<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Paranteziçihayatlar.com &#124; Cihan Tekin Kişisel WEB Blog</title>
	<atom:link href="http://parantezicihayatlar.com/blog/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://parantezicihayatlar.com/blog</link>
	<description>''Cihan Tekin Kişisel WEB Site''</description>
	<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 21:48:41 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.5</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Mirabella&#8217;ya mektuplar - IV</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1422</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1422#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2010 20:50:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>mektup</category><category>mirabella</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1422</guid>
		<description><![CDATA[Sana yazmayalı ne kadar zaman oldu&#8230; Ka&#231; geceye dualarla uyudum, ka&#231; sabaha k&#252;f&#252;rlerle uyandım hatırlamıyorum&#8230; Hatırlamak istiyorum, hatırlayamıyorum&#8230; Gelmek istiyorum, gelemiyorum&#8230; &#199;akıldım kaldım kokunun sindiği gıcırdayan yatağıma&#8230; G&#246;zlerim istem dışı olarak yatağımın başucundaki sırt &#231;antama takılıyor her sabah&#8230; Fermuarı bozuk&#8230; Benim hi&#231; valizim olmadı&#8230; Sevgili Mirabella; benim yalnızca bir sırt &#231;antam var ve fermuarı bozuk&#8230; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/pain1.jpg" /><em>Sana yazmayalı ne kadar zaman oldu&hellip; Ka&ccedil; geceye dualarla uyudum, ka&ccedil; sabaha k&uuml;f&uuml;rlerle uyandım hatırlamıyorum&hellip; Hatırlamak istiyorum, hatırlayamıyorum&hellip; Gelmek istiyorum, gelemiyorum&hellip; &Ccedil;akıldım kaldım kokunun sindiği gıcırdayan yatağıma&hellip; G&ouml;zlerim istem dışı olarak yatağımın başucundaki sırt &ccedil;antama takılıyor her sabah&hellip; Fermuarı bozuk&hellip; Benim hi&ccedil; valizim olmadı&hellip; Sevgili Mirabella; benim yalnızca bir sırt &ccedil;antam var ve fermuarı bozuk&hellip; Bunun anlamını bilmiyorsun&hellip; Yalnızlığı &ccedil;ağrıştırır adama&hellip; Gidememeyi, olduğun yerde durmayı &ouml;ğretir&hellip;&nbsp;İki ayağının&nbsp;orta yerinde ve on el parmağında kalın &ccedil;ivilerin acısı vardır; fakat g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde hi&ccedil;bir şey yoktur&hellip; Acı umurumda dahi değil&hellip; Her sabah &ouml;ğrenirsin&hellip; Ve &ouml;ğrenmek zordur&hellip;</em></p>
<div class="thumbs" align="right"><font size="1">G:\Mp3\E\Eleni Karaindrou\Eternity and a Day\Parting A.mp3</font></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1422/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Canın Sağ Olsun Bukowski&#8230;</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1403</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1403#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 19:25:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Günce &amp; Güncel]]></category>
<category>adam</category><category>charles bukowski</category><category>edebiyat</category><category>günce</category><category>günlük</category><category>hayat</category><category>heyecan</category><category>kdv</category><category>kitap</category><category>monotonluk</category><category>sıkıcı</category><category>yazar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1403</guid>
		<description><![CDATA[İşten eve geldim her zamanki gibi&#8230; Asans&#246;rde kravatımı hafif&#231;e gevşettim&#8230; Aynada kabak gibi parlayan tıraşlı y&#252;z&#252;me bakıp her akşam daha bir yabancılaştığım surata bir kere daha katlandım&#8230; Daha ge&#231;en akşam berber sa&#231;larımı keserken &#246;n&#252;me d&#252;şen birka&#231; ak sa&#231; aklıma geldi&#8230; &#34;Yanlarım beyaz olsa aslında yakışır&#34; diye ge&#231;irdim i&#231;imden her erkek gibi&#8230; Erkekler her şeyi kendine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="charles bukowski" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/11/bukowski1.jpg" />İşten eve geldim her zamanki gibi&#8230; Asans&ouml;rde kravatımı hafif&ccedil;e gevşettim&#8230; Aynada kabak gibi parlayan tıraşlı y&uuml;z&uuml;me bakıp her akşam daha bir yabancılaştığım surata bir kere daha katlandım&#8230; Daha ge&ccedil;en akşam berber sa&ccedil;larımı keserken &ouml;n&uuml;me d&uuml;şen birka&ccedil; ak sa&ccedil; aklıma geldi&#8230; &quot;Yanlarım beyaz olsa aslında yakışır&quot; diye ge&ccedil;irdim i&ccedil;imden her erkek gibi&#8230; Erkekler her şeyi kendine yontmada ustadır sevgili dostlarım&#8230; Elbette yaş ilerledik&ccedil;e ondan da yontacak şeyler &ccedil;ıkacaktır&#8230; &quot;Aslında&quot;lar &ccedil;oğalacaktır zorlama bir bi&ccedil;imde&#8230; Neyse; yol boyunca beni heyecanlandıran tek şey Bukowski serimi tamamlamamdı&#8230; Para kazanmanın beni mutlu ettiği ender anlardan birini yaşıyordum&#8230; Monotona binmiş, bir atın &uuml;st&uuml;nde &quot;dıgıdık! dıgıdık!&quot; diyerekten giden, boğulası, yılışık, şımarık&nbsp;&ccedil;ocuk tipli hayatımda zaten az heyecan kalmıştı&#8230; Evet, i&ccedil;imde baba olmaya dair ufak da olsa bir heyecan taşıyordum ama bu &ccedil;ocuk asla hayatım değildi&#8230; Yemeğimi yedim, maillerime baktım, &ccedil;ayımı yudumlarken bir yandan da<span id="more-1403"></span> kitaplarımla sevişiyordum ki; bir sayfada Bukowski&#8217;nin şu dizelerine denk geldim: <strong>&quot;Beni tanıyan herkesin size s&ouml;yleyeceği gibi, makbul biri değilim. K&ouml;t&uuml; adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı traşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. &Uuml;mitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık adamları. İlgimi &ccedil;ekerler.&quot;</strong> Beynimden vurulmuşa d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;m&#8230; Yıllarca onun gibi yaşayacağım diye kendimi gaza getirdğim &uuml;stad, bohem Bukowski bile bana laf sokar gibiydi artık&#8230; Yoktu artık, bu kadar da olamazdı&#8230; Tam yaşamanın bir anlamı kalmadı diye d&uuml;ş&uuml;necektim ki; kitabın arka kapağında fiyat etiketini parmaklarımla yokladığımı fark ettim&#8230; &Ccedil;evirip baktığımda ise <strong>30 TL</strong> yazıyordu&#8230; Hem de KDV dahildi&#8230;&nbsp;&quot;Senin de canın sağ olsun Bukowski&quot; dedim ve, &ccedil;ay i&ccedil;meye devam ettim&#8230; Şimdi de kulaklarımı Noir Desir&#8217;e emanet ettim, size yazıyorum filan, tıpkı bir zamanlar olduğu gibi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1403/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Adı Yok 48 çıktı!</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1328</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1328#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 21:02:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Günce &amp; Güncel]]></category>
<category>adı yok 48</category><category>adı yok 48. sayı</category><category>adı yok dergisi</category><category>anı</category><category>aşk</category><category>ömer sevinçgül</category><category>öykü</category><category>bahar</category><category>carpe diem kitap</category><category>carpe diem yayınları</category><category>cihan tekin</category><category>deneme</category><category>deniz</category><category>dergi</category><category>edebiyat</category><category>ezgi harmancı</category><category>hayat</category><category>kız</category><category>mine sota</category><category>ne var ne yok</category><category>oku</category><category>onur</category><category>renk</category><category>ses</category><category>sibel talay</category><category>su</category><category>toprak</category><category>yaşam</category><category>yol</category><category>yorum</category><category>şiir</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1328</guid>
		<description><![CDATA[G&#246;ky&#252;z&#252;n&#252;n sonsuzluğuna karşın, a&#231;an her bahar i&#231;in y&#252;reğime menekşe ektim. Kırıkların tamircisi, kalpsizlerin yaratıcısı, camdan kalplerin koruyucusu oldum. Adımı sordular, &#8220; Adım yok! &#8220; dedim&#8230; Kalbimde bir sığıntı gibi yaşamayı d&#252;şlerken, h&#226;kimi oldular adsızlığımın. Sayfa sayfa akarken şimdi, indik&#231;e y&#252;reğimin derinlerine, adımdan izlere rastlıyorum&#8230; Her şeyin adı olduğu bu hayatta, ben adsız olmaktan memnunum diyorum! [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/05/adiyok48kucuk.jpg" />G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n sonsuzluğuna karşın, a&ccedil;an her bahar i&ccedil;in y&uuml;reğime menekşe ektim. Kırıkların tamircisi, kalpsizlerin yaratıcısı, camdan kalplerin koruyucusu oldum. Adımı sordular, &ldquo; Adım yok! &ldquo; dedim&#8230; Kalbimde bir sığıntı gibi yaşamayı d&uuml;şlerken, h&acirc;kimi oldular adsızlığımın. Sayfa sayfa akarken şimdi, indik&ccedil;e y&uuml;reğimin derinlerine, adımdan izlere rastlıyorum&#8230; Her şeyin adı olduğu bu hayatta, ben adsız olmaktan memnunum diyorum! Kesinleşmemiş her ifade, yoksunluğun belirtisi&#8230; Elinde 48.mevsimim&#8230; İ&ccedil;inde derde derman, aşka &acirc;şık var. Kollarınla sar ve kokla menekşemi, &ccedil;evir yaprakları&#8230; Durma &ouml;yle, beni oku! Bahar&#8217;09 sayısı &ccedil;ıktı. Hangi kitabevinin<span id="more-1328"></span> hangi rafında seni bekliyor bilinmez! Hadi bakalım, benden bu kadar sıra sende. Bul dergini, OKU!!</p>
<p><strong><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/05/adiyok481.jpg" />Bu sayıda &quot;Ne var ne yok&quot;<br />
</strong><br />
iyiye yakın - <font color="#ff0000">ezgi harmancı<br />
</font>yalnızca &quot;F&quot;ye - <font color="#ff0000">cihan tekin</font><br />
k&uuml;&ccedil;&uuml;k sanrılar - <font color="#ff0000">nur aktaş</font><br />
en g&uuml;zel renkler - <font color="#ff0000">arzu bı&ccedil;ak&ccedil;ı<br />
</font>&quot;ah&quot;de vefa - <font color="#ff0000">&ouml;vg&uuml; kafadar</font><br />
yol - <font color="#ff0000">mehmet mert oktay</font><br />
konuşmak - <font color="#ff0000">g&uuml;l saba taka<br />
</font>a&ccedil;lık - <font color="#ff0000">selman kılı&ccedil;aslan</font><br />
mecmuamma - <font color="#ff0000">şaban y&uuml;rekli<br />
</font>ne demiş nietzsche?<br />
vedaların tadını &ccedil;ıkarın - <font color="#ff0000">doğuş alev aka<br />
</font>r&uuml;yakar - <font color="#ff0000">can sever</font><font color="#ff0000"><br />
</font>gelmek gitmeye - <font color="#ff0000">tuncay taşkın<br />
</font>gazete*kuşyemi*&ccedil;ilingir - <font color="#ff0000">&ouml;mer faruk kılı&ccedil; <br />
</font>buruşuk bir romanın kırışık kahramanı - <font color="#ff0000">bet&uuml;l şekeroğlu</font><br />
bir gen&ccedil; olarak &quot;&ccedil;ocukluğuma&quot; sesleniyorum - <font color="#ff0000">filiz yıldız<br />
</font>yazmalıyım &ccedil;&uuml;nk&uuml;&#8230; - <font color="#ff0000">&ouml;mer deniz<br />
</font>siyah ve beyaz - <font color="#ff0000">yusuf g&uuml;l<br />
</font>&ouml;lerek onurunu korumak - <font color="#ff0000">hakan karadaş<br />
</font>istemeden oldu - <font color="#ff0000">umur &ouml;zk&ouml;k<br />
</font>sır tutabilir misin?<br />
kapladığımız alanın hesabını yapamıyorum - <font color="#ff0000">emre g&uuml;rcan</font><br />
cervantes - <font color="#ff0000">seda şener<br />
</font>iki tip - <font color="#ff0000">fulya taş&ccedil;eviren<br />
</font>&ccedil;ok g&ouml;zl&uuml; kız - <font color="#ff0000">tim burton<br />
</font>bozaran palto - <font color="#ff0000">&ouml;mer sevin&ccedil;g&uuml;l<br />
</font>yaz akşamları - <font color="#ff0000">kerem toprak<br />
</font>giz - <font color="#ff0000">&uuml;mit kaygusuz<br />
</font>oyunlarımız &ccedil;ocuklukta mı kaldı sandın? - <font color="#ff0000">tahir yıldız<br />
</font>topuklu sacide - <font color="#ff0000">mine sota</font><br />
**<em><br />
Konsept Danışmanı :</em> &Ouml;mer Sevin&ccedil;g&uuml;l<br />
<em>Yayın Y&ouml;netmeni :</em> Sibel Talay<br />
<em>Edit&ouml;r :</em> Ezgi Harmancı<br />
<em>Grafik Uygulama :</em> Ebrar &Ccedil;i&ccedil;ek<br />
Sitemizde ge&ccedil;ici bir sorun var, d&uuml;zelene kadar &quot;satış noktalarına&quot; <font face="Times New Roman"><strong><a href="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/05/satisnok.doc">BURADAN</a></strong></font> ulaşabilirsin&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1328/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Keriman, ölüler ve kayıp mektup</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1285</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1285#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 00:08:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>acı</category><category>akşam</category><category>anı</category><category>ayrılık</category><category>aşk</category><category>çaylık</category><category>öykü</category><category>cesaret</category><category>deneme</category><category>edebiyat</category><category>hayat</category><category>insan</category><category>karadeniz</category><category>koku</category><category>korku</category><category>mektup</category><category>rize</category><category>ses</category><category>sevgili</category><category>su</category><category>tanrı</category><category>toprak</category><category>yas</category><category>yazı</category><category>yorum</category><category>şehir</category><category>şiir</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1285</guid>
		<description><![CDATA[Doksanlı yıllar&#8230; Yemyeşil &#231;aylıklar i&#231;inden, patika yollardan ge&#231;erek okula gittiğimiz g&#252;nler&#8230; Şimdi ne kadar tuhafıma gidiyor bilsen. Nasıl yanımızdan ve hayatımıza hi&#231; m&#252;dahale etmeden akıp gitmiş o, azgın dereler&#8230; İşte oradalar&#8230; Eksiksizler yani tastamam. Uzun burunlu Rize delikanlıları&#8230; &#8220;Neddiysun&#8221; diyerek kavga eden, yalnızca kollarıyla birbirini itip duran&#8230; Kavgaları ateşli olur bu y&#246;renin&#8230; O y&#252;zden kavgaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/04/saklambac2_model1.jpg" />Doksanlı yıllar&hellip; Yemyeşil &ccedil;aylıklar i&ccedil;inden, patika yollardan ge&ccedil;erek okula gittiğimiz g&uuml;nler&hellip; Şimdi ne kadar tuhafıma gidiyor bilsen. Nasıl yanımızdan ve hayatımıza hi&ccedil; m&uuml;dahale etmeden akıp gitmiş o, azgın dereler&hellip; İşte oradalar&hellip; Eksiksizler yani tastamam. Uzun burunlu Rize delikanlıları&hellip; &ldquo;Neddiysun&rdquo; diyerek kavga eden, yalnızca kollarıyla birbirini itip duran&hellip; Kavgaları ateşli olur bu y&ouml;renin&hellip; O y&uuml;zden kavgaya başlamadan &ouml;nce, olmaması i&ccedil;in inatlaşma s&uuml;recini ellerinden geldiğince uzatırlar&hellip; Sessizce ge&ccedil;iyorum yanlarından&hellip;<span id="more-1285"></span> Aşığım&hellip; Aklım beş karış havada anlayacağın&hellip; Hemen &ouml;n&uuml;mdeki sırada oturan, kızıl sa&ccedil;lı Keriman&hellip; Beyaz y&uuml;zl&uuml;&hellip; &Ccedil;aylıkların i&ccedil;inde bir yaşlı mezarı olaydım da evinin bah&ccedil;esinde hi&ccedil; konuşamadan yataydım!&nbsp; Kızıl sa&ccedil;lı Keriman&hellip; Mavi &ndash; Yeşil şehirde kırmızıya olan a&ccedil;lığımı dindiren sa&ccedil;larıyla yine oturuyor &ouml;n&uuml;mde&hellip; Ensesine dalıp gidiyorum umarsızca&hellip; Beyaz&hellip; &Ccedil;ok beyaz&hellip; Yastık gibi, bulut gibi, bebek y&uuml;z&uuml; gibi, denizk&ouml;p&uuml;ğ&uuml; gibi bir şey&hellip; Tanrı, bu y&uuml;zden en ateşli insanların yaşadığı topraklarda d&uuml;nyaya gelmesini sağlamış olmalı&hellip; Kavgaya, g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ye, silaha, ateşe alışsın diye&hellip; Yanağını &ouml;pmeyi ge&ccedil;tim, insan ensesine dokunmaya kıyamaz&hellip; Her okul &ccedil;ıkışı ardından bakıyorum&hellip; &Ouml;ylece bakıyorum&hellip; S&ouml;yleyemiyorum, konuşamıyorum, diyemiyorum, susuyorum&hellip; Allah&rsquo;ım al bu sessizliği benden! &Ccedil;&ouml;z bu kilidi dilimden! Bir defa bakmadı arkasına, bakmıyor&hellip; Boynu tutulmuş sanki&hellip; Bir okul &ccedil;ıkışı baksa arkasına, o an havaya karışsam, ses olsam, &ldquo;Selimina Ağıtı&rdquo; olsam da dolansam diline, ciğerlerine dolsam&hellip; Her okul &ccedil;ıkışı akıyorum eve doğru&hellip; Asık y&uuml;z&uuml;m, kısık sesim&hellip;</p>
<p>Evimizin hemen arkası &ccedil;aylıklar, dere ve patika yollar&hellip; Ağa&ccedil;lar i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş, k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m olmuşlar&hellip;&nbsp; &Ouml;ylece bakıyorum pencereden&hellip; &Ccedil;aylıklar i&ccedil;inde hayal ediyorum onu&hellip; Peştamallı, sırtı sepetli kızların her biri ona d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor hay&acirc;l perdemde&hellip; Oldum olası seviyorum hay&acirc;l kurmayı ve yazmayı&hellip; Bir bedenim olmasa, insan olmasam, akışkan, havaya, suya, toprağa karışan bir şey olsam yaşarım o &acirc;lemde&hellip; Hi&ccedil; şik&acirc;yet&ccedil;i olmam&hellip; &Uuml;&ccedil; yıl birlikte okudum Keriman&rsquo;la&hellip;&nbsp; S&ouml;yleyemedim&hellip; Yazdım, durmadan yazdım&hellip; Notlar, şiirler, sayfalar dolusu kelimeler biriktirdim ona dair&hellip; Her birini dereye saldım, Karadeniz&rsquo;e emanet ettim&hellip; Bazılarını &ccedil;aylıkların arasına g&ouml;md&uuml;m, kim bilir ka&ccedil;ınız i&ccedil;tiniz! Annelerin ellerinde ka&ccedil; babanın &ouml;n&uuml;ne gitti şiirlerim, ka&ccedil; &ccedil;ocuğun ders &ccedil;alışma arasında diline tat bıraktı bilemiyorum&hellip; O şiirleri kendi okuyamadı, kimse okuyamasın istedim&hellip; Bir babanın karısına teşekk&uuml;r&uuml; olsun, bir &ccedil;ocuğun dilinde tat olsun, sepetli bir kocakarının &ccedil;ay toplamaktan yorgun d&uuml;şm&uuml;ş ayaklarına iz olsun istedim&hellip; Rize&rsquo;de mezarlar &ouml;zel bah&ccedil;elerde olur&hellip; Herkes kendi arazisine, bah&ccedil;esine yaptırır mezarını&hellip; Toplu mezar bulmak zordur&hellip; Belki de o, yalnız, tek tabanca yatan cesetlere muhabbet arkadaşı olsun istedim&hellip; &Ouml;yle de oldu&hellip; Bir Keriman bilmedi şiirlerimin tadını&hellip; Binlerce babadan duydum her akşam iş d&ouml;n&uuml;ş&uuml; teşekk&uuml;r&uuml;m&uuml;&hellip; Patika yollara ayak izi oldu kurduğum c&uuml;mleler, &ouml;zenle toplanıp gitti fabrikalara&hellip; G&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ve demir makinelerde işlendi her bir harfim, oradan da akşam olunca pırıl pırıl yanan dairelere yol aldı&hellip;</p>
<p>Son g&uuml;nlerimiz artık&hellip; Ortaokuldan mezun olacağımız g&uuml;n&hellip; Keriman&rsquo;ı da g&ouml;receğim son g&uuml;n&hellip; Okul biter bitmez de babamın işi gereği tayinimiz &ccedil;ıkacak&hellip; Gideceğiz buralardan İskenderun&rsquo;a&hellip; Kabullenmişim bu aşkı i&ccedil;ime g&ouml;mmeyi&hellip; Hi&ccedil; s&ouml;ylememeyi, haber vermemeyi&hellip; &Ouml;ylece gitsin istedim Keriman hayatımdan&hellip; B&ouml;ylece kalsın bir imk&acirc;nsız olarak&hellip; Yıllar sonra andık&ccedil;a belki bir g&uuml;l&uuml;mseme olur y&uuml;z&uuml;mde, belki de kirpiklerimde iki damla yaş&hellip; Bilemem&hellip; Bildiğim tek şey bunu asla itiraf edemeyeceğim&hellip;</p>
<p>Yine bir sabah okula gitmek i&ccedil;in evden &ccedil;ıktım&hellip; T&uuml;rkiye&rsquo;nin en b&uuml;y&uuml;k camilerinden biri olan Sahil Cami&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ndeyim&hellip; Caminin hemen &ouml;n&uuml;nde bir otob&uuml;s &ccedil;ekti dikkatimi&hellip; Siyah poşetler i&ccedil;inde cesede benzer şeyler indirip duruyorlar&hellip; Tıklım tıkış doldurulmuş bagajlara&hellip; Y&uuml;zlerce ceset&hellip; &Ouml;mr&uuml;mde o kadar &ccedil;ok cesedi bir arada g&ouml;rmedim&hellip; Caminin hemen altında her zaman muhabbet ettiğim bir saat&ccedil;i dede vardı&hellip; Yanına gittim, &ldquo;Dede hayırdır bu cesetler ne?&rdquo;, &ldquo;Depremde &ouml;lenler torun&hellip; Rizeliler&hellip; Hepsini bir arada getirmişler morga koymak i&ccedil;in&hellip; Ne ambulans yetmiş bunca cesede ne başka bir şey&hellip; Otob&uuml;se doldurup getirmişler, işte!&rdquo;&hellip;</p>
<p>Y&uuml;z&uuml;m kızardı, ateş bastı, daha on d&ouml;rt yaşımdayım! G&ouml;zlerim doldu, korkudan &ccedil;işim geldi, korksam mı yoksa h&uuml;z&uuml;nlenip ağlasam mı bilemedim&hellip; Ah &ouml;l&uuml;m! Sen nasıl bir şeysin? Ka&ccedil;amıyoruz değil mi? &Ouml;l&uuml;m geliyor koşarak&hellip; D&ouml;rtnala geliyor insanın &uuml;zerine doğru y&uuml;zyıllar boyu&hellip; Evlerimizden alıyor gerekirse&hellip; Yeter ki zaman gelsin&hellip; Hi&ccedil; de kibar değil&hellip; Ne kapı biliyor ne zil! Sarsıyor yuvamızı gerekirse, kibrit kutusu i&ccedil;inde gibi sağa sola &ccedil;arpıp duruyoruz&hellip; Evlerimizden alıyor bizi&hellip; Betonlar altında yitip gidiyoruz&hellip; Yaşananlar yaşanıyor ve birer anı olarak kalıyor&hellip; Yaşanmayanlar, yaşanmaktan korkulanlar ise ardımızdan g&ouml;zyaşı dahi d&ouml;km&uuml;yor&hellip; Yaşanmadığıyla kalıyor, bir bilinmez olarak bizimle mezara gelip b&ouml;ceklere yem oluyor&hellip;</p>
<p>Caminin &ouml;n&uuml;nde, rast gele g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m manzara beni bambaşka bir psikolojiye soktu&hellip; Hemen saat&ccedil;i dedenin kutu gibi, k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k d&uuml;kk&acirc;nına girdim&hellip; Keriman&rsquo;a o zamana kadar yazdığım mektuplardan hatırımda kalan kadarıyla bir mektup harmanlayıp yazdım&hellip; O g&uuml;n akşama kadar bah&ccedil;ede diktiler bizi&hellip; Akşam da karnemizi verip dağıttılar&hellip; Keriman&rsquo;ın eline sıkıştırıverdim mektubu&hellip; Sonra da &ccedil;ektim gittim. Okudu mu, sevindi mi, kızdı mı, beni aradı mı, yoksa umursamadı mı bile, bilmiyorum&hellip; Daha on d&ouml;rt yaşımdayım&hellip; Tanrım! Nasıl bir psikolojiydi, o? On d&ouml;rt yaşında bir &ccedil;ocuk&hellip; Bir daha hi&ccedil; g&ouml;remeyeceği sevdiğine son g&uuml;n mektup veriyor&hellip; &Uuml;&ccedil; yıldır şiirler yazıp derelere saldığı, mektuplar yazıp &ccedil;aylıklara g&ouml;md&uuml;ğ&uuml; kelimeleri on dakikada harmanlayıp kıza veriyor&hellip; Sonra da ardına dahi bakmadan y&uuml;r&uuml;y&uuml;p gidiyor&hellip; Bir daha hi&ccedil; g&ouml;remeyeceğini bilerek ve bir damla dahi yaş d&ouml;km&uuml;yor! Şimdi aklım almıyor&hellip; &Ccedil;ok cesur ve ger&ccedil;ek geliyor&hellip; Belki de hayatımda ki en ger&ccedil;ek an&hellip; Hayatımda ki en erkeksi an! Daha bıyıklarım bile terlememiş ama &ccedil;ok cesurum&hellip; Benim en g&uuml;zel kelimelerimdi onlar&hellip; Derelerin koynunda yıkanmış, toprak kokusu sinmiş, cesetlerle yarenlik etmiş kelimelerim&hellip; Hi&ccedil;birini hatırlamıyorum bile bug&uuml;n&hellip; Karnemizi aldıktan birka&ccedil; g&uuml;n sonra taşındık ve gittik&hellip; O zamanlar ne cep telefonu var ne internet&hellip; Kaybettik izimizi birbirimizin Keriman&rsquo;la&hellip; Hayata kapıldık ve bug&uuml;nlere dek geldik&hellip; Yakın zamanda internet aracılığı ile buldu beni&hellip; Tam on yıl sonra! Selamlaştık&hellip; Mektubu sordum ona&hellip; Kaybettiğini, nerede olduğunu bilmediğini s&ouml;yledi&hellip; &Uuml;z&uuml;ld&uuml;m ama belli etmedim&hellip;</p>
<p>&ldquo;O mektubu bul Keriman! Mevsimler değişti, dereler kurudu, bah&ccedil;eler sarardı&hellip; Zaman &ccedil;ok değişti. Yemyeşil &ccedil;aylıkları, toprak kokusunu, ger&ccedil;ekliği, dereleri &ouml;zledim&hellip; Neydi bu kadar ger&ccedil;ek ve sahte olmayan kelimeler? Hatırlayamıyorum&hellip;</p>
<p>O mektubu bul! Sessiz sevdama Tanrı huzurunda şahitlik etmiş o toprakların en yiğit &ccedil;ocuğu K&acirc;zım g&ouml;&ccedil;t&uuml; gitti&hellip; &ldquo;Selimina Ağıtı&rdquo; olsam dilinde şimdi, ağıt babasız kaldı, başı &ouml;nde bir yetim! Seni değil ama senden sonra g&ouml;ğs&uuml;mde kadınlar uyuttum&hellip; Sa&ccedil;larını okşadım&hellip; Her birini kaybetmekten &ccedil;ocuk gibi korktum&hellip; Gidenin ardından g&ouml;l gibi g&ouml;zyaşları d&ouml;kt&uuml;m&hellip; Sevdiklerime son c&uuml;mle kurmak ayrılık anlamına geldiği i&ccedil;in hi&ccedil;bir sevdiğime son bir c&uuml;mle kurup, ardıma bile bakmadan d&ouml;n&uuml;p gidemedim!</p>
<p>Hi&ccedil;bir zaman o g&uuml;nk&uuml; kadar cesur bir erkek olamadım! Bul o mektubu bana! Neydi bu yaşımda cesaret edemeyeceğim şeyi bana yaptıran? Neydi on d&ouml;rt yaşında bir erkeği ardına dahi baktırmayacak kadar cesur kılan, kendinden emin kelimeler? Artık hi&ccedil;bir kadının acısını kaldıracak kadar cesur değilim! Annem ya da sevgilim! Fark etmiyor&hellip; Kendim &ccedil;ekip gitmeyi ge&ccedil;tim, kadınların gidişi canımı yakıyor! Başım asla o g&uuml;nk&uuml; kadar dik duramıyor&hellip; Başımı duvardan duvara vuruyorum, kapıları yumrukluyorum ardlarından&hellip; Ellerim acıyor!&#8230;&rdquo;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1285/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ateşle yaşamak&#8230;</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1242</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1242#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2009 00:09:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>alevi</category><category>anayasa</category><category>ankara</category><category>anı</category><category>atatürk</category><category>ateşle yaşamak</category><category>çeşitlilik</category><category>çino kokoreççisi</category><category>çok kültürlü türkiye</category><category>ülke</category><category>bilgi</category><category>birlikte yaşam</category><category>cengiz güleç</category><category>deneme</category><category>din</category><category>ermeni</category><category>etnik</category><category>gölge oyunu</category><category>hacivat</category><category>halk</category><category>hayat</category><category>hz ali</category><category>hz ömer</category><category>insan</category><category>kanun</category><category>karagöz</category><category>kastamonu</category><category>köken</category><category>kürt</category><category>kitap</category><category>korku</category><category>laz</category><category>madalyon psikiyatri merkezi</category><category>memur</category><category>mevlana</category><category>mevlana celaleddin i rumi</category><category>orta oyunu</category><category>pir sultan</category><category>renk</category><category>saz</category><category>sağduyu</category><category>sünni</category><category>sevgi</category><category>siyasi parti</category><category>sufi</category><category>tarih</category><category>türk</category><category>tehdit</category><category>toprak</category><category>ulus</category><category>vatan</category><category>yorum</category><category>şive</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1242</guid>
		<description><![CDATA[Madalyon Psikiyatri Merkezi kadrosunda g&#246;rev yapan Prof. Dr. Cengiz G&#220;LE&#199; ile ayak&#252;st&#252; de olsa karşılaşma fırsatı buldum ge&#231;en g&#252;nlerde&#8230; Hemen bu fırsatı değerlendirdim ve &#34;Ateşle Yaşamak / &#199;ok K&#252;lt&#252;rl&#252; T&#252;rkiye&#34; adlı kitabını imzalattım&#8230; (bkz:1 - bkz:2) Cengiz Bey&#8217;in hatırı sayılır s&#252;redir hastasıyım&#8230; Buna rağmen kendinin etnik k&#246;keni ya da kimliği ile en ufak bir bilgim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/04/cengiz_gulec.jpg" /><a target="_blank" href="http://www.madalyonklinik.com/">Madalyon Psikiyatri Merkezi</a> kadrosunda g&ouml;rev yapan Prof. Dr. Cengiz G&Uuml;LE&Ccedil; ile ayak&uuml;st&uuml; de olsa karşılaşma fırsatı buldum ge&ccedil;en g&uuml;nlerde&#8230; Hemen bu fırsatı değerlendirdim ve &quot;Ateşle Yaşamak / &Ccedil;ok K&uuml;lt&uuml;rl&uuml; T&uuml;rkiye&quot; adlı kitabını imzalattım&#8230; (<a rel="lightbox" href="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/04/cengiz_gulec_2.jpg">bkz:1</a> - <a rel="lightbox" href="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/04/cengiz_gulec_3.jpg">bkz:2</a>) Cengiz Bey&#8217;in hatırı sayılır s&uuml;redir hastasıyım&#8230; Buna rağmen kendinin etnik k&ouml;keni ya da kimliği ile en ufak bir bilgim yoktu&#8230; Tanıdığım insanlarda bu konuyu da &ccedil;ok umursayan, kurcalayan bir insan olmadım oldum olası&#8230; Neyse, kitaptan &ouml;ğrendim ki Cengiz Bey, Sivaslı ve Alevi bir yurttaş&#8230; Kitabın isminden az &ccedil;ok i&ccedil;eriğini tahmin edebilmiştim fakat, bu kadar zevkli, beni s&uuml;r&uuml;kleyecek kadar da sağlam bir i&ccedil;erik beklemiyordum&#8230; T&uuml;rkiye&#8217;nin etnik zenginliğini anlatıyordur ama, kesin akademik ve sıkıcı bir &uuml;slupladır diye, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m&#8230; Ama yanıldım&#8230; &Ouml;yk&uuml;ler ve &ouml;rnekler &ouml;ylesine bizden, &ouml;ylesine g&uuml;l&uuml;msetici<span id="more-1242"></span> ki; okurken y&uuml;z&uuml;m&uuml;n g&uuml;l&uuml;msemesi bir an eksik olmadı&#8230; Hatta &ouml;yle ki; her etnik k&ouml;kenden tanıdığı bir hastası veya &ccedil;evresinden birinin birebir ağzından &ouml;yk&uuml;ler aktarılmış, şivelere bile dokunulmamış&#8230; Okuduğunuz anda şive ya da vurgulardan &quot;bu adam K&uuml;rt, bu kadın Ermeni, bu gen&ccedil; T&uuml;rk, bu bayan Alevi, şu insan S&uuml;nni, bu adam Sufi&quot; diye tahmin edebiliyorsunuz&#8230; Ve bu insanların kendi ağızlarından, birebir şive ile aktarılmış &ouml;yk&uuml;lere Cengiz G&uuml;le&ccedil; kendince değerlendirme ve &ccedil;ıkarımlarda bulunmuş&#8230;</p>
<p>Bir nevi Karag&ouml;z &amp; Hacivat g&ouml;lge oyunu ya da Kavuklu orta oyunu tadında&#8230; Bu oyunlarda da bilirsiniz ki; ana kahraman, &ouml;rneğin Kavuklu hep hikayenin i&ccedil;indedir, olduğu yerde durur ve oyuna giren &ccedil;ıkanlar hep diğerleridir&#8230; Kavuklu durduğu yerde durur, bir Laz gelir ve aralarında komik diyaloglar ge&ccedil;er, Laz gider, Erzurumlu gelir, onunla da komik diyaloglar yaşar, o gider, K&uuml;rt gelir, onunla diyalogu biter ve Ermeni gelir, onla da biter Yahudi gelir, Alevi gelir, Kastamonulu gelir vs&#8230; Bu oyun b&ouml;yle s&uuml;rer gider zevkli şekilde&#8230; Kısaca anlatmaya &ccedil;alıştığım şey, yani aynı bu zevki aldım kitabı okurken&#8230;</p>
<p>Bunu yapan ise bu kitap i&ccedil;in Profes&ouml;r kimliğini bir k&ouml;şeye koyup, samimi bir dille, kimliği ile &ouml;n&uuml;m&uuml;ze &ccedil;ıkmayı g&ouml;ze alan Alevi k&ouml;kenli bir yurttaş, Cengiz G&uuml;le&ccedil;&#8230; Bu topraklardan neden umut kesilmeyeceğini bir kere daha anladım&#8230; Bunu bana bir defa daha anlama şansı verdiği i&ccedil;in Cengiz Bey&#8217;e ne kadar teşekk&uuml;r etsem azdır&#8230; Son g&uuml;nlerde etnik, dini k&ouml;kenler &uuml;zerine &ouml;yle olaylara şahit oluyorum, &ouml;yle haberler izliyorum, &ouml;yle tartışmalara şahit oluyorum ki; kanım donuyor&#8230; Hatta &ccedil;ok yakınlarım bile artık bazı etnik k&ouml;kenlere olan inancını yitirmiş durumda&#8230; Bir arada yaşama şansımız olmadığından dem vuruyorlar&#8230; En yakınlarımla bile bu olaylar &uuml;zerine ateşli tartışmaya giriyorum, sinirleniyorum, inatla savunuyorum, g&ouml;zlerim doluyor, kızarıyor, sesim titriyor ama inatla savunuyorum ve bu t&uuml;r olaylarla buna olan inancım bir kat daha artıyor, bu &ccedil;ok &ccedil;eşitliliğin, &ccedil;ok renkliliğin yılmaz bir savunucusu oluyorum, o g&uuml;c&uuml; kendimde bulabiliyorum&#8230; Her şeye ve herkese rağmen, hepsine inat&#8230;</p>
<p>Yine b&ouml;yle, g&uuml;nlerden bir g&uuml;n Ulus&#8217;ta işim var&#8230; Yakınlarımdan biriyleyim&#8230; &Ouml;ğlene doğru karnımız acıktı ve yol &uuml;st&uuml;nde, seyyar arabasıyla Kokore&ccedil;&ccedil;ilik yapan &Ccedil;ino Kokore&ccedil;&ccedil;isi&#8217;ne rastladık&#8230; Yemeye karar verdik&#8230; Ustaya siparişlerimizi verdik, başında beklemeye koyulduk&#8230; Usta T&uuml;rk&ccedil;e konuşuyordu, bir sorun yok gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu fakat, birden telefonla g&ouml;r&uuml;şmeye başladı ve konuşması K&uuml;rt&ccedil;e&rsquo;ye d&ouml;nd&uuml;&#8230; Belli ki adamcağız memleketinden biriyle konuşuyordu ve o da T&uuml;rk&ccedil;e bilmiyordu&#8230; Bunu &ouml;ylesine normal ve doğal karşılıyorum ki; fakat birden yakınımın y&uuml;z&uuml;n&uuml;n asıldığını fark ettim&#8230; Onun bu tip durumlarda neler hissettiğini bilebiliyordum artık&#8230; Neler s&ouml;yleyeceğini, nelerden şikayet edeceğini, nelere sinirleneceğini&#8230; O da benim neler s&ouml;yleyeceğimi, neleri savunacağımı, kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerinden neleri yanlış bulacağımı ve eleştireceğimi biliyordu&#8230; Bu konuşmalar ve fikir ayrılıkları aramızda rutine binmişti &ccedil;&uuml;nk&uuml;&#8230; Onun i&ccedil;indir sanırım, bu sefer sadece bakışmakla yetindik&#8230; Ben ekstradan hafif&ccedil;e g&uuml;l&uuml;msemekle yetindim&#8230;</p>
<p>Fırtına &ouml;ncesi sessizliği andıran bu halde yemeklerimizi aldık ve seyyar arabanın arka tarafındaki taburelerden ikisine oturduk&#8230; &Ouml;ylesine a&ccedil;tık ki; başımızı kaldırıp sağa sola bakmıyorduk bile&#8230;&nbsp; Bayağı bir s&uuml;re sessizce kokore&ccedil;lerimizi yedik, hi&ccedil; konuşmadık fakat, bir s&uuml;re sonra başımı kaldırıp sola &ccedil;evirdiğimde seyyar arabanın arkasına asılmış kocaman levhalar dikkatimi &ccedil;ekti&#8230; Kocaman olması yetmemiş, hem sağa hem sola olmak &uuml;zere iki adet asılmıştı, &uuml;zerinde şunlar yazıyordu:&nbsp;<strong></p>
<p>&quot;Maddi durumu olmayanlar, evsizler, kimsesizler,&nbsp;&ouml;ğrenciler, işsizler&#8230; L&uuml;tfen durumunuz yoksa s&ouml;yleyin&#8230;&quot;<br />
</strong><br />
Basit bir seyyar kokore&ccedil; arabasının her iki yanına asılmış bu tabelaları bana hangi ırk,&nbsp; hangi mezhep, hangi &uuml;lke, hangi siyasi parti a&ccedil;ıklayabilir? Hangi anayasada seyyar satıcılar i&ccedil;in&nbsp;b&ouml;yle bir zorunlu kanun vardır? Kendi&nbsp;halindeki bir seyyar satıcıyı ka&ccedil; yıl hapisle, hangi tehditle korkuttunuz da bu tabelaları astırdınız!&nbsp;Neden peki? Neden bu adam kendini buna mecbur hissetti? Bunu bana a&ccedil;ıklayabilir misiniz? Evet, bu adam bunu yaptı &ccedil;&uuml;nk&uuml;;</p>
<p>Bu toprakların &uuml;zerinde h&acirc;l&acirc; Mevl&acirc;na Cel&acirc;leddin-i Rumi&#8217;nin aşkı var, neyzenlerin nefesi, Pir Sultan&#8217;ın sazı, s&ouml;z&uuml; var&#8230; Hz. Ali&#8217;nin kılıcı g&ouml;lge ediyor bize yaz g&uuml;nleri, &Ouml;mer&#8217;in adaletini siyasilerimiz unutsa da halkımız mıh gibi &ccedil;akmış aklına! H&acirc;l&acirc; Mustafa Kemal&#8217;in kalpaklı g&ouml;lgesi Kocatepe&#8217;de! Biz h&acirc;l&acirc; sıfırdan yaratılmış o &uuml;lkeyiz! H&acirc;l&acirc; &ouml;ylesine g&ouml;lgesi dolaşıyor ki tarihimizin &uuml;zerimizde&#8230; Profes&ouml;r&uuml; de, kokore&ccedil;&ccedil;isi de fark etmiyor&#8230; Yanıltmıyor umudumuzu! Allah, &Ouml;mer&#8217;inden Mevl&acirc;nası&#8217;na, M. Kemal&#8217;inden Pir Sultan&#8217;ına hepsinden razı olsun, bu g&uuml;n bile&#8230; Kimisi din ile kimisi siyasi dehasını kullanarak &ouml;yle bir tohum atmış ki bu topraklara, ne kadar budarlarsa budasınlar k&ouml;k&uuml; her zaman dipdiri, yeniden &ccedil;ıkıyor, yeniden ve daha diri! &Ouml;nemli olan bu serin g&ouml;lgeyi &uuml;zerimizden ka&ccedil;ırmamak&#8230; İşte, profes&ouml;r&uuml;, kokore&ccedil;&ccedil;isi, esnafı, k&ouml;yl&uuml;s&uuml;, memuru, iş&ccedil;isi, zengini, fakiri, orta hallisi bunu yapıyor&#8230; Siyaset&ccedil;isi de bunu yapacak, yapmak zorunda, başka yolu yok&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1242/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mirabella&#8217;ya mektuplar - III</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1025</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1025#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Mar 2009 00:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>anlayış</category><category>anı</category><category>çaresizlik</category><category>baba</category><category>deneme</category><category>deniz</category><category>deniz kızı</category><category>dua</category><category>edebiyat</category><category>eksi ekso</category><category>fazla</category><category>gece</category><category>hayat</category><category>i am your bastard wings</category><category>ilah</category><category>koku</category><category>korku</category><category>kış</category><category>mektup</category><category>mirabella</category><category>o god they ve frozen</category><category>otobüs</category><category>secde</category><category>sevgi</category><category>sevgili</category><category>seyahat</category><category>sigara</category><category>sokak</category><category>su</category><category>tanrı</category><category>yas</category><category>yolculuk</category><category>yorum</category><category>zaman</category><category>şehir</category><category>şiir</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1025</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Mirabella&#8230; Sana sokaklardan fazlasını sunamadım&#8230;&#160; Kaldırımlara d&#252;şen yağmur damlalarından fazlasını da&#8230; Kış soğuğunda pa&#231;alarımızdan i&#231;eri giren egzoz dumanlarının sıcağı yeter sandım&#8230; Bu d&#252;nyaya ait, ikimizin d&#252;nyasına &#231;ok uzak arabaların kulağımıza bıraktığı iz&#8230; Yanı başımda uyandığın an araladığın perdeden i&#231;eri giren sabah g&#252;neşi&#8230; Ellerinle g&#252;neşi yatağıma getirmen, ve tabii ki yine olağanca zarafetinle&#8230; Yastığımda bıraktığın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/03/kurabiye.jpg" />Sevgili Mirabella&#8230; Sana sokaklardan fazlasını sunamadım&#8230;&nbsp; Kaldırımlara d&uuml;şen yağmur damlalarından fazlasını da&#8230; Kış soğuğunda pa&ccedil;alarımızdan i&ccedil;eri giren egzoz dumanlarının sıcağı yeter sandım&#8230; Bu d&uuml;nyaya ait, ikimizin d&uuml;nyasına &ccedil;ok uzak arabaların kulağımıza bıraktığı iz&#8230; Yanı başımda uyandığın an araladığın perdeden i&ccedil;eri giren sabah g&uuml;neşi&#8230; Ellerinle g&uuml;neşi yatağıma getirmen, ve tabii ki yine olağanca zarafetinle&#8230; Yastığımda bıraktığın sa&ccedil; kokun&#8230; Sana ten kokumdan fazlasını sunamadım&#8230; H&uuml;crelerimi anlayışla harmanladım, kendi huysuzluğumdan korktum&#8230; Geceleri sen uyurken yanı başımda, ben d&uuml;nyayı gezdim&#8230; Her babadan biraz huysuzluk<span id="more-1025"></span> topladım ki; sana olan kızgınlığım on dakikayı ge&ccedil;mesin&#8230; Baba kızgınlığı işte, bilirsin&#8230;&nbsp;</p>
<p>Ama yetmedi, ne yaparsın? Yetiremedim&#8230; Soğuktan kızarmış ellerini nefesimle ısıtmak&#8230; Donmuş burnunu ellerimle hayata d&ouml;nd&uuml;rmek&#8230; Deniz kızı kirpiklerinden sana şiirler hediye etmek yetmedi&hellip; Sokaklar benimdi her zaman ve sen&#8230; Şimdi benim olsa da bu tarla yok korkuluğum&#8230; &quot;D&uuml;ş&uuml;k ihtimalli d&uuml;şlerden d&uuml;ş&uuml;ş anları&quot; derim ben bu anlara&#8230; Elimin elinde olması yeter sanarım&#8230; Bilirim ki; sana y&uuml;z&uuml;k alsam sigaramı alacak kız l&acirc;zım&#8230;&nbsp;Bunca yokluk, bunca &ccedil;aresizlik i&ccedil;inde yine de şunu bil ki;&nbsp;</p>
<p>Farkındayım senin&#8230; G&ouml;r&uuml;yor ve hissediyorum&#8230;&nbsp;</p>
<p>Şehirlerarası otob&uuml;slerde evrimleşerek yok olmuş kanatlarının&#8230; İl sınırları arasında mekik dokuduğun tekerlekli tabutlarda neler hissettiğinin idrakindeyim&#8230; A&ccedil;ılıp kapanmaktan bit&acirc;p d&uuml;şm&uuml;ş g&ouml;z kapaklarının ve zaman zaman secdeye koyduğun alnının&#8230; &Ouml;ylece duruyorum sanma olduğum yerde&#8230; Masamın &uuml;zerinde duran, parmaklarımın emrindeki &ccedil;akmağım, onun emrindeki tabakam, i&ccedil;indeki t&uuml;t&uuml;n&uuml;m, senin emrindeki beynim&#8230; Hepimiz senin i&ccedil;iniz&#8230; Senin i&ccedil;in dua ediyoruz&#8230; Senin i&ccedil;in yanıyoruz&#8230; İnanmazsın ki&#8230; İnanma&#8230; Ne dedik de inandın ki zaten?&#8230; S&ouml;ylesene; hangi hayalimizi astın r&uuml;yadan im&acirc;l edilmiş, &ccedil;atısız evinin duvarına? S&ouml;yleriz inanmazsın&#8230; Yanarız umursamazsın&#8230; </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1025/feed</wfw:commentRss>
<enclosure url="http://mineorecords.com/mp3/eksi-ogo.mp3" length="7605373" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Oha! Michael Jackson ÖLMÜŞ!</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1373</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1373#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 10:30:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Günce &amp; Güncel]]></category>
<category>26 haziran 2009</category><category>arkadaş</category><category>çocuk</category><category>çocukluk</category><category>ölüm</category><category>büyümek</category><category>die</category><category>insan</category><category>michael jackson</category><category>michael jackson un ölümü</category><category>tanrı</category><category>yaş sendromu</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=1373</guid>
		<description><![CDATA[Başlıktan da anlaşılacağı &#252;zere b&#246;yle karşıladım ben &#246;l&#252;m&#252;n&#252;&#8230; Hi&#231; abartmıyorum&#8230; Sabah uyandığım zaman sağda solda gaipten sesler geldi kulağıma, &#34;Michael Jackson &#246;lm&#252;ş&#34; diye&#8230; Yanlış duymuşumdur diye d&#252;ş&#252;nd&#252;m&#8230; Sonra servisteki arkadaşlar kendi aralarında konuşurlarken duydum, yine inanmadım&#8230; Vardır bir şey altında bunun, &#246;ld&#252; diye asparagas &#231;ıkmıştır dedim&#8230; Ama iş yerine gelip interneti a&#231;tığım zaman anladım ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/06/michael_jackson.jpg" />Başlıktan da anlaşılacağı &uuml;zere b&ouml;yle karşıladım ben &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;&#8230; Hi&ccedil; abartmıyorum&#8230; Sabah uyandığım zaman sağda solda gaipten sesler geldi kulağıma, &quot;Michael Jackson &ouml;lm&uuml;ş&quot; diye&#8230; Yanlış duymuşumdur diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m&#8230; Sonra servisteki arkadaşlar kendi aralarında konuşurlarken duydum, yine inanmadım&#8230; Vardır bir şey altında bunun, &ouml;ld&uuml; diye asparagas &ccedil;ıkmıştır dedim&#8230; Ama iş yerine gelip interneti a&ccedil;tığım zaman anladım ve aynı tepkiyi verdim&#8230; &quot;Oha! Michael Jackson &ouml;lm&uuml;ş!&quot; Ben ki, &ouml;l&uuml;m&uuml; &ccedil;ok olağan karşılayan bir insanım, bu sinir bozucu &ouml;zelliğimi&nbsp;yakın etrafımdakiler bilirler&#8230; Peki, neydi beni bu &ouml;l&uuml;me bu kadar şaşırtan şey? S&ouml;yleyeyim; &quot;inanmak istememem!&quot;&#8230; Peki, &quot;neden inanmak istemiyorsun?&quot; diyen olursa da; cevabım &quot;eğer onun &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kabullenirsem resmen b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml; kabullenmiş olurum lan! &quot; olur&#8230; Evet, Michael Jackson &ouml;ld&uuml;, onunla birlikte bir devir kapandı&nbsp;ve yaşıtım olan milyonlarca arkadaşımla birlikte Tanrı ile&nbsp;&quot;Siz artık b&uuml;y&uuml;d&uuml;n&uuml;z&quot;&nbsp;anlaşmasını imzaladık&#8230; Hayırlı olsun&#8230;&nbsp;<br />
<span id="more-1373"></span><br />
&Ouml;l&uuml;m haberini iş yerinde ilk okuduğum zaman g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;ne direkt şu manzara geldi&#8230; Torunum arkadaşlarıyla birlikte yanıma gelmiş,</p>
<p>- Oğlum, benim dedem Michael Jackson hayattayken varmış lan!<br />
- Hadi be inanmam!<br />
- İnanmazsanız gelin soralım kiii?<br />
- Dede, sen Michael Jackson hayattayken ka&ccedil; yaşındaydın?<br />
- Senin yaşlarındaydım yavrııııımmm! &Ouml;hh&ouml; &ouml;hh&ouml;! Hatta &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde (!) yeni memır olmuş idim! Daha &uuml;&ccedil; aylıktım&#8230; İş yerinde okumuştum &ouml;l&uuml;m haberini, d&uuml;n gibi hatırımda!<br />
- Yaaaa! Ben size demiştiiiimmm! Şiştiniz miiiiiiiiii?</p>
<p>Ya! Ya! Şiştiler sevgili torunum, şiştiler&#8230; Allah&#8217;ım, b&uuml;y&uuml;mek istemiyorum lan! Toruna da gıcık kaptım şimdiden&#8230; Evlenmeyerek ve hi&ccedil; &ccedil;ocuk yapmayarak senin d&uuml;nyaya gelmeni engelleyeceğim torun&#8230; &Uuml;zg&uuml;n&uuml;m&#8230; Hem daha ne torunu, ne &ccedil;ocuğu! Michael Jackson &ouml;ld&uuml;yse ne olmuş? Daha James Hetfield var g&ouml;ndereceğimiz &ouml;l&uuml;ms&uuml;zlerden(!)&#8230; Hah! Biri C&uuml;neyt Arkın mı dedi? Evet, evet&#8230; Evet&#8230; Bunları g&ouml;ndermeden b&uuml;y&uuml;mek bizim neyimize?</p>
<p>( &#8230; daha nereye kadar ka&ccedil;acağız bakalım &#8230;&nbsp;)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/1373/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mirabella&#8217;ya mektuplar - II</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/719</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/719#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 22:36:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>acı</category><category>anı</category><category>aşk</category><category>ağlamak</category><category>çocuk</category><category>ölüm</category><category>deneme</category><category>doğmak</category><category>edebiyat</category><category>erkek</category><category>gözyaşı</category><category>gülmek</category><category>hayat</category><category>istek</category><category>istemek</category><category>kadın</category><category>kent</category><category>korku</category><category>kış</category><category>mektup</category><category>mirabella</category><category>rosemarys baby</category><category>sevgi</category><category>sevgili</category><category>soundtrack</category><category>su</category><category>tanrı</category><category>tren</category><category>tırnak</category><category>yazı</category><category>yaşam</category><category>yol</category><category>yolculuk</category><category>yorum</category><category>zaman</category><category>şehir</category><category>şeytan</category><category>şiir</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[Her gece yarısı yıldızlarla aldatıyorum bu kenti&#8230; Ne yapayım? Elimden gelen bu&#8230; Sevgili Mireballa&#8230; Fark etmişsindir, mektubuma isminle başlamadım ve direkt olarak bir &#231;aresizlik c&#252;mlesi kurdum&#8230; Zira, adın artık her zaman bir &#231;aresizlik c&#252;mlesinden sonra gelecek&#8230; Bunu &#246;ğrenmeni istedim&#8230; Bir kalbi durdurursun, bir erkeği baştan &#231;ıkartırsın ama sen de adın gibi biliyorsun ki; i&#231;indeki &#231;ocuğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/01/rosemarys-baby-mirabella.jpg" />Her gece yarısı yıldızlarla aldatıyorum bu kenti&hellip; Ne yapayım? Elimden gelen bu&hellip; Sevgili Mireballa&hellip; Fark etmişsindir, mektubuma isminle başlamadım ve direkt olarak bir &ccedil;aresizlik c&uuml;mlesi kurdum&hellip; Zira, adın artık her zaman bir &ccedil;aresizlik c&uuml;mlesinden sonra gelecek&hellip; Bunu &ouml;ğrenmeni istedim&hellip; Bir kalbi durdurursun, bir erkeği baştan &ccedil;ıkartırsın ama sen de adın gibi biliyorsun ki; i&ccedil;indeki &ccedil;ocuğu aldırmanın imk&acirc;nı yok&hellip; Bunun i&ccedil;indir ne kadar b&uuml;y&uuml;sek de ağlamamız ve kırılmamız&hellip; Kabul ediyorum, canımı yaktın&hellip; Ama yapabilirim&hellip; K&uuml;&ccedil;&uuml;kken, babamın sırtına &ccedil;ullanıp at&ccedil;ılık oynayamadım&hellip; Şimdi, sırtıma binmiş şeytanlar&hellip; Seni ve bin bir t&uuml;rl&uuml; pisliği aklıma sokuyorlar&hellip; Ama yapabilirim&hellip; Evet, yapabilirim; Bir trene binebilir<span id="more-719"></span> ve camdan denize bakabilirim&hellip; Yatağımı ısıtabilirim, bir &ccedil;ocuğu sevindirebilir ve sağ omzu yaralı, esmer tenli bir g&uuml;vercini iyileştirebilirim&hellip; Şeytanlar sevgisizliğimi mazeret edinip &ccedil;ok geldiler &uuml;st&uuml;me&hellip; Onları ve seni yenebilirim&hellip; On d&ouml;rt yaşımda ilk &ouml;p&uuml;şmemi yaşadığım sarışın, şehirli kızın kasıklarıma yaydığı haz duygusuna havale ederim seni ve ge&ccedil;erim&hellip; Birka&ccedil; kızın memesinden daha doğmamış &ccedil;ocuğuma kan sağabilirim&hellip; Bir tren camından bakarım ve Bodom&rsquo;un &Ccedil;ocukları tırmalar kulağımı&hellip; Kendimi bulurum&hellip; Senin canın sağ olur, ben ardıma d&acirc;hi bakmam, y&uuml;r&uuml;r&uuml;m&hellip;</p>
<p align="left">Bu sabah mı;<br />
Boş ver, lanet olasıca bu sabahı&hellip; G&uuml;vercinler konmadılar pencereme zaten&hellip; U&ccedil;up gittiler, seni ardımda bırakıp kat ettiğim sisli yollara doğru&hellip; Yol &ccedil;izgilerinden sıkılıp k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir zaman aralığında g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakan birka&ccedil; şehirlerarası yolcunun umudu olmaları gereklidir belki&hellip; Tıpkı senin gibi&hellip; Kanatlarını &ccedil;ektin tırnak kenarları yenmiş ellerimden&hellip; Benim suyum bundan b&ouml;yle kırmızı, g&ouml;z kapaklarım mor, ellerim koyu mor&hellip; Ben bedenime yery&uuml;z&uuml;nde bi&ccedil;ilmiş rol&uuml; &ccedil;oktan kaptım&hellip; Artık salt ruha b&uuml;r&uuml;nmeyi beklemek zamanım&hellip;</p>
<p align="left">Şimdi sen d&uuml;ş&uuml;n;<br />
Kimin sırtını &ccedil;izecek, Tanrı&rsquo;nın doğuştan t&ouml;rp&uuml;lediği narin tırnakların&hellip; Kime umut olacak g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; işaret eden kirpiklerin? Kimin i&ccedil;in milyonlarca kez kapanıp a&ccedil;ılacak şeffaf g&ouml;z kapakların? Cidden merak ediyorum; Hangi bir erkeğe daha kin kusturacak anılarımda boynumda, şu saniyelerde ise zihnimde dolaşan yılan dilin? Acısam mı sana yoksa ağlasam mı? Bir beden daha isteyip Tanrı&rsquo;dan yalvar yakar, tekrar mı doğsam bedenine bir kahraman gibi&hellip; Bir kahraman harcamaya daha vaktin var mı?</p>
<p align="left">Her şey anlamsızlaşıyor&hellip; Her şey;<br />
Ne zaman yazmaya kalksam hep bir harfim eksik&#8230; Adının baş harfi incinir diye korkuyorum&#8230; Bir kadın neden bu kadar g&uuml;zel olur ki? B&ouml;yle ama&ccedil;sız, b&ouml;yle başı boş&#8230; &Ccedil;ok g&uuml;zelsin&#8230; Gereğinden fazla g&uuml;zel&#8230; Bir noktadan sonra her şey gibi anlamsızlaşıyorsun&#8230; Girdabında kaybolmak &ouml;yle acı verici, &ouml;yle g&uuml;zel ki&hellip; Bir kış g&uuml;n&uuml; soğuktan akan burnunu şiirlerimle silmek&hellip; Yine, inadına, isteyerek ve bilerek g&ouml;ğs&uuml;nde g&uuml;lerek &ouml;lmek&hellip; G&uuml;lmek ve y&uuml;r&uuml;mek&hellip; Şeytanın mızrağına, u&ccedil;ları sivri tırnaklarına tam kalbimi denk getirerek&hellip;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/719/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>[Mabel Matiz] Röportajı</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/799</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/799#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 03:37:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Röportajları]]></category>
<category>amatör müzik</category><category>ankara</category><category>anı</category><category>arafta</category><category>aşk</category><category>beyefendi</category><category>fotoğraf</category><category>gece</category><category>gitar</category><category>hayat</category><category>hercai menekşe</category><category>insan</category><category>internet</category><category>istanbul</category><category>kahkaha ve hüzün sadri alışık</category><category>kül hece</category><category>keman</category><category>kitap</category><category>kış</category><category>mabel</category><category>mabel matiz</category><category>müzik</category><category>müzisyen</category><category>mp3</category><category>myspace</category><category>nostalji</category><category>patel</category><category>portre</category><category>röportaj</category><category>sadri alışık</category><category>söylese o ben söyleyemem</category><category>sevgi</category><category>sevgili</category><category>sokak</category><category>stüdyo</category><category>ve bizim çocuklar</category><category>yorum</category><category>zaman</category><category>şarkı</category><category>şüpheli şarkıların şairi</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/?p=799</guid>
		<description><![CDATA[


Mabel Matiz - S&#246;ylese O Ben S&#246;yleyemem
Daha Fazlası İ&#231;in: www.myspace.com/mabelmatiz

Soğuk bir kış gecesine denk geliyor Mabel Matiz ile karşılaşmam&#8230; &#199;ok karışık duygular i&#231;inde olduğum bir g&#252;n&#252;n gecesi&#8230; Daha o g&#252;n turlanan Kızılay sokakları&#8230; Arşınlanan gri kaldırımlar, didik didik edilen kitap&#231;ılar ve kitap kokusu&#8230; Aranan bir kitap ve kitabı bulmanın sevinci&#8230; &#8220;Kahkaha ve H&#252;z&#252;n:&#160; Sadri Alışık&#8221;&#160;&#160;&#160;Ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img class="" alt="Mabel Matiz R&ouml;portajı" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/02/mabel_matiz_parantezicihayatlar_roportaji.png" /></p>
<p><span id="more-799"></span></p>
<div class="thumbs" align="right"><object type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.parantezicihayatlar.com/player.swf" width="200" height="30" id="audioplayer2"><param name="movie" value="http://www.parantezicihayatlar.com/player.swf" /><param name="FlashVars" value="playerID=2&amp;bg=0x000000&amp;leftbg=0xffffff&amp;lefticon=0x000000&amp;rightbg=0xffffff&amp;rightbghover=0xffffff&amp;righticon=0x000000&amp;righticonhover=0x000000&amp;text=0xffffff&amp;slider=0x000000&amp;track=0xffffff&amp;border=0x000000&amp;loader=0xffffff&amp;&#038;soundFile=http://cache03-music02.myspacecdn.com/58/full_509e87888b474a96a1ade44feffb2133.mp3" /><param name="quality" value="high" /><param name="menu" value="false" /><param name="wmode" value="transparent" /></object><font face="Times New Roman"><br />
Mabel Matiz - S&ouml;ylese O Ben S&ouml;yleyemem<br />
</font><strong>Daha Fazlası İ&ccedil;in: </strong><a target="_blank" href="http://www.myspace.com/mabelmatiz"><strong>www.myspace.com/mabelmatiz</strong></a></div>
<p class="thumbs" align="center"><img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/02/not.png" /><br />
Soğuk bir kış gecesine denk geliyor Mabel Matiz ile karşılaşmam&hellip; &Ccedil;ok karışık duygular i&ccedil;inde olduğum bir g&uuml;n&uuml;n gecesi&hellip; Daha o g&uuml;n turlanan Kızılay sokakları&hellip; Arşınlanan gri kaldırımlar, didik didik edilen kitap&ccedil;ılar ve kitap kokusu&hellip; Aranan bir kitap ve kitabı bulmanın sevinci&hellip; <strong>&ldquo;<a rel="lightbox" href="http://farm1.static.flickr.com/109/306925156_5328dd5248_m.jpg">Kahkaha ve H&uuml;z&uuml;n:&nbsp; Sadri Alışık</a>&rdquo;</strong>&nbsp;<span id="fck_dom_range_start_1233801248718_18">&nbsp;</span>&nbsp;Ve bir başına eve d&ouml;n&uuml;şte yol boyu i&ccedil;inde kaybolunan nostaljik sayfalar&hellip; Sevdiğine<strong> &ldquo;Siz&rdquo;</strong> diye hitap eden beyefendiler&hellip; En &ccedil;ok bu duygulandırdı beni yolda okuyabildiğim kısımda&hellip; <strong>&ldquo;Ne kadar acı&hellip; Kalmadı b&ouml;ylesi&rdquo;</strong> diyerek, hayıflanmalar&hellip;</p>
<p align="center">Yorgunluktan ve duygu yoğunluğundan olsa gerek, eve gelir gelmez bir uyku basması&hellip; Ama son bir gayretle <strong>&ldquo;Okurlardan E-Posta var mıdır?&rdquo;</strong> diye, a&ccedil;ılan bilgisayar&hellip; Birka&ccedil; posta i&ccedil;inde bir<strong> &ldquo;Myspace arkadaşlık isteği&rdquo;&hellip;</strong> <strong>&ldquo;Kim bilir kim ekledi yine!&rdquo;,</strong> diye ince bir sitem&hellip;&nbsp; Dayanamamak ve bakmak&hellip;&nbsp;<br />
Ve &ouml;ylece kalmak&hellip;</p>
<p align="center">İnceden ve bir başına kulağa doğru s&uuml;z&uuml;len gitar n&acirc;mesi, ardından gelen ince ve kibar&nbsp; ses&hellip; S&ouml;zler ve tınıdaki zar&acirc;fet&hellip; Sabaha dek bu adamı dinledim&hellip; Uykum ka&ccedil;tı, h&uuml;z&uuml;nlendim&hellip; Sabaha dek şarkıları d&ouml;nd&uuml; durdu bilgisayarımda&hellip; Eski beyefendilerin ve sevdiğine<strong> &ldquo;Siz&rdquo;</strong> diye hitap eden adamların olduğu, y&uuml;z altmış sayfalık kitabı bitirdim bir gece i&ccedil;inde, m&uuml;zikleri eşliğinde&hellip;</p>
<p align="center">Kafaya koydum ve ne yaptım ne ettim ulaştım kendine&hellip; Birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde sonu&ccedil; aldım ve ilk r&ouml;portajını yapmaya ikna ettim&hellip; Kendisi İstanbul&rsquo;da, ben de Ankara&rsquo;da olduğum i&ccedil;in Msn Messenger adresini aldım&hellip; İlk g&ouml;z&uuml;me &ccedil;arpan kişisel iletisi oldu:&nbsp;<strong> &ldquo;Yakanızdaki g&uuml;l solmuş&hellip;&rdquo;</strong>&nbsp;&nbsp;Ne yapayım?<strong> </strong>İnceden g&uuml;l&uuml;msedim&hellip;<br />
<em><br />
<img class="" alt="" align="left" src="http://parantezicihayatlar.com/blog/wp-content/uploads/2009/02/roportaj.png" />Selamlar Mabel&#8230; İlk s&ouml;yleşi şansını bana verdiğin i&ccedil;in teşekk&uuml;r ediyorum &ouml;ncelikle&#8230;&nbsp;Seni tanıyabilir miyiz?</em></p>
<p align="center">Merhaba. &Uuml;niversite son sınıf &ouml;ğrencisiyim; 6 yıldır İstanbul&rsquo;da yaşıyorum. Okul dışında esasen m&uuml;zikle uğraşıyorum. Myspace macerası ile birlikte m&uuml;ziğimi daha iyi ifade edebilme ve &ouml;rnekleme şansı buldum.</p>
<p align="center"><em>Yeni yeni boy g&ouml;stermeye başladın internet d&uuml;nyasında&#8230; G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok internet sitesinde anılmaya başladın şarkılarınla&#8230; Myspace sayfası a&ccedil;maya nasıl karar verdin?&nbsp;<br />
Bunun en b&uuml;y&uuml;k nedeni neydi?</em></p>
<p align="center">İnternet &uuml;zerinden şarkı yayınlama fikri uzun s&uuml;re &ccedil;ok uzak geldi; bir de biraz fazla ketumum sanırım bu konularda, bilmiyorum&#8230; Zaten myspace sayfasını da bir arkadaşımın zoruyla a&ccedil;mıştım. Ama şimdi &ldquo;iyi ki de olmuş&rdquo; diyorum. Bu şarkıları paylaşmak g&uuml;zel.</p>
<p align="center"><em>İnternet harici herhangi bir mek&acirc;nda sahne alıyor musun,&nbsp;<br />
daha &ouml;nce aldın mı ya da almayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n?</em></p>
<p align="center">Herhangi bir yerde sahne almıyorum; daha &ouml;nce de almadım. Bu m&uuml;ziği şimdilik yalnız yapıyorum; yani birlikte &ccedil;aldığım ya da &ccedil;alabileceğim bir ekip s&ouml;z konusu değil hen&uuml;z. Zaten en b&uuml;y&uuml;k eksiğim de bu galiba. Belki bir kemancı olsa yanımda, misal, daha başka işler &ccedil;ıkardı.</p>
<p align="center"><em>Şarkılarının oluşum s&uuml;reci nasıl ger&ccedil;ekleşti? Nelerden etkilendin? Kayıt aşaması nasıl ger&ccedil;ekleşti?</em></p>
<p align="center">Şarkıların hikayeleri, oluşum s&uuml;re&ccedil;leri elbette uzun bir d&ouml;neme yayılıyor; kimi zaman bir &ouml;ğrenci yurdunda boş bir odada kalabalık bir caddeyi seyrederken, kimi zaman bir apartmanın loş bodrum katında ışığı ararken buldum onları. Etkilendiğim tek bir şey yok; &ccedil;ok klasik belki ama, &ouml;yle olma &ccedil;abası g&uuml;tmeksizin, hepsi de hayatın ucundan,&nbsp; kıyısından, az &ccedil;ok tanıdık resimler.. Bu arada kayıtları ev ortamında kendim yapıyorum. Zaten genellikle gitar ve vokalden oluşan sade kayıtlar bunlar.</p>
<p align="center"><em>Tarzın, ses tonun ve bestelerin bana &ccedil;ok farklı ve daha &ouml;nce hi&ccedil; karşılaşmadığım kadar farklı geldi&#8230; &Ccedil;ok değişik bir tarz yarattığını rahatlıkla s&ouml;yleyebilirim&#8230; Bu konu hakkında ne demek istersin?</em></p>
<p align="center">Tarz yarattım diyemem ancak, ben de melodi ve s&ouml;zlerin genelinde ortak bir duygu b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Kendi yaptığım şey &uuml;zerine konuşmak tabi ki biraz rahatsız edici. Diğer yandan da, benim bir şekilde kendime &ldquo;doğa&rdquo; edindiklerim, bir başkasına değişik ve ilgin&ccedil; geldiğinde, asıl ben merak ediyor ve soruyorum: neye g&ouml;re bu fark duygusu, nedir karşıdan bakınca bu fotoğrafı ilgin&ccedil; kılan? Soruya soruyla cevap vermiş oldum şimdi ama&#8230;</p>
<p align="center"><em>Şarkılarının g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok insan tarafından benimsenmesi ve yayılması sana neler hissettirdi?&nbsp;<br />
Bu beklediğin bir şey miydi?</em></p>
<p align="center">Şarkıların duyulması, anlaşılması, bir yerlerde birilerinde izler bırakması beni &ccedil;ok mutlandırıyor; mutlandırır. &Ccedil;ok hayalperest bir insanım aslında, ama yine de, bu o kadar da beklediğim bir şey değil.</p>
<p align="center"><em>Bu paylaşımlarının devamı gelecektir muhtemelen&#8230; İlerisi i&ccedil;in neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun?</em></p>
<p align="center">Daha profesyonel şartlarda, daha &ouml;zg&uuml;r ve zengin işler &ccedil;ıkarabilmeyi isterim. Bu da ancak &ccedil;ok &ccedil;alışmakla, yenilgilerden anlam &ccedil;ıkarabilmekle, kendi talihini yine kendi&nbsp; onmazlığından yaratmakla olabilecek bir şey sanırım, benim gibi biri i&ccedil;in&#8230; Uzun ve yoğun zamanlar gerek&#8230; Bir de kafa dengi bir kemancı bulsam, ne g&uuml;zel olurdu hani! =)</p>
<p align="center"><em>E heh! O zaman biz de buradan duyurmuş olalım&hellip; &ldquo;Keman&rdquo; &ccedil;alan arkadaşlar &ccedil;ıkar belki&hellip; Y&uuml;z&uuml;n&uuml; olduk&ccedil;a gizli tutuyorsun&#8230; Pastel renklerle ve amat&ouml;rce &ccedil;izilmiş bir portren harici y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek neredeyse imk&acirc;nsız&#8230; O portrenin &ouml;zel bir anlamı mı var? Bunun sebebi nedir?</em></p>
<p align="center">M&uuml;zikte bir g&ouml;rsellik olması gerektiğine inanmıyorum, bu gibi şeyler tercih meselesidir. Şarkılardaki hissiyat birilerinin kanına karışacak, kalbine ruhuna ge&ccedil;ecek ise, bu y&uuml;z&uuml;mle, etimle, cismimle değil, yine ruhumdan kopan / kopacak bir şeyler aracılığıyla olacak. Olmalı. Bu gizlilik, olağan&uuml;st&uuml; bir &ccedil;abanın &uuml;r&uuml;n&uuml; değil; dışarıdaki kalabalıktan biri, ona dair herhangi olağan bir par&ccedil;a olduğunu bilmenin verdiği sıradanlıktan aslında.</p>
<p align="center">O pastel renklerle bezeli portre, &ccedil;ok sevdiğim bir arkadaşımın beni &ccedil;izdiği ve boyadığı, bir eski zaman hatırasıdır. Hi&ccedil;bir fotoğrafta bu kadar &ldquo;ben&rdquo; olamayacağımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;mden belki, onu bu şarkıların y&uuml;z&uuml; se&ccedil;miş bulunmaktayım.</p>
<p><center><em>Bu r&ouml;portaj bitecekse burada, bu anda bitmeli&#8230; B&ouml;yle muhteşem bir cevapla&#8230; Bit!</em></center></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/799/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Danell&#8230;</title>
		<link>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/391</link>
		<comments>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/391#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 00:05:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cihan TEKİN</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Denemeleri]]></category>
<category>adı yok dergisi</category><category>akdeniz</category><category>ankara</category><category>antakya</category><category>cami</category><category>carpe diem kitap</category><category>deneme</category><category>edebiyat</category><category>ermeni</category><category>hıristiyan</category><category>insan</category><category>iskenderun</category><category>islam</category><category>kürt</category><category>kilise</category><category>kuran-ı kerim</category><category>lise</category><category>müslüman</category><category>türk</category><category>yaşam</category>
		<guid isPermaLink="false">http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/391</guid>
		<description><![CDATA[İki yıldır Ankara&#8217;da ik&#226;met ediyorum. Bana g&#246;re değil bu didişme ortamı. Yolda y&#252;r&#252;rken dahi nefes alamadığımı hissediyorum. Eğer bir &#252;lkede inandığınız din bile kavga sebebi olmuşsa ve siz gen&#231;seniz ger&#231;ekten g&#246;zlerinizdeki ışık s&#246;n&#252;yor. &#199;&#252;nk&#252; gen&#231;siniz ve &#252;topyalarınız var. İnanmak istiyorsunuz iyiye ve g&#252;zele&#8230; Hatta &#246;yle ki sınırsız bir d&#252;nya kurulabileceğine olan inancınız oluyor. İskenderun&#8217;da yaşadığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="left"><img alt="" align="left" src="http://files.myopera.com/parantezicihayatlar/files/Old-woman.jpg" />İki yıldır Ankara&#8217;da ik&acirc;met ediyorum. Bana g&ouml;re değil bu didişme ortamı. Yolda y&uuml;r&uuml;rken dahi nefes alamadığımı hissediyorum. Eğer bir &uuml;lkede inandığınız din bile kavga sebebi olmuşsa ve siz gen&ccedil;seniz ger&ccedil;ekten g&ouml;zlerinizdeki ışık s&ouml;n&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gen&ccedil;siniz ve &uuml;topyalarınız var. İnanmak istiyorsunuz iyiye ve g&uuml;zele&#8230; Hatta &ouml;yle ki sınırsız bir d&uuml;nya kurulabileceğine olan inancınız oluyor. İskenderun&#8217;da yaşadığım sekiz yıl boyunca bu histen &ccedil;ok uzaktım. Lise yıllarım geliyor aklıma&#8230; Her mezhepten, dinden, ideolojiden, uyruktan arkadaşım vardı ve i&ccedil; i&ccedil;e okuyorduk. Arap Yusuf&#8217;u&nbsp;&nbsp; <strong>&quot;&Uuml;j-bej!&quot;</strong> diyerek kızdırmak ne de g&uuml;zeldi! K&uuml;rt Ferhat devamlı defterine<span id="more-391"></span>&nbsp;memleketi <strong>&quot;Dersim&quot;</strong> ile ilgili bir şeyler karalardı. Hem de K&uuml;rt&ccedil;e olarak&#8230; Merak edip K&uuml;rt&ccedil;e &ouml;ğrenmişliğim bile vardı kendisinden.<br />
&nbsp;<br />
&Uuml;niversite bambaşkaydı&#8230; Kamp&uuml;s&uuml;m&uuml;z Belen&#8217;e yakın bir dağ başındaydı. Bir g&uuml;n bir arkadaşımı evinden alacaktım. Evlerine ilk kez gideceğim i&ccedil;in şaşkın &ouml;rdek gibiydim. Kayboldum&hellip; Akdeniz&#8217;in yakıcı g&uuml;neşini, insanı eriten sıcağını bilmeyen yoktur. &Ccedil;ok susamıştım&#8230; Kapısının &ouml;n&uuml;n&uuml; s&uuml;p&uuml;ren yaşlı bir teyze g&ouml;rd&uuml;m. Hem adresi sorup hem de bir bardak su istemeye karar verdim. Beni &ccedil;ok şaşırtan bir samimiyetle i&ccedil;eri davet etti. <strong>&quot;Gel sana &ccedil;ay vereyim, hararetini alır. Su kesmez seni şimdi. Sen gen&ccedil; adamsın&quot;</strong> dedi. <strong>&quot;İşte, Anadolu teyzesi&quot;</strong> diye hafif esprili bir havada mırıldandım i&ccedil;imden. Beni misafir odasına aldı ve kendisi &ccedil;ay koymak i&ccedil;in mutfağa gitti. Evin duvarlarını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde &ccedil;ok şaşırdım. Her yerde Ha&ccedil; işaretleri, İsa fig&uuml;rleri vardı. Ve duvarda asılı bir İncil&#8230; Kendimi kilisede gibi hissettim. Şaşkın şaşkın etrafı izlerken teyze elinde &ccedil;ay ile geldi. &Ouml;n&uuml;me &ouml;zenle bir sehpa &ccedil;ekti. <strong>&quot;Al, bakalım! Afiyet olsun</strong>&quot; dedi ve karşı koltuğa oturdu. Y&uuml;z&uuml;mdeki şaşkın ifadeyi fark etmiş olacak ki muhabbete başladı. Hangi okulda okuyorsun, vesaire derken muhabbetimiz koyulaştı. Kendi hik&acirc;yesini anlatmaya başladı:<br />
&nbsp; <br />
Teyzenin bir kızı varmış ve şizofrenmiş. Evden ka&ccedil;mış ve yıllardır haber alamamış. Umudunu kesmiş. Amerika&#8217;da yaşayan bir oğlu varmış ve adı Radcliff&#8230; Onlarca defa annesini yanına almaya yeltenmiş ama teyze her seferinde reddetmiş. G&ouml;z&uuml; biraz halıya daldı ve bana d&ouml;n&uuml;p i&ccedil;imi titreten o, c&uuml;mleleri sıraladı: <strong>&quot;Oğlum, ben bu topraklara alıştım. Buradan gidemem artık. Burada hem Kilise hem Cami var. Kilise kaldırır cenazemi ama komşularımda ardımdan Fatiha okur, namaz kılar. Bunu oralarda yaşayamam!&quot;</strong> <br />
&nbsp;&nbsp; <br />
O anki hislerimi anlatmaya kalksam, ne dil dayanabilir ne de kalem. V&uuml;cudumdaki b&uuml;t&uuml;n t&uuml;yler esas duruşa ge&ccedil;ti, kalp atışlarımın ritmi bozuldu adeta. Kalkıp teyzeye sarılacak oldum ama yapamadım. Ağlamaktan &ccedil;ekindim. Ben, teyzeyi ilk defa kapının &ouml;n&uuml;nde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde i&ccedil;imden <strong>&quot;İşte, Anadolu teyzesi&quot;</strong> diye ge&ccedil;irmiştim. Hani duvarında <strong>Kuran-ı Kerim</strong> asılı olan, d&ouml;şeği olan, oturma odasında <strong>&quot;somya&quot;,</strong> televizyonun &uuml;zerinde işlediği dantel olan teyze. Hepimizin bildiği Anadolu teyzesi yani. O an kalıplardan, &ouml;n yargılardan tiksindim. Hayat bizim sandığımızdan da daha &ccedil;ok rengi barındırıyor i&ccedil;inde ve her renk kendi i&ccedil;inde g&uuml;zel.</p>
<p align="center">Bu duygulara kapılıp gitmişken, hele ki kendimi evimde hissederken aklıma arkadaşım geldi. Oradan kalkıp gitmek i&ccedil;imden gelmese de kendimi zorlayarak kalktım. Kapıdan &ccedil;ıkarken teyze montumu &uuml;zerime giydirdi. Kendi elleri ile hem de&#8230; <strong>&quot;Yine gel, beklerim&quot;</strong> derken aniden bir şeyi fark ettim ve sordum: <strong>&quot;Teyze, o kadar muhabbet ettik ama ben senin adını bile bilmiyorum&quot;.</strong> G&ouml;zlerime baktı, hafif&ccedil;e bir g&uuml;l&uuml;msedi ve <strong>&quot;Danell&quot;</strong>, dedi. Aklım iyice karman &ccedil;orman olmuşken ağzımdan sessizce şu c&uuml;mle &ccedil;ıkıverdi: <strong>&quot;Hıristiyan bir Anadolu teyzesi, Danell teyze, ha!&quot;.</strong> Kısık sesle mırıldandığım i&ccedil;in duymadı ve <strong>&quot;Efendim&quot;</strong> dedi. <strong>&quot;Hi&ccedil;, teyze&#8230; Boş ver&quot;</strong> deyip elini &ouml;pt&uuml;m. Ve arkadaşımın evinde doğru yola koyuldum. Attığım her adımda hayatı binlerce c&uuml;mle ve renk ile sorguladım. Beynimden vurulmuş gibi bir hisle nefes aldım b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n. Ne okulda dersi anlayabildim, ne de arkadaşlarımla muhabbet edebildim. &Ouml;ylece sussun istedim insanlar. Sadece doğa, renkler ve kalpler konuşsun istedim. İşte, benim İskenderun, Antakya civarına olan tutkum buradan gelir. &Uuml;topya sandıklarımın ger&ccedil;ekte &uuml;topya olmadığını, bu evrende zaten olduğunu bana g&ouml;steren topraklar. Camilere <strong>&quot;Noel&rsquo;inizi kutlarız&quot;,</strong> kiliselere ise <strong>&quot;11 ayın sultanı, hoş geldin&quot;</strong> yazılabilen ve bundan kimsenin rahatsız olmadığı topraklar. Bir eve girseniz duvarında İncil, bitişiğindeki komşusuna girseniz Kuran-ı Kerim g&ouml;receğiniz topraklar.</p>
<p align="center">R&uuml;ya gibi ge&ccedil;en sekiz yılın ardından, iki yıldır Ankara&#8217;dayım ve g&ouml;zlerimin ferinin yavaş yavaş s&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hissediyorum. Ankara&#8217;da ge&ccedil;irdiğim iki senenin ardından kalemi elime aldığımda k&acirc;ğıda d&ouml;k&uuml;len birka&ccedil; c&uuml;mlem bunlar oldu:<br />
<strong><br />
&quot;Hafif yağmurun &ccedil;iselediği bir bahar ikindisi&hellip; Antakya&#8217;daydım ve St. Pierre&#8217;den baktım size&hellip; En tepeden, tarih kokan tepe&hellip; &Ccedil;ok sa&ccedil;ma g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordunuz&hellip; En az yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n yaşadığı kadarını &ccedil;ember i&ccedil;ine alıp, dışında kalanlara ateş edip duran insanlar kadar sa&ccedil;ma&hellip; Mantıksızlık fışkırıyordu kafanızın &uuml;zerinden bir yerlerden&hellip; O kadar şiddetliydi ki g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;&#8230; &Ccedil;ocuklar ağlıyordu, duyamıyordunuz&hellip;&quot;</strong></p>
<p align="center">Bu, karamsar satırlardan sonra anlıyorum ki umut dolu şiirler yazmak i&ccedil;in metropolde &uuml;topya sanılan şeyleri canlı tutmaya ihtiyacım var. Hi&ccedil;bir şey değil, sadece kalbimi okumaya ihtiyacım var. <strong>&quot;Kalbim&#8230; Hani Tanrı&#8217;nın ilk verdiği&#8230;&quot;</strong> Senden tek ricam bu&hellip; Dergiyi okuyup, kapağını kapattıktan sonra bir de ona g&ouml;z at. <strong>Tarihi bir mek&acirc;nın duvarlarını s&uuml;sleyen yosunların sadeliğini hissedeceksin ciğerlerinde. Yeşile boyanacak her yan! Ve tarihin yalnız savaşlardan oluşmadığını g&ouml;receksin&hellip;<br />
</strong></p>
<p align="right"><font face="Comic Sans MS" color="#ff0000">Adı Yok Dergisi<br />
Sayı 45 / Temmuz 2008<br />
Carpe Diem Kitap</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://parantezicihayatlar.com/blog/archives/391/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
