Dünyayı algılayabildikleri nokta bundan ibaret… Şu an ismini hatırlayamadığım bir şairin ” Köylüleri neden öldürmeliyiz?” isimli şiirini ilk okuduğum zaman sinirlenmiştim… Üstad, İsmet ÖZEL bile bu şiire karşı bir tez getirememişti… Sanırım şu an hak veriyorum… Tam da o şiir de anlatılan köylü profili şu an karşımda duran…
Tüm bunlar yalnızca yetkililerin suçu değil… Bu evlerin restore edilmemesi köylülerin ” o masum saflığından da kaynaklanmıyor!…” Çünkü her birisi konu pancar yâ da sarımsak fiyatı olunca tam teşekküllü bir ekonomist, matematik uzmanına dönüşüveriyor… Konu, yakın akranı olan, oğluna belediye de iş vaad eden belediye başkanı adayından açılır açılmaz siyaset uzmanı kesiliveriyor…
Köylü o kadar da ‘’saf” değil! Köylü, bu evlerin tarih zenginliğimiz olduğunu, kültürümüz olduğunu ve restore edilmesi gerektiğini adı gibi biliyor… Ama bilmemezliğe vuruyor… Köylü, kültürsüz değil… Ürününün birkaç kuruş zamlanması, bir tas daha fazla ayran içebilmek için kültürünün yok olmasına göz yumuyor… İşte tam da bu nokta da rahmetli Kemal SUNAL’ın filmlerinde sıkça işlediği ” Saf köylü & Cingöz siyasetçi ” teması iki bin yedili yıllar da böyle çöküyor… Köylü ve siyasetçi danışıklı dövüş yaparken, olan bu sessiz ve masum evlere, tarihimize oluyor…
Şimdi yeni bir Kemal SUNAL lazım bize…
” Masum evler ve harap edilen kültürümüz, Cingöz siyasetçi ve köylüye karşı”
temasını işleyecek…












