headermask image

header image

Devrim devrim devrildik

Devrimci şarkılarını anlayamadım oldum olası ben… Bunlardan ülke ve bağımsızlık üzerine olanları anlayabiliyorum… Hatta benimsiyorum bir çoğunu… Elbette yaşadığınız ülkenin tam bağımsızlığı kaçınılmaz bir gereksinimdir… Yoksa sömürge bir ülke olmayı kabul etmişsiniz ve berbat bir yaşam sürmeye kendinizi hapis etmişsiniz demektir… Bunlardan en çok bilineni ve benim de çok severek dinlediğim Carlo Giuliani’nin yazdığı ”Çavbella”dır… Tam bir vatansever / devrimci şarkısıdır… Öyle coşturur, öyle gaza getirirki sizi… Bu şarkı eşliğinde ülkenizi istediğiniz savaşa sokun, hiç silah kullanmadan sadece yumruk kullanarak halkınız galip gelebilir… Sözleri şöyledir: işte bir sabah uyandığımda çav bella çav bella çav bella çav çav çav elleri bağlanmış buldum yurdumun her yanı işgal altında sen ey partizan beni de götür çav bella çav bella çav bella çav çav çav beni de götür dağlarınıza dayanamam tutsaklığa … diye muntazam sürer bu şarkı… Benim anlayamadığım nokta, neden bizim ülkemizdeki devrimci şarkıları kitleleri coşturmak yerine, kişisel olur… Kişilerin yaşam hakkına tecavüz ettiği bile olur bu şarkıların bazen… Bunlardan en çok aklıma takılan ve bilinenlerden biri olan, Efkan ŞEŞEN’in ” dokuz / altı yolları”dır… Yanılmıyorsam şarkının sözleri şöyledir: "9 6 yollarında bir zincir boğazımda sıkar sıkar söyleyemem ağlayamam ayda yılda bir kaçamak kaçsak bile yaşamamak 9 6 yollarında gülmek yasak…" E! İyi de, 9 / 6 yollarında gülmek neden yasak? Lâkin benim çevremde 9 / 6 çalışıp, aynı anda işini seven binlerce insan var… O yollarda sabahları ota, böceğe selam vererek işine giden… Gayette sırıtaraktan… Durup dururken, neden şimdi millete o yollarda gülmeyi yasakladın? Sen kimsin? Bu ezik psikolojisi ile nereye kadar devrimi savunabilirsin? Senin görevin devrimci bir sanatçı olarak ezik, hayattan bezmiş, hiçbir şeyden tat alamayan, intihara meyilli bir devrimci kitle mi yaratmak? Neden devrimin ruhunda zaten var olan gücü, öfkeyi, el ele tutuşup büyük bir güç yaratma potansiyelini açığa çıkarmayı denemiyorsun? Yine aynı insanlar, devrimci toplantılar da, büyük bir entel havası içinde, ” Bizim milletimizde devrim potansiyeli yok! ” diye ahkâm kesmeyi çok severler… ”Peki bu sinmişliği, ezikliği, bezginliği de bu insanlara aşılayan siz değil misiniz?” diye soruyorum… Ey, devrimci yazarlar, çizerler, müzisyenler… Bunu bilerek yapıyorsunuz biliyorum! ”Peki neden?” diyeceksiniz… Söyleyeyim: Çünkü, bu ülke de ezik çığılıklar daha çok prim yapar… Bu ülke insanına iki ezik ses ver, sana kat kat fazlasını verir, hem maddi hem manevi anlamda… Sizinki bir nevi arabesk modasını sürdürmek… Arabesk modasını devrime uyarlamak, daha çok kitap satmak, albüm satmak… Çünkü sizin başka bir derdiniz yok! Bu ülke de devrim olsa ne, olmasa ne? Umrunuzda bile değil, bahsine girerim… Hep eziğiz, hep ezilen, bize herşey yasak, gülmek bile haram, depresyondayız, batmışız, bitmişiz edebiyatı… Durum böyleyken ezim ezim ezilen, hüngür hüngür zırlayan arabeskçilerden milim kadar farkınızı yok emin olun… Bunu yapıyorsunuz… Çünkü adınız gibi biliyosunuz ki bu ülke de gerçek bir devrim potansiyeli yaratılsa ve devrim olsa ilk gideceklerin içinde siz de varsınız… Adınız gibi biliyorsunuz, yangında ilk kurtarılacak listesinde geçmiyor adınızın baş harfi bile… Bu ülkede devrimci olayım derken, güçsüzlükten, moralsizlikten, kendi gücünün farkına varamamaktan devrim devrim devrilen binlerce insan sizin eseriniz… Devrimci sanatçılar, yazarlar, müzisyenler olarak yaratabildiğiniz tek ‘ eser(!) ‘bu oldu yıllarca… Oturun eseriniz ile övünün… Ve son olarak emin olun ki Che’lerin, ve binlerce adı duyulmamış Che’lerin Küba’ların, Vietnam’ların Çavbella’nın bestelendiği coğrafyalardan çıkması tesadüf değil… Bunu çok iyi anlayın… Bizim bir Deniz GEZMİŞ’imiz var… Yıllardır onunla övünür dururuz… Hatta onu da ezik yaptık, şarkılar da, şiirler de zırıl zırıl zırlayarak… O’na bile yaşatamadık ağzı tadıyla bir efsane olmayı… Deniz’i de arabeske bağladık, zırıl zırıl ağladık… Devrim devrim devrildik garip anam, devrim devrim devrildik biz… Ve bilin ki, bu ülkenin devrimci gençliğinin devrim ruhunu, safkan Amerikan rock ve metal gurupları ile yaşamaya çalışması sizin yüzünüzden… Radiohead, Metallica, Nirvana, Marliyn MANSON, My Dying Bride, Anathema karışımı tişörtler ile, ”ben devrimciyim” diye gezen tuhaf, melez, kapitalizmin kucağına düştüğünün farkında bile olmayan, zavallı, sinmiş bir devrimci nesil yarattınız siz… Sizin şarkılarınızda bulamadıkları öfkeyi, dinamizmi, sert tonlamaları onlar da buluyorlar… Çocuklar ne yapsın? Onlara kızmaya hakkımız var mı sizce?

Bir Yorum Var

  1. ilk okudugum zaman bu yazını çok kızmıstım sana itiraf ediyorum. ama son zamanlarda deniz gezmisi ağlak ve arabesk bi diziyle YAKISIKLI DİZİ STARI yaptılar. ortalarda ayy deniz cok yakısıklıymısssss diye gezen kızlar yaratmayı basardılar bu yazının altına simdi imzamı atıyorum

    1. haluk Yazmış June 19th, 2008

Cevaplanması gereken yorumlara buradan cevap verilmiyor. Bu gibi durumlar için lütfen gerçek mail adresinizi yazın.

*
* (Gizli tutulacak)