinde aynı şey geçerlidir. “Türk Sineması” “Türk Tiyatrosu” diye övünerek bahsediyoruz…Dünyada yeriniz nerde diye sorarlar adama.”

    6. Okan Yüksel Yazmış June 19th, 2008
  6. cihan aracılığıyla bugün tanıştım Nihat Kemankaşlıyla,kurduğu cümleleri sevdim,savunduklarınıda=)

    7. dumbpixie Yazmış June 19th, 2008
  7. Gerçekten nihat beyi kutlarım çok cesur açıklamalar.ustalara saygı adı altında sanatını büklüm büklüm ezdiren içine kapanık eziklerden olmadığı için..bu ülke ne çektiyse bundan çekmedimi..bir sezen aksu gerçeği vardır ve içler acısıdır..bu kadın yıllardır USTA DUAYEN diye yutturuldu millete.ne genç yetenekler bu kadına ağzını açıp tek laf edemedi..resmen kalıplaşmış.
    KİMSE SEZEN AKSUYU BEĞENMEMEZLİK EDEMEZ O USTADIR ELEŞTİREN YADA BEĞENMEYEN SAYGISIZLIK EDER!!!! SEZEN AKSU TÜRK POPUNUN ÖNCÜSÜ DEĞİLDİR DİYEN SAYGISIZDIR!!!!
    BÖYLE DÜŞÜNE DÜŞÜNE, GENÇ POPÇULARI SEZEN AKSU İSMİYLE EZE EZE BU KADIN BİZE ” SİMİTÇİ KAHVECİ GAZOZCUUU ŞİNANAY YAVRUM ŞİNANAYY” DİYE İLKOKUL ZEKASINDAKİ ŞARKILARI ŞARKI DİYE YUITTURMADI MI YILLARCA!!! BU ŞARKININ AJDAR’IN NANE NANESİNDEN NE FARKI VAR? DİYEMEDİ YILLARCA BİRİDE ÇIKIP!!!!
    tebrikler nihat bey. yolunuzda başarılar

    8. SudeNaZ Yazmış June 19th, 2008
  8. çok beğendim,çok şey öğrendim,teşekkür ederim sayın cihan TEKİN ve sayın nihat KEMANKAŞLI

    9. nesli Yazmış June 19th, 2008
  9. nasıhatlar cok ıyı !.. resım dunyasıda cok genıs ornek alınası bır kısılıge benzıyor.. tskrler ..

    10. gizem Yazmış June 19th, 2008
  10. Nihat hocayla ilgili okuduğum ve beni en çok etkileyen yazılardan biri Tuğçe Bektaş’ın bir yazısından kesitti. Bu kız okuldaki tüm hocalarını teker teker analiz etmiş ve kaleme almış. Nihat Hocama şu satırlar düşmüş:
    ”Nihat Kemankaşlı’yı uzaktan gördüğünüzde sanatla ilgili olduğunu hemen anlarsınız. Çünkü giysilerinde zıt renklerin kontrastını ancak bir ressamın yapabileceği kadar iyi kullanır. Ayrıca saç kesimi de diğer hocalarınkine asla benzemez. Onun öğrencisi olmak resim dostu biri için harikadır, çünkü bütün sergilerine öğrencilerini de davet eder.” Röportajınızıda zevk içinde okudum hocam selamlar..

    11. kültablası Yazmış June 19th, 2008
  11. kirmizi fular demişki: peki, abidin dino, mehmet güleryüz, nuri iyem,bedri rahmi… aygaz bayii mi bu isimler ?
    ya peki bu nasil bir dusunce tarzidir. size gore oncu olan bu isimler herkese gore oncu mu olmak zorundadir. neye gore yada kime gore bu kalip??? nihat kemankasli olmasida onemli degil. pekala sokaktaki herhangi bir vatandasta bu isimleri ve calismalarini begenmeyebilir. bunlari begeneceksin ve oncu olarak kabul edeceksin dersek bunun adi dusunce olmaz bal gibide dayatma olur.
    gel gelelim isin aslina bir edebiyatci nazim hikmeti begenmeyebilir ve oncu olarak kabul etmeyebilir, bir muzisyen sezen aksuyu hic takdir etmeyebilir, bir futbolcu pele’yi begenmek zorunda degildir. dayatmalardan bikmis ve cok cekmis bir toplum olarak bunlardan ne zaman siyrilacagiz peki???

    12. kubra Yazmış June 19th, 2008
  12. Değişen hiçbir şey yok. 100 yıllık resim geçmişimizde “öncü” sanatçımız olmamıştır…… peki, abidin dino, mehmet güleryüz, nuri iyem,bedri rahmi… aygaz bayii mi bu isimler ? bir sanatçıya dünyada yerin neresi diye sorduklarında eli ayağına dolşaşıyorsa hemen bir GPS cihazı satın almalı ve havalimanında konuk olduğu northshieldsların bir dökümünü oracıkta vermeli… evrenselim güzelim, böyle ezik sanatçılık olur mu ?… kıçımı nereye koyuyorsam dünya orasıdır… homeless olmayi seçerek universal olmak mümkün değil, universal olduğunda da homeless olmak şart değil…. neyse hayırlı işler bol güneşler…. nice hayranlar dilerim

    13. kirmizi fular Yazmış June 19th, 2008
  13. bu büyülü matematiği çözmenin yoluysa onun resmine akıl’la bakmaktan geçer der!KEMANKAŞLI…..

    14. armo Yazmış June 19th, 2008
  14. abi belki ban cahil diceksiniz ama ben nihat KEMANKAŞLIYI tanımıyordum cihan abi sana çok teşekkür ederim böyle bi değeri bize tanıttığın için ve hocam sanatınız karşısında saygıyla eğiliyorum

    15. hilal Yazmış June 19th, 2008
  15. kimler var daha tanışacağımız kimbilir…ne sağlam beyinler var her santiminden çok şey öğreneceğimiz…kaç tanesiyle kesişmeyi başaraacak şu kısacık göt kadar yolumuz…biriyle daha buluşmanın sevincini tatmak düşsün bize şuan…başka birşey düşünmeyelim…hoşgeldin yolumuza nihat kemankaşlı…seninle daha yürünür olacak bu yol eminim…

    16. kemal Yazmış June 19th, 2008
  16. Nihat kemankaşlının akılla görülecek resimler isimli sergisi hakkında bir makale okumuştum radikal gazetesinde gerçekten bu röportajı okuduktan sonra sadece AKILLA görülecek işler yaptığını daha iyi anladım. emeği geçen herkese teşekkürler keyifle okudum

    17. ceren Yazmış June 19th, 2008

One Trackback

  1. [...] Sanatçının Paranteziçi Hayatlar’a verdiği röportaj için "BURAYA", sergi afişi için ise"BURAYA" [...]

*
* (Gizli tutulacak)