Çiçeği burnunda bir memur olarak beni en çok zorlayan şey mesai saatleri oluyor… Yeni olduğum için iş de almıyorum… Sabah dokuz akşam beş, vakit öldürüyorum… Tabi bundan sıkılsam da işime de geliyor… Kitap okuyorum, bol bol düşünüyorum, yeni yazılar yazıyorum… Ama bazen sapıttığım da olmuyor değil… Meselâ bugün, okuduğum kitap bitiverince ne yapacağımı şaşırdım… Gözüme çantamda duran kalemim ilişti… İstemdışı olarak baş parmağıma iki çift göz çiziverdim… Gerisi kendiliğinden geldi ve bir erkeğe dönüşüverdi… Bunun adı ne olsun, ne olsun diye düşünürken "Mesaican" olsun deyiverdim… Mesaican’ın yüzündeki gevrek sırıtış canımı sıktı, gıcık oldum kendine… Evet, ben yarattım ve ben gıcık oldum… Halbuki ne suçu var değil mi? Bu öykü mutlaka bir yerleden tanıdık gelmiştir… Neyse, insafa geldim ve sana bir de "Mesaigül" lâzım dedim içimden…


Elimi ıslatıp silmeye kalktım fakat, ispirtolu kalem kolay çıkmayan bir şeymiş… Elimde bayağı bir karartısı kaldı Gevrek sırıtışlı, gıcık Mesaican’ın… Onun üzerine de Mesaigül’ü çizeyim dedim fakat, Mesaican’dan artakalan karartı Mesaigül’ü çok çirkin bir yaratığa dönüştürdü… O da üzgün bir yüz ifadesiyle yaratılmış oldu böylece… Mesaigül hep Mesaican’ın gölgesi altında yaşayacağı için mutsuzdu… Ne kadar dil döktüysem, ne kadar soytarılık yaptıysam, ne kadar "Bak, seni yarattım, buna şükür et!" dediysem de güldüremedim Mesaigül’ü… Üsteledim fakat, gülmüyordu… Her türlü cezayla korkuttum yine güldüremedim… Adeta "Bırak ulan beni… Bari sen bırak, zaten tarih boyunca Mesaican tarafından güldürülmeyecek yüzüm, bari sen gelme üstüme" der gibi bakıyordu… Dünya döndükçe Mesaican’ın izini yüzünün tam ortasında taşımaya mahkum etmiştim onu, haklıydı… Adeta bir arlanmaz gibi kendi yaptığım hatayı kabullenemiyordum sevgili dostlarım… Halbuki temiz bir diğer parmağımda yaratsaydım onu Mesaican gibi gevrek bir gülüşle, mutlu olarak yaratılmış olacaktı… Kadının erkeğin dandik bir parçasından yaratılışı yetmezmiş gibi bir de yazılı kurallarla erkeğin oldukça gerisine itilmesi geldi aklıma… Tarih boyunca erkek tarafından ezilişi, hor görülüşü, öldürülüşü, atılışı ve satılışı… Neyse dedim, neyse… Benden ne olmuş ki yaratıcı olsun… Daha fazla elime - yüzüme bulaştırmadan yalandan bir duygu yarattım, adı aşk olan… Yavşak gibi gülen Mesaican zaten gülüyordu da, yarattığım bu yalan duyguyla Mesaigül’ün yüzü de biraz güler gibi oldu… Elma verdim önlerine, yediler filan… Cezalandırmadım… Ne gerek var… Zaten yüzlerine dikkat ederseniz mutlulukta da hüzünde de benim parmak izim var… Her şeyden ben sorumluyum… Özür dilerim Mesaigül… Vallahi istemeden oldu kız!













5 Yorum Var